Askeri tanımak

Bu soruyu şimdiye kadar Türk Silahlı Kuvvetleri hakkında konuşmaya gelen yabancılara sorardım. Ama şimdi bakıyorum da öncelikle, TSK'nın sivil kontrol altında olduğunu yeni öğrenen...

Bu soruyu şimdiye kadar Türk Silahlı Kuvvetleri hakkında konuşmaya gelen yabancılara sorardım. Ama şimdi bakıyorum da öncelikle, TSK'nın sivil kontrol altında olduğunu yeni öğrenen, kimi Türk meslektaşa sormak gerekiyor.
Avrupa Birliği'ne tam üye olmak için çaba sarf ettiğimiz şu son dönemde yabancıların en bilgisiz oldukları alanın TSK ile ilgili olduğunu hep gördüm.
TSK'yı, konuyu incelemeden, hemen kendi askerleri statüsü ile mukayese edip neticeye varan yabancıları hiç yadırgamıyorum.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök, görevindeki son yılına girerken TSK'nın, şimdiye kadar dikkate alınıp kamuoyuna anlatılmamış önemli yönlerine dikkat çekiyor.
Cumhuriyet kuruluşundaki yaşamsal rolüyle millilik vasfını nasıl kazanmış olduğunu, milletin bütünlüğünün, ayrımcılık yapılmadan ordu saflarında nasıl şekillendiğini, ulustaki asker itibarının neden ve nasıl yaratıldığını anlatıyor.
Neden ulus-ordu ilişkilerinin Türkiye'de, diğer Batı ülkelerinden farklı olduğunu izah ediyor. TSK'nın görev ve yetkilerinin yasalara uygun olduğunu ve halk tarafından seçilmiş sivillerce kontrol edildiğini hatırlatıyor.
Atatürk'ün Cumhuriyet'in kuruluşunda nasıl üniformasını çıkardığını, diğer askerlere de 'Siyasete atılanlar üniformasını çıkarmalı' dediğini hatırlatmadan...
Genelkurmay beş-altı yıl önce, bir bilgi notuyla bütün bu hususları açıklayıp ülkedeki yabancıların da bilgi sahibi olmasına çalışmıştı. Ama onlarınkinden çok farklı koşullarda oluşmuş bir düzenin özellikleri kolayca anlatılamıyor. Bırakın yabancıları bizim toplumun bir kesimi bile anlamaya özen göstermiyor.
TSK'nın, yüzde 100 sivil kontrol altında olmadığı nasıl söylenebilir?
Bütçesi TBMM'de yapılır tayin, terfi ve emeklilikleri Milli Savunma Bakanı, Başbakan ve Cumhurbaşkanı onayı gerektirir.
Askerin diğer AB ülkelerinde mevcut olmayan ağırlığı, Mustafa Kemal'in kurduğu Cumhuriyet'in temel vasıflarına sahip çıkma misyonuyla görevlendirilmiş olmasından ve toplum üzerindeki büyük itibarından ileri geliyor. Şimdi Hilmi Paşa bu hususa özellikle dikkat çekiyor.
Başta AB üyeliği olmak üzere, kimi çevrelerin karşı olduğu yaklaşımlara, bunlar temel görevi arasında olmadığından, itiraz etmeyen askerin Anayasa'nın değiştirilemeyecek maddelerine gösterdiği hassasiyetteki kararlılığı zaman zaman toplum tarafından kolay anlaşılamıyor.
Yakın siyasi geçmişleriyle geniş bir çevrede kaygı uyandıran AKP iktidarının uygulamaları karşısında rahatsız olanlar askere bakıyorlar.
En azından askerin Milli Güvenlik Kurulu içinde suskun kalmamasını bekliyorlar. MGK görüşmelerinden bekledikleri bildiriler çıkmayınca umutsuzluğa kapılanlar da oluyor.
Bu boşluğun doldurulması, kanımca, yetkili asker demeçlerinde
'Kararlılığımız bu konularda sınanmamalı' denilerek nelere önem verildiğinin açıklanmasıyla kısmen mümkün olabiliyor.
Türkiye'nin hangi konusu tartışmasız ki askeri konular olsun?
Talihsizliğimiz bu çok önemli konuların uzmanlarca ele alınıp, objektif,
bilimsel yaklaşımlı incelemelerle kamuoyuna sunulmamasıyla da ilgili.
100'e yakın üniversitemiz var.
Binlerce araştırmacı. Neden bunlardan kimse ülkenin yaşamsal önemli kurumlarından biri olan TSK hakkında araştırma yapmıyor? Uluslararası alanda dikkat çeken, bilimsel oldukları iddiası taşıyan birkaç uzmanın ortaya koyduğu eleştirel tezleri tartışmıyor?
***
CUMHURBAŞKANI NOTU: "Türkiye Cumhuriyeti'nin Anayasa'da çizilen tekil yapısı, ülkesi ve ulusuyla bölünmez tümlüğü korunacak, Atatürk ilke ve devrimlerinin yaşatılmasında herkes üzerine düşen sorumlulukları eksiksiz yerine getirecektir..." Bu değerlendirmeyi 30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla Cumhurbaşkanı Sezer, mesajı içinde yaptı.