Afganistan hakkında

Terörizme karşı açılan uzun süreli savaşın merkezi olacağı anlaşılan Afganistan'ı tanımaya yardım edecek bir Türkçe kaynak </br>geçen yıl sonunda yayımlandı.

Terörizme karşı açılan uzun süreli savaşın merkezi olacağı anlaşılan Afganistan'ı tanımaya yardım edecek bir Türkçe kaynak
geçen yıl sonunda yayımlandı.
1996 yılında Dışişleri Bakanlığı'nın kurduğu Stratejik Araştırma Merkezi'nin ilk yöneticisi Büyükelçi Erhan Yiğitbaşıoğlu idi. Şimdi kurumun başında Büyükelçi Ünal Maraşlı bulunuyor. Yılda dört defa
'Perceptions' isimli uluslararası ilişkiler konulu bir de İngilizce dergi yayımlıyorlar. Bu yılbaşında Afganistan özel sayısını yayımladılar. İçinde Afganistan konusunda dünyaca isimleri bilinen yazarlar yer alıyor.
Dergideki yazılardan bir kısmının Türkçeye çevrilmiş başlıkları şöyle:
Afganistan; Gelecek Dönem (Zalmay Halilzad), Afganistan'da Savaş Neden Sürüyor (Olivier Roy), Taliban'ın Afganistan'ı (Sreedhar), Afganistan'daki Durum Hakkında (Marianna Arunova), Afganistan'da Barış (Maksudul Hasan Nuri), Taliban'ı Durdurmak (İştiyag Ahmed), Bir Afgan Yerleşiminin Jeopolitikleri (Peter Tomsen), Afganistan
Asya İşbirliği ve Güvenliği İçin Kilit Olabilir mi? (Timur Kocaoğlu), Orta Asya'da Aşırılığın Gölgesi (Askar Aytmatov), Afganistan'da Taliban'a ve Talibanizme Direnme (M. Nazif Şahrani).
Yukarıdaki makaleleri okuduğunuzda güncel gelişmeleri izlemek için gerekli dersinizi yapmış, bilgileri edinmiş oluyorsunuz. Yoksa güncel ve önemli olayların odak noktasını oluşturan ülkeyi ve üzerindeki etkili grupları pek tanımanıza olanak yok.
Şimdi konunun iki önemli yönü üzerinde durmak gerek. Bunlardan biri Bin Ladin'i teslim etmeyen Taliban yönetimine karşı bu ülkede ABD'nin sürdürebileceği askeri harekât, diğeri ise Türkiye'nin endişe duyabileceği gelişmeler.
Dünyanın tüm belli başlı askeri uzmanları ABD'nin öncelikle Taliban'a ait stratejik önemi olan hedeflerini, bu arada mevcut uçak ve tanklarını, hava gücüyle imha edeceğini tahmin ediyor.
Bu, işin kolay tarafı. Bölgeye toplanmış uçak gemilerinden havalanacak uçaklar bu operasyonlarda rol alacak. Ama ondan sonra kara harekâtına geçilmeden netice alınması olası görülmüyor. Kara harekâtı da özel kuvvetler tarafından yürütülecek.
Bu konudaki Türk uzmanların görüşüne
göre, harekâtı yürütecek özel kuvvetler için
en fazla 100 kilometre mesafede geniş bir 'destek üssü' oluşturulması gerekiyor.
Kuzey Afganistan'da Taliban'a karşı mücadele edenlerin özel kuvvet operasyonlarına yardımcı olması, ABD'nin elindeki son derece gelişmiş haber alma tekniğinin bölgeyi iyi bilen kişilerce desteklenmesi lazım.
Afgan topraklarında sürdürülecek mücadele; ABD'nin Özel Harekât Komutanlığı'na bağlı seçkin 12 kişilik timlerden oluşan Yeşil Bereliler ve Rangers ile dört kişilik timlerden oluşan Delta Gücü ve İngilizlerin son zamanlarda Balkan savaş suçlularının yakalanmasında görev alan dörder kişilik subaylardan oluşan SAS komandolarınca yapılacak.
Bu konuları Güneydoğu'da PKK'ya karşı uzun yıllar mücadele etmiş Türk komutanlarla konuşmak büyük zevk oluyor. Değerlendirmelerin özetini Genelkurmay Başkanı Org. Hüseyin Kıvrıkoğlu medyaya
açıkladı: "ABD Afganistan'a girerse işi zor".
Kimi 'kahvehane sohbeti' yapar gibi değerlendirmeler yapıp 'Türkiye'nin uyguladığı politikayı eleştiren' meslektaşlar bir yana, uzman görüşler 'bu aşamada' Türkiye için endişe edici bir durum görmüyorlar.
Yeter ki askeri harekât güney sınırlarımıza yayılmasın.
***
SİYASET NOTU: Oldum olası anlayamamışımdır. Nasıl olur da bu ülkeyi yönetme misyonu üstlenmiş milletvekilleri hem kendilerinin, hem de içinde bulundukları TBMM'nin itibarına bu kadar
kayıtsız kalırlar. Kamuoyu nezdinde aldıkları notların bu kadar düşük olmasını önlemek için gereken adımları atmazlar? Gene aynı hataları yaptılar. Gereksiz bir şekilde geniş tutulmuş dokunulmazlıklarının normal hale getirilmesini kabul etmediler. Maaşlarının, özellikle Türkiye'nin bugünkü koşulları içinde ne kadar kötü tepki yaratabileceğini bildikleri halde, sınırsız yükseltilebilmesi yolunu açtılar. Demokrasimiz bu parlamento ile mi güçlenecek? TBMM içindeki sağduyu sahipleri duruma hiç egemen olamayacaklar mı?