Demirel ve TSK

Demirel'in Radikal'de yayımlanan Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilgili değerlendirmeleri bana, çok yakından izlediğim bir dönemi hatırlattı.

Demirel'in Radikal'de yayımlanan Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilgili değerlendirmeleri bana, çok yakından izlediğim bir dönemi hatırlattı.
Cevdet Sunay'ın Cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra, Cemal Tural Genelkurmay Başkanı olmuştu. Süresi sona ererken, Başbakan Demirel'di.
Tural görev süresinin uzatılmasını istiyordu. Kendine özgü, alışılmamış tavırlarla, devlet kurumlarını teftiş ediyor, bu ziyaretlerde Atatürk'ün daha önceki pozlarına benzer pozlar veriyordu.
Demirel bu durumdan çok rahatsızdı. TSK Komuta Heyeti ile irtibatı yoktu. TSK içindeki havayı bilmiyordu. O zaman Tercüman gazetesinde TSK'yı yakından izliyor, savunma yazıları yazıyordum. Gazetenin sahibi Kemal Ilıcak bir gün bana "Demirel, Tural'ın akıl hocasının kim olduğunu soruyor"demişti. Tural'ı tanıyanlar kişiliği hakkında bilgisi olanlar onun nasıl kendi başına buyruk kişiliğe sahip olduğunu da bilirlerdi. Yanında daima, Almanya'da askeri ataşelik yaptıktan sonra gelen, Kurmay Albay Sabri Deliç vardı.
Demirel, Milli Savunma Bakanlığı'na getirdiği, eski Emniyet Genel Müdürleri'nden Ahmet Topaloğlu ile TSK ilişkilerini polis istihbarat yöntemleriyle yönetiyordu. Eğer biraz üst düzey komutanlara güven telkin edebilmiş olsa Cemal Tural'ın komuta kademesiyle irtibatının kopuk olduğunu hemen anlayabilirdi. Bu durum çok geçmeden apaçık hale geldi. Demirel de Tural'ı vaktinden önce görevden alabildi. Yerine Memduh Tağmaç geldi.
Komuta kademesinin Topaloğlu yöntemleriyle yapılan çalışmalarla oluşması, TSK'ya kendi ölçülerini egemen kılmaya çalışan Demirel'e hiçbir şey kazandırmadı. Ülkede işler iyi gitmeyince, Topaloğlu'nun 'güvenli olur' sanarak getirdiği komuta kademesi 12 Mart müdahalesini yapmak zorunda kaldı.
Demirel'in TSK'yı kendi hesaplarına göre düzenleme arzusu daha sonraki iktidarı sırasında da depreşti.
1970'lerin sonuna gelirken, Semih Sancar'dan sonra Genelkurmay Başkanlığı için tabii aday Adnan Ersöz idi. Ama Demirel daha sonra muhafazakâr bir parti kurmak isteyecek olan Ali Fethi Esener'i bu göreve getirmek istiyordu. Sıradaki adaylardan Namık Kemal Ersun da emekli edilmişti.
Cumhurbaşkanı Korutürk TSK'nın yerleşmiş kural ve geleneklerine uymayan yaklaşımları desteklemiyordu. Bu ortam içinde, daha önce pek akla gelmeyen Kenan Evren Genelkurmay Başkanı oldu.
Demirel, bir dönem CHP iktidarından sonra tekrar başbakan olduğunda askerler gene huzursuz idiler. Demirel'in doğru bir teşhis ile Murat Yetkin'e "Türkiye'nin o ortamında sivillerin rahatsız olduğu birtakım şeylerden askerin rahatsız olmaması mümkün değil" diyor.
O huzursuzluk Korutürk kanalından da Demirel'e yansıtıldı.
Korutürk'ün görev süresi tamamlandığında yerine kimse seçilemeyince, göreve Senato Başkanı Çağlayangil vekâlet etti.
Seçim aylarca uzadı. Bir ara Muhsin Batur'un seçimi güç kazanınca, bunu CHP önledi. Demirel için bu gerginlik mahzurlu değildi. Çünkü Çağlayangil, Çankaya'da oturuyordu.
Ülkenin o aylarda içinde bulunduğu durum katlanılacak gibi değildi.
TBMM koridorlarında birçok milletvekili, o yaz açıkça umutsuzluklarını ifade ediyorlar ve askerin gelmesinden başka çare olmadığını söylüyorlardı.
Ülke yönetilemez ve her gün 15-20 kişinin sokaklarda öldürülmesiyle, yaşanılamaz hale gelmişti.
Demirel bu durumu, kendi açısından verdiği ayrıntılarıyla anlatıyor.
Sıkıyönetime nasıl yaklaştığından söz ediyor.
Ama bundan sonra anlattıkları ile bizim gördüklerimiz, bildiklerimiz ve öğrendiklerimiz tam örtüşmüyor.
Bu da Demirel'in o aşamada hâlâ askerin ne durumda olduğu hakkında gerekli bilgiye sahip olmadığını, asker ile irtibatının kopuk olduğunu gösteriyor.
Bir bakıma askerin neye gereksinim içinde olduğu hakkında da gerçekçi
bilgi vermiyor.
Bu konuya ayrıca eğilmek gerek.