Aytaç Paşa gözüyle

İki yıl Güneydoğu'da ordu komutanlığı, iki yıl Jandarma Genel Komutanlığı ve iki yıl Kara Kuvvetleri Komutanlığı yapan, geçen ağustosta emekliye ayrılan orgeneral Aytaç Yalman önemli bir çalışma yaptı.

İki yıl Güneydoğu'da ordu komutanlığı, iki yıl Jandarma Genel Komutanlığı ve iki yıl Kara Kuvvetleri Komutanlığı yapan, geçen ağustosta emekliye ayrılan orgeneral Aytaç Yalman önemli bir çalışma yaptı. Milli Güvenlik Kurulu içinde dört yıl yer almasını da katarsanız, Türkiye'nin güvenliğiyle ilgili bilgilerini değerlendirmesi muhakkak ilgiyle izlenmesi gereken bir çerçeve oluşturacaktı.
Hilmi Paşa'nın Genelkurmay Başkanı olduğu 2002 Ağustosu'nda emekliye ayrılması beklenirken, Kıvrıkoğlu tarafından Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na atanmış, böylece Türk Silahlı Kuvvetleri'nin komuta kademesinde görüş ayrılıkları bulunduğu söylentisinden söz edilmişti.
TSK'nın iç dinamikleri hakkında bilgileri olmayanlar bile, son aylarda en üst düzeyde yapılan açıklamalarla bir şey öğrendiler. Bu da TSK içinde görüşlerin en açık yöntemlerle irdelenebildiği ve sonunda komutanın üslubuna göre ifadesini bulduğu hususu idi.
Kısacası şimdi Cumhuriyet gazetesinde 10 günlük bir dizi halinde görüşlerini, Türkiye'nin güvenliğiyle ilgili gelişmeler hakkında bilgi veren Aytaç Paşa, temeldeki konunun ne olduğunu ortaya koymuş oldu.
Sorun, başta ABD olmak üzere, Avrupa Birliği ile ilişkilerde Türkiye'ye dayatılmak istenen hususların yarattığı güvenlikle ilgili tehdidin algılanması ve gerekli tepkinin değerlendirmesiydi.
Bu yazı dizisinde değinmemiş olmakla birlikte ülkedeki laik anayasal düzene aykırı faaliyetlerle ilgili değerlendirmeler de üzerinde durulan noktalardandı.
Aytaç Paşa'nın şimdi dikkatle açıkladığı değerlendirmeleri ile Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök'ün ve 2. Başkan Orgeneral İlker Başbuğ'un bu yıl yaptıkları konuşmalar karşılaştırıldığında, benzer kaygıların, üslup farklılıkları içinde paylaşıldığı görülür.
İç ve dış kamuoyuna karşı 'yumurta küfesi'nin Hilmi Paşa'nın sırtında olması, kişilik farkı ile birleşince ortaya sanki Türkiye'ye yönelik tehditle ilgili bir değerlendirme farkı olduğu intibaı çıkmıştır.
Türkiye'nin hem ABD ve hem de AB için neden çok önemli olduğunu, hangi yaşamsal tehditler karşısında bulunduğunu komutanların temelde değerlendirme farklılığı göstermeleri düşünülebilir mi?
TBMM çoğunluğunu ele geçirmiş AKP iktidarıyla, TSK'nın maddi manevi değerlerini muhafaza ederek işlevini yerine getirmesi kolay mı?
Aytaç Paşa, yakında bir kitap halinde yayımlanacak olan yazı dizisinde, değerli komutanların emekli olduklarında ülkenin yüksek çıkarları için ortaya koymalarında faydalı olacak görüşleriyle yeni bir çığır açmaktadır.
Yazı dizisi ortaya yepyeni bir üslupla, yepyeni bir yaklaşım getirmektedir.
Öncelik; bilinen, daha önce açıklanmış, resmi belgelerin Türkiye için çok önemli, dikkate değer noktalarının sergilenmesine verilmiş. Böylece Türkiye'nin, katılmak için çok önem verdiği AB'nin çeşitli kuruluşunun Türkiye'nin yaşamsal sorunlarına nasıl baktığı da açık seçik görülmektedir.
Ortaya konulan tehdit karşısında Türkiye'nin takınması gereken tavırlar hakkındaki görüşleri, şimdi bir emekli komutan olarak ortaya koymakla Aytaç Paşa ciddi, kamuoyunu uyarıcı bir hizmet yapmaktadır.
TSK ile ABD arasında ve TSK'nın Türkiye'ye yönelmiş tehdit değerlendirmesiyle AKP'nin değerlendirmeleri arasında çok büyük farklılıklar vardır. Bu farklılıklar Genelkurmay ifadesinde satır aralarında yerini bulur. Ama çok daha açık şekilleri ise Aytaç Paşa değerlendirmesinde görülmektedir.
Türkiye-AB ilişkileri arka plana kayar, ön plana Türkiye-ABD ilişkileri çıkarken, çeşitli zemindeki asker değerlendirmesi şimdi daha önem kazanıyor.
Türkiye'deki, oldukça tartışmalı, görevi sona erip ülkemizden ayrılan ABD temsilcisi Adelman, Milliyet Genel Yayın Yönetmeni Sedat Ergin'e TSK'nın üç ve dört yıldızlı generalleriyle ilişkileri düzelttiklerini söylemiş. "Ancak alt kademelerde daha çaba gerekir" demiş.
Böyle düşünmeye devam edebilir. Acaba üç ve dört yıldızlı generallerin, karşılıklı ülke çıkarları için Genelkurmay'ın saptadığı çizgiler içinde hareket edişlerinden nasıl başka bir netice çıkarabilirdi?