ABD'nin Irak baskısı

Bugünlerdeki bunalım içinde bir ABD'nin Irak konusundaki baskısı eksikti. Ya da kim bilir, belki bunalımın ardında bu baskı da etkiliydi!

Bugünlerdeki bunalım içinde bir ABD'nin Irak konusundaki baskısı eksikti. Ya da kim bilir, belki bunalımın ardında bu baskı da etkiliydi!
Demokles'in kılıcı gibi Türkiye'nin başı üzerinde bu baskı hep var. Oysa Türkiye'nin
'stratejik savunma' adı verilen temel politikası, yabancı ülkelerde gözümüzün olmayışı üzerine kuruludur.
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin planlarının esasını bu politika oluşturur.
Şimdi ABD, 'Irak'a mutlaka saldırıp Saddam'ı devireceğim. Bana destek vermen gerek' diyor. Türkiye'nin böylesine bir durumda ortaya çıkması olası kayıplarını karşılama hesapları yapıyor.
Sanki 1991 Körfez Savaşı sonrası kayıpları karşılanmış gibi.
Kamuoyunun emin olması gerek. TSK şimdiye kadar hiçbir vaat ya da olasılık karşısında 'stratejik savunma' kavramı dışında maceracılık anlamına gelecek bir hesap içerisinde olmadı.
Bunu çok yakın tarihimizde, en açık şekilde ortaya da koydu.
Şimdi gelelim bir olası ABD askeri harekâtının Irak'a nasıl egemen olacağına.
Artık konuşula konuşula açıkça özetlenebilecek hale geldi.
'ABD ağır hava saldırısıyla Irak'ın hava savunma sistemini, komuta kontrol sistemini çökertecek. Daha şimdiden Kuzey Irak'a yerleştirdiği büyük çaptaki özel kuvvetleri ve onların organize ettiği Kürt birimleriyle Saddam güçlerine karşı yürüyerek bunların kendi tarafına geçmesini sağlayacak. Ek olarak da düz alanlarda netice alacak tank - piyade birimlerini savaşa sürecek' deniyor.
Bu piyade birimlerinin sayısı hakkında, 50 bin ile 250 bin arasında birkaç varsayım var.
Irak çevresindeki ülkeler, şimdi ne derlerse desinler, silahlar konuşmaya başladığında, ABD'nin büyük baskısı altında kalıp görünür ya da görünmez desteklerini vermeye başlayacaklar.
ABD'ye Irak'a karşı operasyonda en büyük desteği verebilecek olan ülke Türkiye.
'İncirlik Üssü olmadan bölgede büyük operasyon yapılamaz' değerlendirmesini yapanlar ABD'nin Türkiye'ye nereden baskı tasarladığı hakkında sadece bir noktayı dikkate alıyorlar.
1958 yılı yazında, Bağdat'ta kraliyet, General Kasım tarafından devrilinceye kadar İncirlik'in sadece bir Türk üssü olduğunu düşünürdük. Sonra bir gün içinde Türkiye'nin haberi bile olmadan oraya binlerce ABD askerinin ve uçakların indiğini gördük.
O günlerden bu yana işler çok değişti.
Şimdi İncirlik statüsünü saptayan çok ayrıntılı anlaşmalar var. Ama bütün bunların, bir harekât halinde, İncirlik'in ABD kullanımına kapanmasını sağlayabileceğini
düşünmemek gerek.
İstediğimiz kadar sivil ortamda direnelim, Irak için sivil çözümler önerelim. Ya da bir ABD-Irak çatışmasının Türkiye için ne denli ve çok boyutlu felaketler yaratacağını savunalım; ABD'nin sadece İncirlik'i değil, Güneydoğu'da daha önce de kullandığı kimi üsleri kullanmasına engel olunamayacağını bilmemiz gerekecek.
İş bu kadarla kalsa kolay.
Ya ABD birkaç bin tank desteğinde önemli çapta bir birliği Kuzey Irak'a, şimdi öne sürüldüğü gibi, Türkiye'den sokmak isterse?
Bırakalım işin bu en çetrefil kısmını. Türkiye'den böylesine bir cephe açılmamış bile olsa, 1991'dekine benzer bir sığınmacı akınının topraklarımıza yönelmesinin bile yaratacağı sorunları düşünen görevlilerin uykularının kaçtığından haberiniz var mı?
Türk-ABD yetkililerinin görüşmelerinde endişelerimiz en açık şekilde bir kere daha bildirildi. Onlar da bu endişeleri bir kere daha not ettiler. Washington'a götürdüler. Ama şimdi Ankara'da asker olsun, sivil olsun sorumlular, içinde bulunulan siyasal krize rağmen, ABD isteklerine karşı eskisinden daha esnek değiller.
***
KİTAP NOTU: TÜBİTAK durmadan 'Yaşam Öyküsü Dizisi'nden kaliteleri tartışılmaz kitaplar yayımlıyor. 'Biliçdışının Kâşifi', Sigmund Freud; 'Genetiğin Temelleri', Gregor Mendel; 'Yeni Gökbilim', Johannes Kepler; 'Radyoaktivitenin Keşfi', Marie Curie.