ABD'de siyasi İslam tartışması

ABD'li meslektaşım, Türkiye uzmanı Nick Ludington, 11 Eylül olayının ABD'de yeni siyasi İslam tartışmaları getirdiğini düşünüyor.

ABD'li meslektaşım, Türkiye uzmanı Nick Ludington, 11 Eylül olayının ABD'de yeni siyasi İslam tartışmaları getirdiğini düşünüyor.
"İlk önemli yayın Prof. Bernard Lewis 'What Went Wrong?' (Ne Yanlış Gitti?) kitabında demokrasi ile siyasi İslam uyuşmazlığını vurguladı. Müslümanların iki temel alternatifle karşı karşıya olduklarını söyledi. Biri tüm kötülüklerin İslamiyet'in kutsal mirasının terk edilmesinden ileri gelmesiydi. Çaresi idealize edilen geçmişe dönmekti. İran ve diğer köktendinci hareketler bunu yapıyordu. Diğeri, modernizasyon ve demokratik gelişmede İslam'ın rolünü suçlamak, Türk Cumhuriyeti'nin seçmiş olduğu laikliği savunmaktı" diyor.
Asıl dikkati üzerine çektiği yazı, Türkiye'de de görev yapmış bir eski CIA mensubu olan Graham Fuller'le ilgili.
Graham Fuller 1990'lı yılların başında, bir grup Türk aydınıyla beraber bir görüş yaymaya çalışmıştı. Ona göre Türkiye'nin çağa uyabilmesi ve bölgesinde gerçekten büyük ve etkili bir konuma geçebilmesi
için kendisini, modasının geçtiğini düşündüğü, Kemalizm'den mutlaka kurtarması gerekiyordu. Onun için de farklı ırklara (daha ziyade Kürt kökenlilere) ve dincilere hoşgörü göstermeliydi.
Aradan geçen yıllar Fuller'in değerlendirmelerinin ne kadar yanlış olduğunu, Kemalizm'in diğer Müslüman ülkeler için bile örnek olabileceğini, özellikle 11 Eylül'den sonra, gösterdi.
Nick Ludington, Türkiye'deki siyasi İslam değerlendirmelerinde Fuller'in görüşlerine yer veriyor:
"Graham Fuller bu ay yayımlanan Foreign Affairs dergisindeki 'The Future of Political İslam' (Siyasi İslam'ın Geleceği) makalesinde farklı bir yaklaşım sergiledi. Siyasi İslam'ın demokrasiye kendini uydurabileceğini yazdı. Türkiye'deki Kemalist laikliğin din üzerinde baskı ve kontrol esasına dayandığını, bunun diğer Müslüman ülkelere örnek gösterilemeyeceğini öne sürdü. Bununla birlikte Türkiye'de demokrasinin devletin katı laiklik anlayışına egemen olmaya başladığını, giderek gelenekleri yansıtan İslami hareket ve partilerin ortaya çıkmasına izin vermeye başladığını, böylece model haline gelmekte olduğunu yazdı. Siyasi İslam'ın giderek Türkiye'de, Amerikan idealleriyle tam uyuşmasa da, göreceli olarak sorumlu bir güç haline geldiğini söyledi. Herhangi bir İslamcı parti için gerçek sınavın seçimle iktidarı almaları halinde, muhalefetteyken benimsedikleri demokrasi prensiplerine ne kadar bağlı kalacaklarıyla ortaya çıkacağını kaydetti. Fuller, AKP'yi 'demokrat ve modernist' olarak vasıflandırdı. Bundan dolayı da ABD tarafından kabul edilmeye layık olduğunu söyledi."
Nick'in dikkat çektiği bir başka kaynak ise, 'Jihad, The Trail of Political Islam' adlı kitap. Harvard Üniversitesi'nce bu yıl yayımlanan kitapta Fransız profesör Gilles Kepel, 11 Eylül bombalamasıyla siyasi İslam bir akım olarak her yerde zemin kaybetti diye yazdı. Türkiye de buna dahildi. 1995'te Erbakan'ın aldığı yüzde 21 oya rağmen Refah'ın İslamlaştırma programını uygulayamayıp ülkenin kontrol edemeyeceği laik kurumlarıyla çatıştığını hatırlattı.
Kepel 1999 seçiminden sonra siyasi İslam'ın artık, gittikçe daha liberal olan, laik sistemi çökertemeyeceğini anladığını, bundan dolayı da bu sistem içinde kendine yer aradığını öne sürdü.
Nick, Fuller'in gerekçelerini safça buluyor. Siyasi İslam'ın demokrasiye adapte olabileceği değerlendirmesinin, gittikçe daha belirginleşen delillere ters düştüğünü söylüyor. "Tüm sorulara
sadece dinin doğru yanıt vereceği inancıyla, siyasi sistem içindeki çoğulcu görüşlerin nasıl uyuşacağını söylemiyor" diyor. Kepel'in görüşünü makul buluyor. Ama askerin bu gelişmeye etkisini göz ardı etmesini eleştiriyor.
***
KİTAP NOTU: Emekli orgeneral
Sabri Yirmibeşoğlu Türk Silahlı Kuvvetleri içinde çok önemli görevlerde bulundu, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği de yaptı. İki ciltlik 'Askeri ve Siyasi Anılarım'dan sonra şimdi, 'Devleti Güçlü Kılmak', Kastaş Yayınevi'nce yayımlandı. Bu değerli askerin çeşitli ülke sorunu hakkındaki anılarıyla da yüklü görüşleri, konulara değişik bakış açıları getiriyor. Emekli askerlerin içerikli görüş açıklamalarından siyasilerin haberdar olmasında yarar yok mu?