AB'yi tartışmak

Türkiye'den ardında kötü bir şöhret bırakarak ayrılan Avrupa Birliği temsilcisi </br>Karen Fogg &quot;İdamı yasaklasanız, Kürtçe </br>eğitim gibi hususları yerine getirseniz bile yetişmez&quot; diyerek gündemden düşmeyen </br>AB üyeliği çabalarını yetersiz buluyor.

Türkiye'den ardında kötü bir şöhret bırakarak ayrılan Avrupa Birliği temsilcisi
Karen Fogg "İdamı yasaklasanız, Kürtçe
eğitim gibi hususları yerine getirseniz bile yetişmez" diyerek gündemden düşmeyen
AB üyeliği çabalarını yetersiz buluyor.
Bütün dikkatler Başbakan'ın hastalığı ve koalisyon ortaklarının AB'nin beklediği reformları gerçekleştirememesine çevrilmiş.
Siyasi geleceğini AB şampiyonluğuna bağlamış görünen Mesut Yılmaz'ın Milli Güvenlik Kurulu'nda bile gizleme gereği duymadığı
"Kıbrıs'ta ödün vermezsek olmaz" görüşü birçok etkili çevrede 'Ağza dahi alınmaması gereken bir yaklaşım' olarak vasıflandırılıyor.
Çocuklarının ve torunlarının geleceğini AB üyeliğine bağladıklarını söyleyen bir bölüm aydının dokunmak bile istemediği ciddi hukuki sorunlar neyse ki üniversitede ele alınıyor.

  • Kıbrıs, AB'nin Kopenhag Kriterleri'ne uygun bir ülke midir? Meşru bir anayasası dahi olmayan, kendi halkları arasında barışı sağlamak üzere Birleşmiş Milletler Barış Gücü askerlerinin görev yaptığı bir ülkenin Kopenhag Kriterleri'ne uygun olduğu öne sürülebilir mi?
  • Diğer aday ülkelerden farklı olarak egemenliği milletlerarası antlaşmalarla kısıtlanmış olan Kıbrıs'ın AB üyesi
    olması mümkün müdür? AB, Türkiye'nin milletlerarası antlaşmalardan kaynaklanan
    haklarını yok farz edip Rum Yönetimi'ni tam üye yapabilir mi?
  • AB kendisini uluslararası hukukun üzerinde bir kuruluş olarak mı görmektedir? Kendi anayasa niteliğindeki kurucu antlaşmalarında 'hukukun üstünlüğü',
    'uluslararası hukuk ve antlaşmalara saygı' gibi temel ilkelere yer veren AB, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin üye olabileceğini savunurken milletlerarası antlaşmaları yok farz edebilir mi?
    Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanlığı, ülkemizde AB hukuku ve devletler hukuku anabilim dalı başkanlarının yaptığı toplantıda Kıbrıs konusunda sürdürülen tartışmaların yanlış zeminlere kaydığını saptadı. AB hukuku ve uluslararası hukuk öğretim üyelerini bir araya getirip Güney Kıbrıs'ın AB üyeliği konusunun tartışılmasını sağladı.
    Fakat AB üyeliği konusunun bütün yönleriyle ele alınmasını değil, sadece 'Tren kaçıyor' sloganıyla neredeyse her şeyi oldubittiye getirmek isteyen cephenin açtığı kampanya yanında, konu kamuya ulaştırılamadı.
    Ama örneğin yıllarca bu ülkenin dış politikasında söz sahibi olmuş bir kişi
    olan İlter Türkmen'in söz konusu uluslararası antlaşmayla ilgili, bunun
    artık geçersiz olduğu değerlendirmesi kendi ağzından yayımlanabiliyor.
    AB konusu ulusa kimi çevrece, körlerin fil tarifinde olduğu gibi, sadece bütün içinde küçük parçalar halinde takdim edilmeye devam edildi.
    Türkiye'nin AB üyeliği hedefinin terk edilmesini istediği varsayılan yüzde
    36'lık kamuoyunun bile üyelik yönünde gerçekleştirilmesi gerekecek reformlara itirazı olduğunu kim söyleyebilir.
    O halde her şeyi AB üyeliğine bağlayarak, tartışmasız kabulünü istemek niye?
    Neden bir yandan ülkenin daha çağdaşlaşması için atılması gerekli görünen reformlar özendirilirken, diğer yandan gerçekçi yaklaşımlarla bugün AB çevrelerinde mevcut Türkiye üyeliğine karşı takınılan tavır vurgulanmaz?
    Uzun boylu araştırmalara bile gerek yok. Sadece Sevilla'da yapılan son toplantıda ortaya çıkan, Türkiye'nin üyeliğini Kafdağı'nın ardında gösteren demeçleri ortaya koymak yetmez mi?
    Sezer "Bize görüşme tarihi vermezseniz Türkiye'deki reform hareketleri zarar görür. Toplumumuz büyük hayal kırıklığına uğrar. Avrupa'nın güvenilirliği olumsuz etkilenir" derken en açık değerlendirme Alman Şansölyesi'nden gelmedi mi?
    Gerhard Schröder "Türkiye'ye kesin tarih vermeye hazır olduğumuzu hiç sanmıyorum" demedi mi?
    AB'nin genişlemesiyle ilgili görevlileri her iki günde bir "Güney Kıbrıs'ı tam
    üye yapacağız. Türkiye'ye görüşme
    tarihi vermeyeceğiz" anlamına gelen demeçler vermiyor mu?
    ***
    KİTAP NOTU- 'Dünya Matematik Tarihi Ansiklopedisi' (cilt 1); hazırlayan Prof. Dr. Ali Sönmez-Toplumsal Dönüşüm Yayınları. Matematiğin toplumsal, kültürel, ekonomik yaşamla bağlarını oluşturmayı amaçlıyor.