Bir tür ABD gazeteciliği

The New York Times'in önceki pazar yayımlanan dergisinde 'The East in the West' (Batıdaki Doğu) başlıklı bir uzun yazı çıktı. Yazarı Christopher Caldwell gazetenin kadrosundan değil.

The New York Times'in önceki pazar yayımlanan dergisinde 'The East in the West' (Batıdaki Doğu) başlıklı bir uzun yazı çıktı. Yazarı Christopher Caldwell gazetenin kadrosundan değil. Serbest yazarlardan. Dergiye zaman zaman katkıda bulunuyor. Sözünü etmek istediğim bu tür ABD gazeteciliği.
Yakından tanıdığım ABD basınına saygınlık kazandırmış meslektaşların dışında bir kategori.
Bu tür serbest gazeteciler güncel olan bir ülkeyi seçiyorlar. Bu ülkeye gitmeden zannederim ya Washington'da ya da ele aldıkları ülkede ABD büyükelçiliğinde geniş, ayrıntılı bir brifing alıyorlar. ABD'nin konu hakkındaki değerlendirmesini ve görüşünü öğreniyorlar. Sonra belli bir süre içinde konuya istedikleri istikamette katkı yapabilecek kimselerle konuşuyorlar. Onlardan irdeledikleri konuya ayrıntı ve renk katacak alıntılar yapıyorlar.
Böylece o ülkede geçirdikleri birkaç gün içerisinde uzman oluyorlar. Yazdıkları yazılar ABD'nin politikası, saptamış olduğu çerçeve içinde kalıyor.
Caldwell'in yazısı da böyle. ABD'nin bildiğimiz resmi görüşünün genişletilmiş, ayrıntılı hale sokulmuş bir renkli yeni versiyonu. Yazar Türkiye'de sadece ABD görüşünü paylaşan kimselerle konuşmuş. O fikirlerin karşıtlarını yok saymış.
Bu durumla ilk defa karşılaşmıyorum. Bu tür yazıları ABD'nin saygı duyduğum gerçek gazeteciliğinin bir parçası olduğunu da düşünmüyorum. Çünkü tam 39 yıl bu ülkenin ve bu gazetenin Pulitzer gibi çok değerli gazetecilik ödülü kazanmış mensuplarıyla çok yakından çalıştım. Onların kendi ülkelerinde ele aldıkları konuları nasıl ustalıkla ve dürüstlükle irdelediklerini, resmi politikalara hiç saygı göstermeden ve önem vermeden gerçeği aradıklarını biliyorum. Ama bu sözünü ettiğim ayrı bir konu.
En saygıdeğer gazeteler okurlarına yabancı ülkeler hakkında,devletin politikasına uygun böyle yazılar sunup kamuoyunu milli çıkarlarına göre oluşturmaya çalışıyorlar. Yabancı ülkelerle ilgili bu tür yazılarda,genelde hükümet politikasına aykırı içerik bulamıyorsunuz.
New York Times'ın Türkiye'de uzun süre görev yapmış deneyimli muhabirleri bile, daha sonra Türkiye hakkında kitap yazdıklarında ABD'de çizilmiş çerçeve içinde kalıyorlar. Bunun son iki örneği Kinzer ile Marvine Howe'un kitapları.
Avrupa Birliği ile ilgili son gelişmeler sırasında üye ülkelerin ciddi gazetelerinin yorumlarıyla hükümetlerinin politikalarını nasıl desteklediklerini de gördük. Daha önce benzer örneği Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi ile ilgili olarak vermiştim.
Fransa ve Avusturya hükümetleri bir ara nasıl Türkiye üyeliğine karşı çıktıklarında medyalarında, hiç çatlak yorum ile karşılaşmadan,destek buldular.
Türk medyasında, en milli sayılan konularda bile, böyle bir havanın oluşturulduğunu hatırlamıyorum. Kimi medya grupları belli konularda bu dayanışmayı,görece gösterseler de, son AB konusunda olduğu gibi, aksi görüşleri yansıtan ciddi yayın organları görülebiliyor.
New York Times dergisindeki son yazıya dönersek neredeyse her paragrafta ABD'nin bildiğimiz Türkiye yaklaşımının izleri var. Buna yazarın ilginç ekleri var. Belki bunlar ABD'nin henüz kendi yaklaşımı olarak ortaya atmak istemediği, nabız yoklayıcı noktalar.
Hele bölüm başlıkları; 'Kemalizm'in kültürel çelişkileri', 'Özgürlük ve başörtüsü', 'Sünni rotariyenciliği', 'Neden Türkiye'ye güvenmeli?', 'Derin devletin sonu', 'İhanet ve paranoya'.
Yazarın bildiğimiz ABD yaklaşımı çerçevesine dayalı makalesi ustalıkla işlendiğinden, ilgiyle okunuyor. Yer yer resmi ABD değerlendirmelerinde rastlamadığımız noktalar da görülebiliyor.
Caldwell makalesini şöyle sonuçlandırıyor; "Türkiye Cumhuriyeti resmen laik olan devlette çok büyük çapta İslami bir toplum. Avrupa'nın ve Amerika'nın kafasında bir yanıtı bilinmeyen soru var, acaba bu devletin toplumun isteklerine göre şekillendirilmesi halinde ortaya bir İslam cumhuriyetinden başka bir şey çıkabilir mi?"
ABD'den zaman zaman gelen kısa resmi açıklamaların anlamlarını kavramak için resmi olmayan bu tür söylemleri de izlemek gerekiyor.