'Bir Dönemin Tanıklığı'

Söz konusu dönem, Bayar ve Menderes'in Demokrat Partisi'nin Türkiye'yi 27 Mayıs askeri müdahalesine getirdiği dönem olmalı.

Söz konusu dönem, Bayar ve Menderes'in Demokrat Partisi'nin Türkiye'yi 27 Mayıs askeri müdahalesine getirdiği dönem olmalı. Meslektaş ve dost Altemur Kılıç (A. K.), babası Kılıç Ali isminden de yararlanarak
'Kılıç'tan Kılıç'a' adını verdiği anılarına 'Bir Dönemin Tanıklığı' ekini yaparak DP öncesi ile 44 yıllık sonrasını da katmış. Ortaya ilgiyle, kolay okunan 300 sayfalık bir kitap çıkmış.
Basın bu tür kitaplardan haber değeri olacak, ilgi çekici öyküler çıkarır. Nitekim bu kitaptan da, A. K., Basın Yayın Genel Müdürü iken bir büyük İngiliz gazetesinin sahibinin kendisine Londra'daki şatosunda nasıl bir cinsel istekte bulunduğunu anlatan bölümü seçmişti. Oysa kanımca kitabın en ilgi çekici bölümleri, kısmen daha önce de orada burada yayımlanmış olsa dahi, DP'nin ülkeyi nasıl bir çıkmaza sürüklediğini
A. K. açısından gösteren bölümleridir.
A. K. bu bölümlerde bir yandan gazeteci içgüdüsüyle gelişmeleri objektif bakışlarla saptamış, diğer yandan da, kendisini o görevlere getiren birlikte çalıştığı dönemin yetkililerini tutan yorumlar yapmış.
A.K.'nin yaşamı gazetecilik ve Ankara, New York, Washington ve Bonn'da üstlendiği basın ile ilgili görevlerde geçti. Onu Ankara'daki görevleri sırasında tanıdım. Yabancı basınla ilişkilerinde ne kadar başarılı olduğunu gördüm. Türkiye'nin en beceriksiz olduğu, kendini Batı medyasına tanıtma görevi için, daima en iyi seçim olduğunu düşündüm. İki denemesinde, kendini başarılı ama şanssız bulduğu dergicilikte ve bir de Milliyet bünyesindeki tabloit akşam gazetesi 'Gün' de ise görüşlerini paylaşamadım.
Sağlam kültürü ve tuttuğunu koparan çalışmalarıyla Türkiye'ye; radyo, televizyon ve bilgisayar alanlarında ne kadar çok şey kazandırmaya çalıştığını kitapta anlatıyor. Menderes'in son dönemindeki talihsiz işbirliği çabalarında gördüğü anlayışsızlık ise Türk devlet adamlarının 'Halkla İlişkiler ve Enformasyon' hizmetlerinde ne kadar cahil olduklarına güzel örnekler veriyor.
Bu örnekleri ayırıp bir bülten haline getirmek ve devlet adamlarına vermek gerek. Menderes'in gösterdiği anlayışsızlık ise A. K. için talihsizlikler oluşturuyor.
Türkiye'nin, gergin bir döneme doğru ilerlediğini gösteren bugünlerde A. K.'ın DP dönemini dikkatle okumakta yarar var: yakın sayılamayacak geçmişten ders almak için. A. K., Menderes'in bilinen sona doğru nasıl gittiğini, birçok eski DP önde geleninden daha gerçekçi yaklaşımla irdeliyor. Ama esasta olayların değerlendirilmesi konusunda yüzeysel kalıyor. Menderes'e sempati beslemekle birlikte, acımasız teşhislerde de bulunuyor.
27 Mayıs'tan sonra Yassıada ve Balmumcu'da tutuklu kaldığı dönemin bıraktığı izleri A. K. hâlâ hissediyor. O bölümle ilgili notlarında, espri kırıntıları bulunsa da, abartılı yanlarla yüklü olayları, 45 yıl önce değil, sanki dün yaşamış gibi.
A. K. canlı ve espri yüklü kültürü ile daima sevecen. Fıkra anlatmasını çok seven bir meslektaş. Ankara'daki görevlerinden birinde kendisini birlikte ziyaret ettiğim, New York Times'ın çok tanınmış diplomasi yazarı Cyrus Sulzberger'in A. K.'dan dinlediği bir yarı müstehcen fıkrayı bana yıllar sonra bile unutmadan naklettiğini hatırlarım.
Kitabı meslek alışkanlığı eleştirel gözle okudum. Rastladığım küçük maddi hatalar, DP'nin son döneminde sıkıyönetim komutanı olan Nurettin Aknoz'u 1940'lı yıllara taşıması, 1. Ordu Komutanı ismini yanlış hatırlaması ve Mükerrem Sarol'un DP'den ihraç edildiğini yazmasıyla ilgili. Yaşamının bütünündeki onca ayrıntıyı nasıl aklında tuttuğunu anlamak ise kolay değildi.
***
KİTAP NOTU: 'Köy Enstitüleri ve Ötesi' yazan Mahmut Makal. Piramit Yayıncılık. 250 sayfalık kitap ismi adeta, kendisinin de öğrencisi olduğu Köy Enstitüleri ile özdeşleşmiş olan yazarın bu Türkiye'nin eğitim yaşamına damgasını vurmuş olan kurum ile ilgili yazılarından oluşuyor. Böylece Mahmut Makal, edebiyat dünyamıza ilk girdiği günlerinde yayımlanan 'Bizim Köy'e dönmüş oluyor. İrdelemediği Köy Enstitüleri boyutu kalmıyor.