AKP zemini kayıyor

Önce AKP'nin iktidara nasıl geldiğini hatırlayalım.</br>Türkiye'yi ekonomik bunalıma sokan, erken seçimi durum düzelmeden kararlaştıran partiler tüm itibarlarını yitirmişlerdi.

Önce AKP'nin iktidara nasıl geldiğini hatırlayalım.
Türkiye'yi ekonomik bunalıma sokan, erken seçimi durum düzelmeden kararlaştıran partiler tüm itibarlarını yitirmişlerdi.
Seçmenin büyük kesimi sandığa gitmedi. Gidenler seçim sisteminin özelliğiyle, denenecek yeni bir parti olan AKP'ye TBMM'de orantısız bir çoğunluk sağladı.
AKP lideri 'Değiştim' diyordu. Ama buna kuşku ve kaygıyla bakan çoktu.
İç kamuoyu ve dış dünyanın merakı, askerin göstereceği tepki ile ilgiliydi.
Siyasetten ziyade, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girmesini yaşamsal önemde bulan etkili çevreler, gerekçeler farklı da olsa, AKP'de hedef ortaklığı saptadılar.
Medya adeta ittifak halinde bu yönde atılan adımlara destek verdi.
Konuyu basite indirgersek; AKP'nin laik ve demokratik rejim için tehdit sayılabilecek kimi girişiminin Erdoğan tarafından durdurulduğu görüldü.
Genelkurmay Başkanı yasaların verdiği görevlerini açıkça ortaya koyarken, hangi konularda tarafsız kalamayacağını belirtti. Bunlar Anayasa'nın giriş maddelerinde gösterilen prensiplerdi. Medyanın kamuoyunda yarattığı hava öncelikle tepkisinden korkulan Türk Silahlı Kuvvetleri'ni pasifize etti.
AB'ye desteğini ön plana çıkardı.
AKP iktidarı bu rahat ortam içinde programını uygulamaya devam etti.
Ama özellikle ekonomi ve AB ile ilişkiler alanında işlerin iyi gitmesi, kimi iktidar mensubu önde gelenine cesaret verdi. Erbakan dönemlerini hatırlatan adımlar atılır oldu.
Bunları gene Erdoğan durduruyordu. Tabanın dinci istekleri karşısında, sağduyulu gerekçeler öne sürüyor 'Şartlar müsait değil' diyordu.
Türkiye'de bu gelişmeler olurken, hem AKP'den hem de AB'den kuşkulu olan kesim, biraz kendinden emin, biraz da başta Cumhurbaşkanı olmak üzere, üniversiteler ve büyük yargı organlarına duydukları güveni sürdürüyorlardı.
Bu dönemde siyasi alanda, anamuhalefete pek iş düşmüyordu.
AKP iktidarında işler böylece yürüyüp gidecek diye beklenirken, dışarıda profesyonel ortamlarda yapılan ve dikkatlerden kaçan kimi değerlendirmeler, AKP uygulamalarının sonunda, Türkiye'de bir İslam devleti yaratmaya kadar gideceğini öne sürüyordu.
Erbakan'ı yıkan gelişmeler listesinin başında 'Taksim'e cami' projesini hatırlıyorum. Galiba AKP'yi sallayan serinin başında da Göztepe Parkı'na cami geldi. Ama asıl dönemeç türban konusunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı ile ortaya çıktı.
O güne kadar soğukkanlılığını muhafaza ile en azından AKP'nin Erbakan havasından uzak görüntüsünü muhafaza etmeye çalışan, Erdoğan ciddi hatalar yapmaya başladı.
Bunların listelerini hemen her gün gazetelerde görüyorduk.
İktidarının başında kendisini ittifakla destekleyen kaynaklar yavaş yavaş yerlerini daha ziyade AKP organlarına bıraktı.
Anayasal rejimin korunmasından sorumlu Cumhurbaşkanı, hukuk birikimiyle AKP iktidarının hatalı adımlarını yasal düzeyde durdurmaya çalışırken, AB ve ekonomik reformlar konusunda hedefine varmış, medya özgürlükçü tavrını daha belirgin hale soktu.
'Van Üniversitesi Rektörü' gelişmelerde bir başka dönemeç oluşturdu.
AKP'nin gerçek niyetlerini simgeleyen gelişmeler, anayasal rejime bağlı karşı cephenin güçlenmesini sağladı.
AKP'nin zemini kaymakta. Bunu yabancılar daha iyi görüyor.
* * *
KİTAP NOTU: 'Ermeni Portreleri', inceleme, yazan Hüdavendigar Onur.
İhlas Haber Ajansı'nda çalışan bir meslektaş, 300 sayfalık bu kitapta Türkiye'deki ilgili kaynaklara başvurarak Türkiye ile ilişkili binlerce Ermeni hakkındaki kimlik bilgilerini bir araya getirmiş. Ermeni kökenli tanıdıkların neredeyse hepsini kitapta bulabiliyorsunuz.