Afganistan'da güç görev

Nisan sonunda ABD ile varılan bir anlaşmayla Türkiye Afganistan'daki ISAF rumuzuyla anılan uluslararası güvenlik gücünün komutanlığını kabul etmişti.

Nisan sonunda ABD ile varılan bir anlaşmayla Türkiye Afganistan'daki ISAF rumuzuyla anılan uluslararası güvenlik gücünün komutanlığını kabul etmişti. Ama konunun önemli ayrıntıları üzerindeki görüşmeler hâlâ sürüyor. En önemli nokta da, görevin gerektirdiği masrafların müttefiklerce karşılanması.
Türkiye dahil 18 ülke gücünün katıldığı 5 bin kişilik kuvvet sahipleri, Birleşmiş Milletler'de alınmış konuyla ilgili karara göre, masraflarını kendileri karşılıyorlar. Ama ekonomik bunalım içinde bulunan Türkiye'nin böyle bir masrafı karşılayamayacağını herkes biliyor. Buna rağmen, dış konularda uzman emekli generaller, büyükelçiler ve eski dışişleri bakanları tarafından kurulan 'Ortadoğu ve Balkan İnceleme Vakfı' (OBİV) Türkiye'nin tutumunu eleştiriyor.
ISAF komutanlığı üstlenilmesini yerinde bulmakla birlikte "Türkiye asker gönderme kararı alırken BM kararındaki yükümlülükleri gözden kaçırmıştır" diyor. Her şey olup bittikten sonra 'Türkiye'nin maddi sorunları öne sürmesi Türkiye'nin lehine bir puan olmamıştır' neticesine varılıyor.
Bu konu uzmanlarınca yapılan eleştiride maddi yanlış var.
Türkiye, İngiltere'nin yerine ISAF komutanlığını almaya prensipte razı oldu. Ama ayrıntılarla ilgili görüşmeler aylardır sürüyor. Çözümlenmesi gereken ilk noktanın görevle ilgili masrafların karşılanması olduğunu, OBİV'in -herkes gibi- bilmesi gerekirdi. Çünkü bu nokta ilk defa ABD Başkan Yardımcısı Cheney'nin Ankara'ya gelişinde neticeye bağlanmıştı. ABD, Türkiye'ye 228 milyon dolarlık destek vermeyi kabul etmişti.
Şimdi ABD Savunma Bakanı Rumsfeld,
"Türkiye'nin ISAF liderliğini alması için gereken paranın toplanmasına çalışıyoruz" diyor. İngiltere'nin görevi sırasında yapılandan fazla destek verileceğini söylüyor.
Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt da, İngiltere'nin orada kullandığı çok önemli sistemlerin Türk komutanlığına bırakılmasının sağlandığını belirtiyor.
Alınan bu karar bir yandan Türk
Silahlı Kuvvetleri'nin bölge gücü olmaktan çıkıp küresel bir güç olarak algılanmasına yol açacak, diğer yandan da Türk ekonomisine yük getirmesi engellenecek. Orta Asya'da Türkiye'nin ağırlığının hissedilmesine de yardımcı olacak.
Görev devri haziran ortalarında, Afganistan'ın yasama meclisi olan 'Loya Jirga' -büyük meclis- adındaki kurumun oluşturulmasından sonra.
Bugünlerde tüm Afganistan'da, köy ve küçük kasabalarda halk Loya Jirga için delege seçimi yapmakla meşgul.
Kimi mahalli çevreler, şimdilik Kâbil'de güvenliği sağlayarak geçici Hamid Karzai hükümetine yardımcı olan gücün, sayısının artırılarak, tüm Afganistan'ı kapsayacak hale gelmelerini arzu etmişti. Ama Türkiye, ABD'nin de desteğiyle buna yanaşmamıştır. Çünkü Afganistan'ın bu günkü sessiz görüntüsü ardında, birçok mahalli gücün iktidar mücadelesi olasılığı yatmaktadır. Türkiye bu ülkenin iç çekişmelerine katılmak istememektedir.
Bugünkü durumu itibarıyla, Kâbil'de üstlenilecek görev, bu kentin mevcut havası dikkate alındığında, hiç kolay olmayacaktır.
Son haftalarda kente 500 bin kişilik sığınmacı akınıyla içinden çıkılmaz hale geldiği belirtilen trafik sorunu bir yana, 17 ülke kuvvetinin uyum içinde tutulması görevinin bile ne kadar güç ve karmaşık bir şey olduğunu ancak uzman askeri çevreler takdir etmektedirler.
***
KİTAP NOTU: Kültür Bakanlığı özel sektörün gelir sağlamayacağı kanısıyla el atmadığı kültür alanlarımızla ilgili yayınları sürdürüyor. Ali Osman Öztürk'ün 'Almanya Türküleri' -Sözlü Türk Göçmen Edebiyatı- çerçevesinde, 300 sayfalık bir kitap içinde çeşitli boyutlarıyla ele alınıyor. Şefik Can'ın hazırladığı 'Hz. Mevlana'nın Rubaileri'nin 2. basımı için Kültür Bakanı İstemihan Talay "Ülkemizde Rubai denince öncelikle İranlı şair Ömer Hayyam akla gelir. Halbuki Mevlana'nın Rubaileri de çok derin manalarıyla eşsiz güzelliktedir" diyor. 400 sayfalık kitabın içinde Mevlana'nın 2 bin 217 rubaisi orijinal metinleriyle birlikte açıklamalı olarak tercüme edilmiş halde yer alıyor.