Dış politika dersi

Diplomasiye 1960 öncesi, parlak bir Dışişleri mensubu olarak başlayan Kamran İnan, çeşitli kademelerden geçti. Büyükelçilik, bakanlık yaptı. Çok deneyim kazandı. TBMM üyeliği ise hâlâ sürüyor.

Diplomasiye 1960 öncesi, parlak bir Dışişleri mensubu olarak başlayan Kamran İnan, çeşitli kademelerden geçti. Büyükelçilik, bakanlık yaptı. Çok deneyim kazandı. TBMM üyeliği ise hâlâ sürüyor.
TBMM'nin çok az üyesinin sahip olduğu birikimine dayanarak hafta başında milletvekillerine güzel bir 'dış politika dersi' verdi.
Önce, yıllardır pek tartışılmayan dış politikaya yaklaşım prensiplerini hatırlattı: "Türkiye milli menfaatlerini birinci planda tutmalı ve adaletten yana olmalı" dedi.
Gündem İsrail-Filistin çatışması olduğu için, konunun geçmişinin özetini yaptı. İncelemenin devletçe duygudan uzak ama milli menfaatini koruyan esaslara dayanmasını söyledi.
Kıbrıs'ta soydaşlarımızın yıllarca, 1963'ten 1974'e kadar çektikleri karşısında İslam devletlerinin nasıl seyirci kaldıklarını, uluslararası kurumlarda hep Rumları desteklediklerini hatırlattı.
1992-95 arasında Avrupa'da soykırıma uğratılan Müslümanların durumu karşısında da sessiz kalınmış olduğunu, Azerbaycan'ın Ermeni tecavüzü karşısında da aynı şeyin yinelendiğini söyledi.
Türkiye, İsrail-Filistin anlaşmazlığı konusunda dikkatli ve tutarlı bir politika izlemişti. Ama çatışmaların sürmesinde maddi çıkarları olanlar olumsuz rol oynuyorlardı. Silah satıcıları, kendi ülkelerinin ekonomik çıkarını isteyenler bölgede barış yerleşmesini istemeyenlerdi.
İnan, güncel konu İsrail-Filistin çatışmasıyla ilgili olarak Türkiye'nin işin başından beri ne kadar dikkatli ve tutarlı politika uyguladığını gösteren ayrıntılı bilgiler de verdi. Yahudi toplumuyla, tarihin hiçbir döneminde çatışmamış olduğumuzu, ABD'deki son Ermeni tasarısının da Yahudi lobisi tarafından engellendiğini hatırlattı.
Bütün bunları, dış politika konularına nasıl etraflı bilgi ile yaklaşma ve genel prensiplere göre değerlendirme yapmak gerektiğini göstermek için söyledi.
Şimdi Ortadoğu'da herkesi rahatsız eden bir düşük yoğunluklu savaş cereyan ediyor. Terör yöntemleri, taraflarca insafsız şekilde kullanılıyor.
Kamran İnan sorunun iyi anlaşılması ve soğukkanlı değerlendirilmesi için gerekli bilgileri verdi ve her sağduyulu kişi tarafından paylaşılabilecek değerlendirmeler yaptı. Ama kendisini dinleyenler arasında bilgi edinmeden fikir edinmiş ve birçok konuda olduğu gibi dış politikada da değerlendirme yapmaya yanaşmayan kişiler vardı. İnan'ı 'Yahudi propagandası yapmak'la suçlamaya kalkanlar oldu.
Oysa İnan'ın konuşması Meclis tutanaklarından
çoğaltılıp tüm milletvekillerine, sakin kafayla okumaları için gönderilmeliydi.
Konu çok yönlü ve çok ayrıntılı. Şimdi herkesi orada işlenmekte olan cinayetler, can kayıpları ilgilendiriyor. Bir an önce çözüm için görüşmelere başlanması, ateşkesin sağlanması arzulanıyor, çaba gösteriliyor.
İtiraf etmeliyim, bu sütunları yazmak için yaptığım araştırmaların çok büyük kısmı, Afganistan'daki mücadele gibi, daha ziyade askeri-güvenlik konularıyla ilgili. Onun için şimdi ibretle seyrettiğimiz İsrail-Filistin çatışmasının özüne girmeyeceğim. Bunu, konuyu yaşamış bir yabancı uzman meslektaşımdan edindiğim bilgilere dayalı olarak, gelecek yazımda yapacağım. Ama bu yazıyı tamamlamadan, önemli gördüğüm bir noktaya daha temas etmek istiyorum.
Türkiye'de asla unutulmayacak uzunlukta süren bir terör dönemini yakından izlemiş bir gazeteci olarak, kendi kendime sorduğum bir soru var. "Şimdi orada gerçekleştirilmekte olan 'canlı bombalar'ın onda biriyle o dönemde Türkiye'de karşılaşmış olsaydık, acaba ülkede nasıl tepkiler oluşurdu? Başta TBMM olmak üzere, ülkenin güvenlik güçleri ve kamuoyu hangi adımların atılmasına izin verirdi? Olayları uzaktan seyreden yabancı ülkelerin eleştirilerini ne kadar ciddiye alırdık?
Terörden çok acı çekmiş bir ülkenin mensupları olarak, terörün her türüne karşı değil miyiz? Öncelikle bu soruların yanıtlarını vermemiz gerekmez mi?
***
SPOR NOTU: Galatasaray'ın yeni başkanının, takımın kaptanıyla yaptığı konuşmada, "Hakem kararları hatalı bile olsa itiraz edilmemesini, el kol hareketlerinde bulunulmamasını istiyorum. Bu hareketler disiplinsizlik işaretleri" demesini onaylamamak olası mı?..