Başbuğ doğrusu ve yanlışı

Türk Silahlı Kuvvetleri yönetimini iki konuda, sürekli olarak yanlış ve eksik bulup eleştiririm. Bunlar 'Halkla İlişkiler (Hİ) ve Enformasyon Hizmetleri'dir (EH).

Türk Silahlı Kuvvetleri yönetimini iki konuda, sürekli olarak yanlış ve eksik bulup eleştiririm. Bunlar 'Halkla İlişkiler (Hİ) ve Enformasyon Hizmetleri'dir (EH). Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, EH konusuna bir görüş getirdi. Harp Akademileri'ndeki sempozyum kapanış konuşmasında "... kitle iletişim araçlarının hepsine eşit mesafede olmanız ... Herhangi bir kitle iletişim aracıyla olan mesafeniz ile diğeri arasında eğer farklılık olursa, sorunlar olabilir" dedi. Böylece eleştirdiğim anlayışlarına bir unsur daha eklemiş oldu.
Söylediği yaklaşım sadece iletişim araçlarının konuya ilgileri açısından haksızlık yaratmakla kalmaz, aynı zamanda konuların daha iyi irdelenerek kamuya yansımasını da engeller.
Tabii Batı'da kurumlar, genelde tüm iletişim araçlarına ulaşması gereken açıklamaları basın toplantılarında yaparlar. Ama bu toplantılar sonrasında konuyla daha yakından ilgilenen, medya kurallarına uydukları bilinen muhabirlere birebir konuşma olanağı sağlayacak istekleri de reddetmezler.
Bu yöntem dünyanın gelişmiş ülkelerinde, örneğin ABD'de, örneğin Beyaz Saray'da, Pentagon'da uygulanır. Konularında uzmanlaşmış bir New York Times ya da Washington Post muhabirinin Pentagon basın toplantısıyla yetinmesi, orada kendi özel sorularını uluorta sorması da beklenmez.
İlker Paşa'nın yanlışı, özel çalışmalarıyla bir konuda belirli aşamalar yapmış bir muhabirin, özel bilgilerini kontrol etme ve geliştirmesini engellemektedir.
Böylece TSK, gelişmiş Batı ülkelerinden, bu alanda geri kalmaktadır. Bununla birlikte Genelkurmay'ın son dönemde düzenlediği 'bilgilendirme toplantıları'nın yararı yadsınamaz. Ama en azından eksikliğini vurgulamak gerekir. Genelkurmay 2. Başkanı konuşmasında TSK'yı tanımak isteyecekler için çok önemli bilgiler ortaya koymuştur.
Bunlardan biri TSK içinde kararların nasıl oluştuğu ve uygulandığı hakkında.
Sempozyumda buna 'İkna edici yönetim' denildi. Bu yöntemin taktik seviyeden stratejik seviyeye kadar nasıl adım adım uygulandığı açıklanırken, İlker Paşa '... TSK'yı diğer kurumlardan ayıran temel nokta'nın TSK'da gerektiği zaman komutanın askeri ölüme göndermesi olduğunu hatırlattı. TSK'da komutan karar verinceye kadar her şeyin tartışıldığını, ama komutan karar verdikten sonra tartışmanın bittiğini, sonra alınan kararın herkesçe (farklı düşünenler bile olsa) en iyi şekilde uygulanmasına geçildiğini söyledi.
Bu mekanizmanın iyi bilinmesi, 'TSK içinde fikir ayrılıkları var' söylentilerinin anlamının anlaşılmasını sağlıyor.
TSK eğitim ve öğretim faaliyetlerinde geçerli olan 'tolerans' anlayışının açıklanması ve sınırlarının keskin çizgilerle belirlenmesi de bu camianın toplum tarafından doğru anlaşılmasına yardım ediyor.
TSK'da sadece 'disiplin' alanında tolerans yok. Çünkü bu alan TSK'nın temel özelliklerinden birini oluşturmakta.
İlker Paşa'nın üzerinde durduğu, sempozyum vesilesiyle TSK'nın vazgeçemeyeceği temellerini açıkladığı hususlar arasında 'ulus-devlet' ile ilgili sözleri basının dikkatini çekti. Çünkü bunlar hem güncel hem de içeriği bakımından kolay anlaşılır cinstendi.
Çeşitli vesilelerle son birkaç hafta içinde, Genelkurmay Başkanı ve 2. Başkanı vasıtasıyla açıklanan hususlar Türkiye Cumhuriyeti'nin, kimi çevrelerce zaman zaman kemirilmek istenen temelleriyle ilgili.
TSK, Türk kamuoyu üzerinde büyük ağırlığı, itibarı olan bir anayasal kurum olduğundan, gerektiğinde temel görüşlerini ifade ediyor.
Bunları Milli Güvenlik Kurulu içinde de ediyor, sınırlar koysanız da gerektiğinde başka zeminlerde de ifade etme yolunu buluyor.
Böylece Atatürk Düşünce Sistemi'ni nasıl yorumladığı da anlaşılıyor. Cumhuriyet'in kuruluşundan bu yana, bu fikirlere inanmış olarak yetişen, milyonların içi, ülke yöneticilerinin aksine davranışlarına karşın rahatlıyor.
'AB ülkelerinde asker bu işlere karışmaz' diyecekler olsa da.