ABD'de Vietnam dersi

ABD Irak'a yapacağını ilan ettiği askeri müdahale dolayısıyla şimdiye kadar görülmemiş</br>tartışmalar yaşıyor.

ABD Irak'a yapacağını ilan ettiği askeri müdahale dolayısıyla şimdiye kadar görülmemiş
tartışmalar yaşıyor.
Gün geçmiyor ki yeni bir askeri planın önemli noktaları açıklanmasın.
Bu durumu bazen anlayışla karşılıyorlar.
'Her görüş iyice tartışılmalı' diyorlar. Bazen de devletin gizli kalması gereken askeri sırlarının sızdırılmasını milli güvenlikleri için tehdit kabul edip sızdıranların FBI tarafından bulunması için harekete geçiyorlar.
Bu gidişle, ayrıntılar hariç, Irak'a olası
askeri müdahale planlarının esasları herhalde ortaya çıkacak. Üzerlerinde temel görüşler belirmiş olacak. Sonra Bush yönetimi bu ana hatları beliren planın kamuoyunca benimsenmesi için kampanya başlatacak.
ABD, Vietnam'da uğradığı yenilgiyi hâlâ unutmuş değil. Oradan aldığı derslerden biri; kamuoyuna iyi anlatılmayan bundan dolayı da benimsenmeyen savaşları kazanmanın güçlüğüyle ilgiliydi. Şimdi bu dersten yararlanıldığı söyleniyor.
Ankara'da başka havalar estirilse de,
ABD'de henüz ne tamamlanmış savaş planları
var ne de Başkan Bush'un bir karara vardığını gösteren işaretler ve bunlara dayanan Türkiye'den beklentiler.
Bu kargaşa içinde Başkan'ın bir önemli güvenlik danışmanının istifası dikkat çekti. İstifa eden, ABD'nin işlevi her geçen gün daha fazla önem kazanan, Özel Kuvvetleri'nin (ÖK) 1993-96 arasında komutanlığını yapmış olan emekli tümgeneral Wayne A. Downing idi.
Downing, sadece Çöl Fırtınası sırasında
Irak'ın 'Scud' füzelerinin imhası için sarf ettiği gayretlerle değil, komutanlığı döneminde Somali, Haiti ve Bosna Hersek harekatlarına ÖK ile yaptığı katkıdan dolayı da hatırlanır.
Washington'ın çeşitli kurumlarından,
"Irak ancak büyük kara gücü ve yoğun hava operasyonlarıyla dize getirilir" görüşleri gelirken, Downing ÖK'ye dayalı harekâtın geçerliğine inanıyordu. Görüşlerine yeterince
önem verilmediğini fark edince istifa etti. Oysa ABD, Vietnam'dan bu yana birçok önemli askeri müdahalesini, etkisi gittikçe büyüyen ÖK vasıtasıyla başarıya ulaştırmıştı. Bunlar arasında yer alan Panama müdahalesine benzer olup, daha büyük çapta gerçekleştirilecek bir ÖK'ye dayalı harekâtın Irak'ta da başarılı olacağını düşünen güvenlik uzmanları da var. Ancak bunlar, Afganistan'da
da görüldüğü gibi, en önemli unsurlar arasına çok yoğun hava bombardımanlarını da katıyorlar.
Başbakan Ecevit'in salı günü yaptığı bir uyarı kamuoyunun dikkatini bir savaş halinde Türkiye'nin uğrayabileceği saldırılar üzerine çekti.
ABD'nin bir süredir Irak çevresindeki,
başta İsrail olmak üzere yakın dostlarını Scud füzelerine karşı korumak için savunma sistemleri getirmekte olduğu haberleri veriliyordu.
Körfez savaşı sırasında da Türkiye'ye
İncirlik Üssü başta olmak üzere Patriot füze sistemleri getirilmişti. Şimdi aynı savunma yönteminin bütün bölgeye yayılacağı görülüyor.
Gündemde olan asıl olası Irak tehdidinin bu füzelerden ziyade, onların atacağı biyolojik ve kimyasal silahlardan kaynaklandığı muhakkak.
Başta ABD yetkilileri olmak üzere hem ABD hem de tüm dünya kamuoyu, bir çatışma halinde Saddam'ın, bu kitle imha silahlarını kullanması halinde neler olacağını hesaplamaya çalışıyor.
* * *
MEDYA NOTU: En ciddi gazetelerimizde bile zaman zaman yer alabilen, içerikleri çok önemli fakat gerçek olmayan haberlerin nasıl önlenebileceğini düşünüyorum. Konunun iki yönü var: Birincisi haberi yazan muhabir arkadaşların bilgi eksiklikleri, diğeriyse haber yöneticilerinin mutlaka uygulamaları gereken kontrol sistemine gereken titizliği göstermemeleri. Muhabirler iyi bilmedikleri ve izleyemedikleri konu hakkında sansasyonel haber yazmadan önce mutlaka bir bilene müracaat etmeleri gerekir. Muhabir meslektaşlarım, 'Bazı konularda müracaat edecek makam bulamıyoruz' demesinler. Gerçekten çaresiz kalıyorlarsa, kendilerine kimse yardımcı olmuyorsa, bizim gibi eski muhabirlerle konuşabilirler. Son günlerde, Radikal'in de işaret ettiği gibi, habercilik adına çok hatalar, hatta ayıplar yapılıyor. Yalan haberler yayımlanıyor.