Başbakan ikilemi

AKP'liler soruyor: 'Türban sorununu çözeceğiz dediniz. Ama çözmüyorsunuz?' Başbakan Yardımcısı Abdülkadir Şener, 'Öyle demeseydik oy vermiyorsunuz' diyor.

AKP'liler soruyor: 'Türban sorununu çözeceğiz dediniz. Ama çözmüyorsunuz?' Başbakan Yardımcısı Abdülkadir Şener, 'Öyle demeseydik oy vermiyorsunuz' diyor. Bu sözleri önceki gün Radikal'de okuduk. Ama dünkü Radikal'de Şener sözlerinin yanlış anlaşıldığını belirtiyor: 'AKP 2002'de seçim öncesi türban konusunu çözme sözü vermedi' diyordu. Ama mademki AKP tabanı için bir türban sorunu vardı, bunun çözümlenmesi gerekmez miydi?
Şener ne derse desin, Erdoğan defalarca tabanının bu konudaki isteğinin bilinciyle onlara, 'Zamanı değil. Bekleyeceksiniz' demedi mi?
Başbakan'ın bu konuyu içeren ikilemi yok mu? Yerine getiremeyeceğini bile bile 'türban' sözü vermediğini kim iddia edebilir? Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin son kararına kadar da, sorun gündeme geldiğinde hep aynı vaadi yineledi?
Karar çıkınca, tüm umutlarını yitiren dinci tabanına umut vermek için, panik içinde, acemice, ayaküstü düzenlenmiş, inandırıcı olmayan şeyler söyledi.
Şimdi tüm AKP son gelişmelerin sancısını hissediyor.
Yöneticilerin, kendilerine göre taktikleri ve stratejileri var.
Taktik, AİHM kararına karşın tüm yolların kapanmadığını söylemek.
Strateji ise, Türkiye'de, uzun vadede, kendilerine tüm kapıları kapatacak, adımları asla atmamak. Anayasa'nın değiştirilmesi teklif dahi edilmeyecek temel maddelerini ortadan kaldırmaya kalkışmamak. Böyle davranmayacakları konusunda, rejimin kilit kurum, kuruluş ve şahsiyetlerini temin etmek.
Başbakan'ın işi çok zor. Aşağı tükürse sakal, yukarı tükürse bıyık.
Bir yandan ülke yönetiminde meşruiyetini muhafaza etmesi gerekiyor. Diğer yandan ise kendisini iktidara getirdiğine inandığı, dinci tabanını memnun etmeye, onların umutlarını, gelecek seçimlere kadar muhafazaya çalışıyor.
Erdoğan'ın bu temel stratejisini iyi irdeleyen ve değerlendiren kimi çevreler de bundan dolayı, AKP tarafından rejimi kemirmeye yönelik atılan adımların geri çekildiğini görüp, 'Kadrolaşma dışında ne yaptılar?' diyorlar.
Abdüllatif Şener, partisinin dinci kesimiyle konuşurken gerçekçi ve samimi. Vaat edilen kimi konuda duraklamalarının, ya da gerilemelerinin kendilerine her şeyi kaybettirmeyeceğinin farkında. Çünkü AKP seçimi sadece, yerine getiremeyeceği konularda vaat etmekle kazanmadı.
İktidara geldiği günden bu yana yaptıklarını, ülkenin siyasi, sosyal ve ekonomik ortamını tahrip etmeden ortaya koymasını bilirse, neden gene kazanmasın?
Başbakan'ın bu yönde hareket edebileceğini gösteren, biraz da iyimser işaretler var da, Bülent Arınç gibi, yakın geçmişten ders almamış görünenlerin yaratabilecekleri tehlikeleri nasıl önler bilinmez.
İktidarda olmak, ülkeyi kazasız belasız, bunalım çıkarmadan yönetmek kolay değil. Bunu, yarım asırdır Ankara'dan olayları izleyerek görüyoruz.
Neden, siyasi eğitimi sırasında başına gelenlerden ders almış olduğu varsayılan bir Başbakan hassas değerlendirmeleri yapamasın?
Yeter ki ülkenin yönetiminde ve kaderinde, partizan olmadan, görevlerini mevcut anayasal düzene içten bağlı kalarak yapanlarla irtibatını kaybetmesin. Onlardan kırmızı çizgilerle ilgili, gerekli telkinleri alabilsin.
Ortaya çıkan ya da çıkabilecek, siyasi tabanını olumsuz etkileyebilecek, kimi sorunları çözmek için, kendinde eksikliğini hissedebileceği bilgi ve değerlendirmeleri, doğru kaynaklardan sağlayabilsin.
Başbakan'ın işi kolay değil.
* * *
ŞEMDİNLİ NOTU: Hürriyet önceki gün, Şemdinli'deki, mahiyeti kuşku yaratan iki jandarma astsubayının karıştığı olayın Van 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nden alınan izin ile gerçekleştirilmiş olduğunu açıkladı. Dün ise görev kâğıtlarının Cumhuriyet Savcısı ile Jandarma Alay Komutanı'nca imzalandığını yazdı. Olay hakkında Jandarma Alay Komutanlığı'nın hazırladığı raporun bir kopyasının Başbakan'a iletildiğini bildirdi. Böylece, 'Susurluk benzetmeleri' ve 'derin devlet operasyonu' kuşkularından ziyade, geride kendilerine verilen uzmanlık isteyen görev için iyi eğitilmemiş askerlerle, olay kamuoyuna yansıdığı zaman, gereken açıklamaları usulüne uygun olarak ve inandırıcı yöntemlerle yapmamış olan diğer görevlilerin hataları kaldı.