Afganistan'da güç dönem

Afganistan güç bir dönem yaşıyor.</br>Olduğunca demokratik bir yöntemle oluşan </br>Kâbil hükümeti sıkıntıda.

Afganistan güç bir dönem yaşıyor.
Olduğunca demokratik bir yöntemle oluşan
Kâbil hükümeti sıkıntıda.
Ülkenin,merkez otoritesine bağlı kalmaya alışmamış olan, önemli yerel güçleri kıpırdıyor.
Bir yandan hükümet içinde, Savunma Bakanlığı'yla isim yapmış Kuzey İttifakı'nın önderi Muhammed Fehim, diğer yandan güneydoğudan Paşa Han Zadran başkan Hamid Karzai'nin otoritesine meydan okuyorlar.
Diğer yandan da, ilk defa, kimlikleri pek iyi saptanamayan, ama Afgan yetkililerinin El Kaide'ye mensup olduklarını tahmin ettikleri bir grup Kâbil yakınlarında
Afgan ordu karakoluna saldırıyor. Üç saat süren çatışmada saldırganlardan 12'si, devlet gücünden de dördü ölüyor.
Karzai bile Kâbil'de güvende değil. Muhammed Fehim'in Kuzey İttifakı'ndan sağladığı korumalarını ABD özel kuvvetleri mensuplarıyla değiştirmesi bunun apaçık işareti. ABD basını Karzai'ye uyarının ABD tarafından yapıldığını, Fehim kuvvetlerine mensup korumalarla güven içinde olmadığının anlatıldığını yazıyor.
Başkan Karzai'nin kendi ülkesinde, başkentinde, yabancı güçler tarafından korunmakta oluşu bütün gerçeği gözler önüne seriyor.
Bu durumda Afgan merkezi hükümeti otoritesini
Afganistan'ın her tarafındaki mahalli güçlere sahip olan liderlere nasıl kabul ettirebilecek?
Kâbil'deki Türk gücünün (Türkiye 19 ülkeye mensup 5 bin kişilik ISAF rumuzlu uluslararası kuvvete komuta ediyor ve bu güç içinde 1.300 kişilik kuvvetle temsil ediliyor) bugünkü denge içindeki yerini saptamak da kolay olmuyor. Bir yanda kent içi güvenliğin sağlanması, diğer yanda çeşitli ülkelerden gelmiş uluslararası gücü oluşturan kuvvetlerin uyum içinde çalışmaları. Kâbil'deki gücümüze Ankara'dan verilen görev öncelikleri.
ABD bir taraftan yeni Afganistan için 'ulus yaratma' çabalarında. Bu çerçevede önceliği eğitilmiş Afgan ordusuna veriyor. Ama diğer yandan da Kâbil'de güvenliği sağlama esaslı faaliyetin başkent dışına, tüm Afganistan'a yayılmasına karşı çıkıyor. Çünkü ISAF'ın otoritesinin tüm Afganistan'a yayılmasını isteyen ülkeler bu güce asker vermeyenler.
Afgan devletinin gerçekten şekillenmesi için kendi 60 bin kişilik ordusunu kurması gerek. Oysa ABD bu yıl sonuna kadar sadece 3-4 bin kişilik bir gücün eğitilebileceğini, 2003 sonunda ise bu rakamın 13 bin'e çıkacağını söylüyor. Hedef olan 60 bine ne zaman varılacağı hiç belli değil.
Bu belirsizlik, Afganistan'ın artık bir terör yuvası olmasını engelleme sözü veren ABD'yi de güç durumda bırakıyor.
Bütün bu oluşum yanında, Kâbil'de yeni hükümet içerisinde görev almayı reddeden, Özbek General Raşid Dostum'un çekildiği bölgesinde sürdürdüğü faaliyeti dikkat çekiyor.
Dostum, yeni hükümetle ilgili seçim kampanyasında beklenmeyecek kadar demokratik ve çağdaş bir yaklaşım sergiledi. Ama şimdi ne Rus ne de Taliban gibi karşısında mücadele etmesi gereken bir cephe olmadığından, gücünü düzenlemek için köşesine çekildi. Ne merkezi Afgan otoritesine, ne de onu korumakla görevli bir işleve sahip Türk gücüne sorun çıkarmak istiyor. Afganistan'ın kaderinde, zamanı geldiğinde, Türkiye'nin de moral gücünü arkasına alarak, gereken rolü oynamaya çalışacak.
Türkiye gerek tarihten gelen sebeplerden, gerek orada bulundurduğu askeri gücün komuta konumundan dolayı Afganistan'a olan yakın ilgisini sürdürüyor. Ama bu ilgi nedense medyaya ve dolayısıyla büyük kitlelere yansımıyor.
***
KİTAP NOTU - Türkiye İş Bankası, birçok diğer benzer kurum gibi, kültür faaliyetlerine ciddi yaklaşıyor. Önemli kaynaklar ayırıyor. Aralarında daha önce başka kitabevleri tarafından da yayımlanmış olan kitapların da bulunduğu kitap yayımı yapıyor. Son olarak Cahit Kayra'nin '38 kuşağı' yeni basımla okura sunuldu. İlk basımı sırasında, kendisiyle birlikte aynı dönemde siyaset yapmış Rahmetli kardeşim Ahmet Taner'in Cumhuriyet'teki yazısından bir paragrafı da almışlar. A. Taner "Cahit Kayra eski bir bürokrat, siyaset ve devlet adamı. Aynı zamanda yazar. '38 Kuşağı' yaşadığı bir döneme ışık tutuyor. Güzel bir anlatımla" diye yazmış. Kayra'yı tanımış olma kitabı daha da ilginç kılıyor.