Başbakan'dan iki mesaj

İstanbul'un Avrupa Kültür Başkenti ilan edilmesiyle ilgili olarak Başbakan'ın yaptığı konuşmalardan sadece kültür...

İstanbul’un Avrupa Kültür Başkenti ilan edilmesiyle ilgili olarak Başbakan’ın yaptığı konuşmalardan sadece kültür içerikli olanı karşısında hayretler içinde kaldım. Başından sonuna, ne içeriğine karşı söyleyecek bir şey vardı, ne de hitabet tarzına. Doğrusu Erdoğan için bu konuşma kolay unutulmayacak boyutlarla yüklü bir Avrupa Kültür Başkenti tanıtımı ve övgüsüydü. Ne yazık ki; çeşitli siyasi içerikleriyle dikkate değer olmayan konuşmasını defalarca veren kimi TV kanalları bu güzel konuşmaya ilgi göstermediler. Ben de galiba tesadüfen dinlemiş oldm
Hemen aynı gün Başbakan’ın sözünü ettiğim konuşmanın tam ters etkisi yapan başka sözlerini de dinledim. Yaşadığımız siyasi gerginlik ve kaygı dolu gelişmelere tüy diken bir başka cümlesi de kulaklarımda kaldı.
Başbakan iktidarı sırasında bu ülkeye kazandırmak istediği güzelliklerin, zenginliklerin önünde ‘Yargı’ engelinin yarattığı tehdidi vurguluyor, “Yargı bize ciğerlerimize kadar kan ağlatıyor” diyordu. Bu son dönemlerin demokrasiyle ilgili kuşku yaratıcı, kuvvetler ayrımını reddeden bir inançsızlığın işareti değimliydi! Bu da, siyasi iktidarın çeşitli yasa ve anayasa değişikliği yapma çabalarıyla birleşince, önümüzdeki günlerin olası gelişmeleri için kaygı verici oluyordu. iki konuşmanın aynı kişi tarafından yapıldığına inanmayı olanaksız hale getiriyordu.
AKP iktidarının, düşmekte olduğu varsayılan oylarını kurtarmak için, yasama ve yönetme erklerini daha güçlü kılmak, bunun için de önünde tek engel olarak kaldığını düşündüğü, yargının yetkilerini sınırlandırmaya öncelik vereceği anlaşılıyor.
Başbakan hükümetinin tasarladığı, ekonomiyi kalkındırıcı ve rekor düzeye çıkmış işsiz kitlelere gelir sağlayıcı yatırım planlarının yargı tarafından engellenmekte olduğunu iddia ediyor.
Bu noktadan hareket eden yandaş basın da gelişmeleri izleyemeyecek durumda olan kimi çevreye ‘Görüyorsunuz AKP size iş alanları açmak istiyor, ama bunu yargı önlüyor. Yatırım kararlarını iptal ediyor’ kampanyası açıyor.
Sözü edilen, AKP iktidarının hazırlayıp da yargının durdurduğu yatırım projelerinin iptal sebebi. Bu kararlar Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan ‘Çevre Etki Değerlendirmesi’ ÇED raporlarına dayandırılıyor.
Bizim medya, kamuoyunun da fazla ilgi göstermediği çevre konuları üzerinde pek durmuyor. Ama nasıl olmuşsa olmuş ÇED konusu yasalar içinde ağırlık kazanmış ki yargı bunu dikkate alıyor.
Şimdi siyasi iktidarın önünde iki yol var; ya bu raporları engelleyecek, ya da yargının bunları ,kendi isteğine göre, görmezden gelmesini sağlayacak.
Galiba iki yolun da kapalı olduğunu düşünüyor ki yandaş basının desteğini aradığı görülüyor. İktidarın yaklaşımlarının yanında oldukları bilinen yazarlar, ”Yargı kararlarına saygı gösterilmeli ama ekonomik sosyal gerçekler unutulmamalı. Yatırımlar önlenmemeli. Aç insanlara iş bulunmalı” demeye başlıyorlar.
AKP iktidarının bu engelleme karşısında üzerine düşeni yapmamış olacağı, ülkeye yabancı sermayenin de gelmeyeceği, neticede ‘iktidarı sırasında ülkede taş üstünde taş koymadı’ ithamıyla karşı karşıya kalacağını iddia etmeye başlıyorlar.
Konu daha ziyade ülke kaynaklarının istenildiği gibi peşkeş çekilmesiyle ilgili. Bu yaklaşım tüm siyasi iktidarlar döneminde görece vardır. Bilinir. Önleminin alınmasına da çalışılır. Bu defaki fark daha geniş bir siyasi iktidar hedefi içinde yer almasından ileri gelir gözükmesindendir.
AKP, Anayasa’nın kendisine engel saydığı kimi maddeleri olmasa bile, şimdi ilk adımda kolay kabul ettireceğini, TBMM çoğunluğuna dayanarak geçireceğini düşündüğü hususlar üzerinde durmaktadır.
Kimi meslektaş ve düşünür AKP iktidarının ülke üzerinde bir sivil vesayet rejimi oluşturma peşinde olduğunu tartışadursunlar.
Önemli sorun; eksik tarafları da olsa, mevcut anayasal rejimin muhafazasında son ve yaşamsal önemdeki noktayı gözden kaçırmamaktır. O da yargı erkinin yasama ve yürütme karşısında bağımsızlığının ve tarafsızlığının muhafaza edilmesiyle ilgilidir.