Diplomasi dediğin

Karen Fogg, Avrupa Birliği'nin Türkiye'deki temsilcisi. Bu açıdan kendisine 'büyükelçi' denilebiliyor. Ama diplomasi kökenli olmadığından kuralları özümsememiş.

Karen Fogg, Avrupa Birliği'nin Türkiye'deki temsilcisi. Bu açıdan kendisine 'büyükelçi' denilebiliyor. Ama diplomasi kökenli olmadığından kuralları özümsememiş. Faaliyetlerinde ve tutumunda diplomasinin bilinen şekillerine uymuyor. Uymadığı için de Türkiye'ye geldiği günden beri çok yadırganan davranışlarda bulunuyor.
Son aşamada, Türkiye'deki faaliyetlerini bildiren, Brüksel'e AB'ye yolladığı mesajların ortaya çıkması kendisini tanıyanları hiç şaşırtmadı.
Son 20 yılda özel ilgi alanım haline getirdiğim güvenlikle ilgili konuları araştırırken ABD'de dikkatle irdelenen bir özel alan saptadım. Bu alan 'örtülü operasyonlar'la ilgili. Bilim adamları bunu 4 kategoriye ayırıyorlar.
Birinci kategoriye 'Rutin operasyonlar'
deniyor. Yabancı ülkelerdeki diplomatların haber toplamaları ve bunu meslektaşlarıyla paylaşmalarıyla ilgili.
İkinci aşamadaki örtülü operasyon kategorisine ise 'Modest intrusions' -Ilımlı sızmalar- adı veriliyor. İçindeki 6 bölümden, bizim gündemi ilgilendirenler şöyle: 1) Siyasi örtülü operasyon olarak bulunulan ülkedeki dost gruplara mali destek sağlanarak eğilimlerinden yararlanma.
İstihbarat ve kampanyalarda işbirliği.
2) Demokrasilerde ve diktatörlük ülkelerinde;
gerçekçi, sağlıklı enformasyonla siyasi
amaca yönelik propaganda. Yabancı ülkelerin sözünü ettiğim faaliyetleri bulundukları ülkelerin görevli birimlerince sadece izleniyor. Ama 'casusluk' faaliyetleri, yasal olmayan faaliyetler ve 3 ile 4. kategorilerde yer alan yabancı bir ülkenin devlet başkanının öldürülmesine kadar tırmanabilenler için radikal önlemler alınıyor.
İlk iki kategorideki operasyonları, Türkiye de dahil, tüm ülkeler rahatça yapıyorlar. Yabancı ülkelere gönderilmiş, ister adları diplomat olsun, ister askeri ataşe ya da açıkça istihbarat mensubu olsun, tüm görevlilerin işi bu.
Onlar bu bilinen işlerini yapıyorlar da,
onlara bulundukları ülkeden yardımcı olanlar ortaya çıktığında, kendi vatandaşlarınca pek
hoş karşılanmıyorlar.
İşte son günlerde AB'nin Türkiye'ye gönderdiği, diplomat olmayan, Karen Fogg'un Türkiye açısından memnuniyet uyandırmayacak faaliyetlerinde hangi Türk vatandaşlarıyla
işbirliği yaptığının ortaya çıkması ilgi çekti.
Bu bayanı Türkiye'ye ilk geldiği günlerde, AB'nin daha önceki temsilcisinin düzenlediği
Türk ve AB ülkelerinden gelen gazetecilerin konferansında tanıdım.
Konferans yöneticisi olarak tavrını çok yadırgadım. AB'nin bilinen politikasını paylaşan Türk meslektaşlara rahat konuşma olanağı tanırken, toplantılara, daha ziyade farklı bir görüş getirmek, yabancı gazetecilere farklı bilgi vermek için davet edilen bana sınırlar koyuyordu. Bu pek nazik olmayan tavrından dolayı, bir daha bu tür seminere katılmayacağımı kendisine o zaman bildirmiştim.
Karen Fogg'un kısaca ve hafifleterek özetlediğim genel davranışını Ankara'da
Türk diplomatlarla, basındaki kimi deneyimli meslektaş ile başka görevlilerin de saptamış oldukları muhakkaktır.
Şimdi, Brüksel'e AB yetkililerine yolladığı elektronik posta mesajlarının Aydınlık dergisi ve İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek tarafından açıklanması, Karen Fogg'u ve onunla işbirliği yapanları güç duruma soktu.
Fogg'un Ankara'daki görevini nasıl yaptığını gösteren hususların ortaya çıkmasıyla artık Türkiye'de daha fazla kalmasının kolay olamayacağı açıktır. Böylece uyguladığı 'örtülü operasyon'a karşı alınan önlem başarıya ulaşmıştır. Diğer tartışmalar devam edebilir.
Gelelim İsmail Cem'in Fogg'u destekler görünen demecine ve savcının başlattığı incelemeye. Cem, Dışişleri Bakanı olarak
şeklen gerekeni yapmıştır. Savcı da konuya
aynı şekilde yaklaşmaktadır. Ama ikisine de
şu soruyu sormak gerekir: "Milli Güvenlik Kurulu'nun tüm konuşmaları gizlidir. Ama
her toplantısından sonra, konuşmalar ve kararlar, askerleri şaşkınlık içinde bırakacak düzeyde medyada yer alır. Yetkililer bu durum karşısında neden suskundurlar?"
İşin bir de haberleşme mahremiyetiyle
ilgili yönü var.
Bu konuda yorum yapan değerli meslektaşlarıma
günümüzün haberleşme teknolojisi hakkında biraz bilgi edinmelerini öneririm.
Bırakın önemli gizli haberleşmelerin ele geçirilip çözülmesini, hasım ülke savaş pilotlarının konuşmalarının bile saptanmasını, aklın alması zor koşullarda yapılan görüşmelerin bile saptanabildiği günümüzde bilgisayar yoluyla yapılan konuşmaların ele geçirilmesine kimse şaşırmamalıdır.
***
SPOR NOTU: Hem Galatasaray hem de Fenerbahçe'de oldukça uzun süre forma
giyip spor yapmış eski sporcu olarak yarınki maçtan endişe duyuyorum.