Askere AB'den giysi

Avrupa Birliği, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kendi üye ülkelerinin içinde bulunduğu statüye uygun hale gelmesi için çalışmalar yapıyor. Bu görevi 'Center for European Security Studies'...

Avrupa Birliği, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kendi üye ülkelerinin içinde bulunduğu statüye uygun hale gelmesi için çalışmalar yapıyor. Bu görevi 'Center for European Security Studies' (CESS) Avrupa Güvenlik Araştırmaları Merkezi isimli Hollanda kuruluşuna vermişler. Onlar da 'Istanbul Policy Center' (IPC) İstanbul Politika Merkezi'yle birlikte iki yıldır faaliyette bulunuyorlar. İlk çalışmalarını bir rapor halinde 2004 Eylülü'nde yayımladılar.
Bu yıl mayıs ayında ikinci raporun taslağı hazırlanmış, fakat Hollandalıların hesapları, çalışmalardan önemli Türk taraflarının çekilmesiyle bozulmuştu.
Şimdi bu boşluğu dolduran CESS ve IPC 14 Kasım'da ikinci raporu Ankara'da yapılacak bir toplantıda açıklayacak.
Bu toplantının içeriği ile ilgili bilgi üzerinde zaman ambargosu olduğundan yazımın dışında tutuyorum.
Hollanda hükümetinin parasal desteğiyle hareket eden ekip, kendileri gibi konuya yaklaşan Türklerle birlikte yapmak istedikleri şey TSK'nın Türk yönetim sistemi içerisindeki yerini ve işlevini değiştirmek. AB ülkelerindeki askerlerinkine benzer bir konuma sokmak.
Yapılmak istenenin Türkiye koşullarına, bu aşamada uymayacağı kanısında olanlar var. Bu, geçen yılki Ankara toplantısında da ortaya çıkmıştı. Daha sonra görüşlerinin dikkate alınmayacağını anlayanlar, çalışmalardan çekildiler.
Çekilenler TSK içinde konulara hem mesleki geçmişi hem de bilimsel konumu dolayısıyla ehliyetle yaklaşabilecek durumda olan; Yeşiltepe Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü Müdürü emekli orgeneral Dr. Edip Başer başta olmak üzere ASAM kadrosu idi. Daha önce de, Hollanda kaynaklı çalışmaların amacıyla ilgili saptamalar yapabilecek durumda olan, Dışişleri ve Genelkurmay da katılımlarına son vermişlerdi.
CESS ve IPC çalışmalarında ortaya çıkan hususların başında hemen, AKP iktidarı sırasında, Genelkurmay'ın, AB ülkelerinde olduğu gibi, Milli Savunma Bakanlığı'na bağlanması için tarih verilmesi dayatılması geliyordu.
Bunun Türkiye'nin mevcut koşullarına uygun olmayacağı açıktı. Hatta çalışmaların başlangıcında Ankara'daki Hollanda büyükelçisi verdiği bir yemekte ülkesinden gelenleri uyarmıştı. "Türkiye'deki koşulları ve ordunun konumunu iyice saptamazsanız çalışmalarda bir yere varamazsınız" demişti.
Uyarıların işe yaramamasında IPC ekibinden toplantılara katılan Türk unsurların katkısı yadsınamaz. Bilkent Üniversitesi'nden Prof. Ali Karaosmanoğlu, Metin Heper ve Ümit Cizre, İstanbul'dan Prof. Nilüfer Narlı başta olmak üzere IPC, Hollanda ekibiyle uyum içinde, TSK'nın bir an önce statüsünün değiştirilmesini savunuyorlardı.
İspatlamak ve Türk kamuoyunu bu yönde oluşturmak istedikleri şey; diğer AB ülkeleri gibi, TSK'yı yeni bir statü içine sokmanın kaçınılmazlığı.
Bu aşamada Türk uzmanların üstünde durdukları husus önerinin içeriğinden ziyade bunun hangi koşullar altında gerçekleştirilebileceği.
Nitekim öncelikle yabancı uzmanların önüne konulan gerçek, örneğin başta TBMM olmak üzere Türkiye genelinde savunma konularına ilgisizlik. Bunun neticesi olarak da konunun sivil uzmanlarının yokluğu, sayılarının azlığı.
Hollanda grubunun çalışmasını çok yakından izleyen gözlemcilere göre, istenen kendi görüşlerini tamamıyla paylaştıklarını düşündükleri AKP iktidarı görev süresi sırasında sorunu çözmek. 'Askerin Türk siyasi yaşamındaki etkisini ortadan kaldırmak.'
'Bunu yapmazsanız AB'ye asla tam üye olamazsınız' diyorlar.
* * *
KİTAP NOTU: 'İslam'da Kadınlar! Cihat-Şeriat-Reform', yazan Lütfi Kaleli. Alev Yayınevi. Yazar İslam'da kadının yerini saptamanın kolay olduğunu, referansın Kuran ayetleri ile Peygamber sözleri olduğunu hatırlatarak, "Biz de, reddi mümkün olmayan bu kaynaklara başvurarak İslam'da kadının yerini görmeye ve göstermeye çalıştık" diyor.