Başbakan, yargı ve internet

Başbakan'ın çeşitli vesileyle yaptığı konuşmaları, özellikle TV haber kanalları geniş veriyor. Zaman zaman bu konuşmalarda, üzerinde durulması ve gerçek anlamlarının irdelenmesi gereken bölümler olduğunu düşünüyorum.

Başbakan’ın çeşitli vesileyle yaptığı konuşmaları, özellikle TV haber kanalları geniş veriyor. Zaman zaman bu konuşmalarda, üzerinde durulması ve gerçek anlamlarının irdelenmesi
gereken bölümler olduğunu düşünüyorum.
Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yaklaşımının, hiç olmazsa görünüşte, iyiden iyiye yumuşadığı, kimi savcının ‘darbe hazırlığı sanığı’ ilan ettiği kimi komutanı kucaklar olduğu Erdoğan‘ın, son günlerdeki değişmez hedefi, Yargı.
Başbakan’ın bu konudaki genel yaklaşımının ‘demokrasi’ içinde nereye yerleştirilebileceğini anlamakta zorluk çekiliyor. Nedense konunun unvan sahibi uzmanları da pek görüş açıklamıyorlar.
Meydanları dolduran ve kendisini her fırsatta alkışlayan dinleyicilerine geçenlerde, kabaca özetlenebilecek şekilde sordu: “Biz yasama ve yürütme erki mensupları olarak yaptıklarımızdan dolayı sizlere hesap veriyoruz. Sizden aldığımız oylarla sizin isteklerinizi yerine getiriyoruz. Peki yargı kime karşı sorumlu? Kime hesap veriyor? Yargı bağımsız ama tarafsız değil” dedi. Anayasa’da yapmayı tasarladığı değişikliklerle Yargı’ya istediği şekli vermeğe çalıştığı biliniyor. Bundan dolayı da Yüksek Yargı’nın her fırsatta şikâyetine sebep oluyor. Ama onlar “Yargıyı iktidar kuşatma altına alıyor” derken, “Asıl yargı iktidarı kuşatmaya alıyor” yanıtıyla karşılaşıyorlar.
İnsan merak ediyor, Başbakan’a kim demokrasinin ne olduğunu, nasıl işlediğini kolay anlaşılacak şekilde anlatacak? Kim erkler arasındaki ilişkilerin nasıl işlemesi gerektiğini ona izah edecek? Yargının kendine özgü kurumları arasında, uzun süreçler sonunda oluşmuş yetki ve görev kademelerinin işleyişiyle şekillenen düzenin, o önem verdiği hesap vermeyi de içerdiği nasıl anlatılacak?
Ergenekon soruşturmasının başlangıcından bu yana uygulanan gözaltı ve tutuklama sistemini, bizlerle birlikte Batı da kaygıyla izliyor. Bu uygulamalara yargının ilk kademesindeki görevlileri; savcılar ve yargıçlar karar veriyorlar. Bu kararlarda yaygın tartışma yaratan farklılıklar, yasalara (milli ve taraf olduğumuz uluslararası mahkeme kararlarına) ters düşmeler olduğu görülüyor. Eleştiriler de kolay reddedilemiyor. Ama bu durum henüz bir paniğe sebep olmuyor. Çünkü şimdi yadırganan durumun, yargıçlar önünde, ilk kademede muhakeme sisteminin süzgecinden geçerken ve daha sonraki temyiz kademelerinde, yanlış değerlendirmelerin yarattığı mahzurlardan temizleneceği düşünülüyor.
Geniş yargı sistemi içinde yapılacak hataları, yasama ve yürütmenin kontrolü dışındaki Yüksek Yargı’nın durduracağı, iptal edeceği inancı, Başbakan’ın anlamaz göründüğü demokrasinin temelini oluşturuyor.
Ülkenin içinde bulunduğu, demokrasinin temellerinin var olduğu iddia edilen dönemin, kaygı kaynağı olan bir durumuna dokunmak da gerekiyor.
Ergenekon adı verilen soruşturmalarla başlayıp, sayısız başka adlar altında hazırlanan iddianamelerle süren, bu dönemin her kademeden yüzlerce sanığına yöneltilen suçlamaları, izleyebiliyor musunuz?
Sanıyorum bunu kimse yapamıyor.
Sanıkların savunma avukatları, suçlamalarla ilgili yaptıkları en basit açıklayıcı bilgileri bile, olup bitenlerden haberdar olmak isteyenlere ulaştıramıyorlar. Buna ne medya ne de muhalefet partileri olanak sağlayabiliyor.
Şimdiye kadar önemli görevlerde bulunmuş, ama şimdi boyutları bile tam açıklanmayan önemli suçlamalar karşısında kalmış şahsiyetlerin durumları hakkında bile, kamuoyu tam bilgi edinemiyordu.
Şimdi ilk defa ‘Balyoz’ adı verilen soruşturma ile ilgili olarak, eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan’ın yakınları, suçlamalarla ilgili önemli açıklamalar yapıyorlar. Elektronik haberleşme sistemi içerisinde geniş çevrelere iletiyorlar. Böylece olayları yakından ve yeterli ölçütlerle izleyip kamuoyuna bilgi sunamayan medya yanında, siyasi iktidarın pek kontrol altında tutamayacağı, kamuoyunun oluşmasına katkıda bulunabilecek, yeni bir haber kaynağı ortaya çıkmış oluyor.
Bu durumda; seslerini duyuramayan, ağır suçlamalar karşısında kalmış, aylardır tutuklu birçok sanık hakkında, en azından savunma avukatları geniş kitlelere kolayca ulaşabilirler. Uygulamalarda yapılan hataların teşhir edilmesine yardımcı olabilirler.