AB'den ne çıkacak?

AKP iktidarının Avrupa Birliği üyeliği için sarf ettiği gayretlerden ne çıkacağı üzerinde farklı görüşler var. Bunlardan bir kısmı, AKP'nin ve özellikle lideri Erdoğan'ın yakın geçmişine bakıldığında 'Çıksa...

AKP iktidarının Avrupa Birliği üyeliği için sarf ettiği gayretlerden ne çıkacağı üzerinde farklı görüşler var. Bunlardan bir kısmı, AKP'nin ve özellikle lideri Erdoğan'ın yakın geçmişine bakıldığında 'Çıksa çıksa ılımlı bir İslam devleti çıkar' görüşü sahiplerini doğrular gibi görülüyor.
Sadece Erdoğan'ın yakın geçmişte demokrasiyi kendisini hedefine götürecek bir tramvaya benzetmesi değil, Başbakan olduktan sonra attığı birçok adım gerçek niyetinin şimdi ifade ettiğinden farklı olduğuna işaret sayılıyor.
Yaklaşımının temelini, Atatürk'ün, orta ve alt tabaka Müslüman kitlenin eğilimlerini fazla dikkate almadan, Batı demokrasisini yerleştirmek için, gerçekleştirdiği reformların bu kitlelerce hâlâ özümsenmediği varsayımının oluşturduğuna işaret ediliyor.
Bu savı doğruladığı düşünülen örnekler veriliyor.
Atatürk'ten bu yana ne zaman geniş halk kitleleri kendileri için yeni haklar isteseler bunun daha ziyade İslam kökenli olduğu, geleneksel Türk değerlerinden söz edildiği, onların da AKP'nin asla aklından çıkarmadığı İslam'a dayandığı hatırlatılıyor.
Belediye başkanıyken uygulamak istediği, Beyoğlu'nda alkol yasağı gibi yaklaşımlar ve hapse mahkûm olmasına yol açan mahut manzume gibi eskiye ait örnekler, Erdoğan'ın şimdi 'Değiştim artık' sözleriyle bir yana itilse bile gündeme başka hususlar getiriliyor.
AB ile işler iyi giderken, geçen sene Batı'yı ayağa kaldıran zinayı suç sayma girişimi, şarap sanayiine büyük darbe vuran vergi, gizli Kuran kurslarına yasağın kaldırılması, kürtaj ve gebelikten korunma yollarına sempatiyle bakmadığının bilinmesi, ülkede laik ve Kemalist kesimle arasında ciddi mesafe koyan türban konusundaki görüşleri, imam-hatip okullarıyla ilgili politikası.
AB'ye olan ilgisinin arkasında, bir yandan muhafazakâr Müslüman kesimi çağdaş dünyayla barıştırma görünümü, diğer yanda da yönetimde kendisini sınırlayabilecek yegâne unsur olan askerin etkinliğini azaltarak onu yönetim alanı dışına çıkarmanın yattığı düşünülüyor.
Bu ikili temel düşüncenin birlikte askeri kesim içinde yer bulması ilginç. Böylece AKP iktidarı hem 'Cumhuriyet devrimlerini şimdiye kadar özümsemeyen bir kesim kazanılabilir' umudu yaratırken, diğer yandan askere karşı büyük planın uygulayıcısı olarak görülebiliyor. AKP'nin önceki dönem planlarını böylece uygulamaya koyabileceği öne sürülebiliyor.
Bu genel çerçeve içinde, İslam esaslı projelerin akıldan çıkarılmadığını Başbakan sık sık köktendinci taraftarlarına, yandaşlarına hatırlatıp uygun zamanı beklemeleri gerektiğini söylüyor. Bu sırada partisinden kimilerinin attığı, ortamı gerginleştirici adımları, hele anayasal laik düzeni korumaya kendilerini adamış kesimden uyarılar geldiğinde geri alabiliyor.
Erdoğan, Türkiye'nin bilinen, şimdiye kadar tüm iktidarlarca paylaşılarak desteklenmiş, Batı yanlısı dış politikasında da, Müslüman ülkeler yönüne değişiklikler yapabileceği kaygısı da yaratabiliyor.
Özellikle İran ve Suriye ile ilgili yaklaşımı, İsrail'in Filistin'e karşı kimi yaklaşımını şiddetle eleştirmesi, şimdi olmasa bile bir ara Irak'taki ABD koalisyonu politikası ile ilgili sözleri yeni soru işaretleri yaratıyor.
Bütün bunları profesyonel gözle izleyen kimi Batı ülkesi soruyor: Türkiye'nin AB ile ilişkilerinden AKP ne çıkaracak?
* * *
KİTAP NOTU: 'Güneydoğu Gazileri-Biz Kınalı Bacaksızlar', yazan Savaş Yüce.
Ümit Yayıncılık. Kamu yönetimi okumuş yazar, askerliğini 1995'te Eruh'ta komando er olarak yaparken mayına basıp yaralanıyor. Uzun süre tedavi görüyor. Kitap sadece Güneydoğu'da sergilenen PKK ile mücadele öykülerinin bir boyutundan ibaret değil. Yaşamlarını olmasa bile vücutlarının bir parçasını orada bırakanların, gazi olanların da öyküsü. Savaş Yüce bunlardan biri. Anlattıkları aslında öykü değil, anılar. PKK'nın yeniden başlayan terörü, gündeme konu ile ilgili yeni kitapların gelmesine sebep oluyor. Biraz da terörü 1999'da bırakanlara ve unutanlara hatırlatmak için.