Dışarıdakiler

AKP iktidarı üçüncü görev yılının sonuna doğru giderken, olup bitenleri önemli konumlarından izleyenlerden iyimserler var.

AKP iktidarı üçüncü görev yılının sonuna doğru giderken, olup bitenleri önemli konumlarından izleyenlerden iyimserler var.
"Cumhuriyet'in kuruluşundan bu yana rejimle bütünleşememiş, dışarıda kalmış vatandaşları yavaş yavaş kazanıyoruz" diyenler görüyorum.
Bunda galiba şaşıracak fazla bir şey yok.
AKP iktidara geçtiğinde, örneğin kötümser olan bir kesim, "Şimdi asker ne yapacak?" diyordu. Yanıt çabuk belli oldu. "Dikkatle izleyecek" denildi.
Türkiye'yi dışarıdan dikkatle izleyen uzmanlar, hatta kimi devlet adamı, "Türkiye'de demokrasiyi asker korur" der. Seçim sonrası da dikkatler askere çevrilmişti. Bir kısmı "AKP'nin her yanlışında gereken tepki gösterilmeli" derken, bir kısmı ise "Dikkatle izlenmeli. Günün koşullarına uygun tepki sergilenmeli" diyordu.
Beklentilerin bir kısmı ise 'Cumhuriyet'in kuruluşundan, Atatürk Düşünce Sistemi'nin uygulanmaya başlamasından bugüne, ülkede vatandaşların bir kesimi sistemin dışında kaldı. İçine çekilemedi. Şimdi AKP iktidarında, akıllı bir yaklaşım bunların kazanılmasını sağlayabilir. Fırsat verilmeli' düşüncesinden ileri geliyordu.
Bu beklenti içinde olanların dayandıkları hususların başında, AKP lider kadrosunun, Erbakan dönemlerinde yaşadıkları deneyimden ders almış oldukları varsayımı geliyordu.
Böyle düşünenler karşısında 'Bunlar asla değişmez. Yaptıkları takiyedir' diyenler vardı. Şimdi de halen bu değerlendirmelerinden vazgeçmiş değiller.
Benim 'iyimserler' dediğim cephe mensupları sadece AKP liderlerinin aklıselimine güveniyor değillerdi. Türkiye'nin anayasal rejimini sadece Türk Silahlı Kuvvetleri'nin değil, anayasal kurumların ve yetişmiş milyonlarca Atatürkçü kesimin de, Cumhurbaşkanı önderliğinde giderek daha aktif rol oynayacağı ve savunacağı kanısındaydılar.
'Türkiye'de demokrasiyi askerler koruyor' düşüncesi ve garantisinin, her zaman uygulama alanında gözükmesine karşı olanlar, güvenle beklediler.
Şöyle bir yakın geçmişe baksak. AKP'nin anayasal rejimi özümsememiş, rejim karşıtı saplantıları bulunan ve şimdi bu düşlerini gerçekleştirebilecek ortamı bulduklarını düşünenler, acaba hangi hedeflerine ulaştılar?
Türkiye'yi 28 Şubat öncesine getiren olaylardan hangi benzerlerini yaşadık?
Olaylara 'AKP iktidarı sistem dışı kalmışların, dışarıdakilerin kazanılmasına yavaş yavaş yardım ediyor' açısından bakanlar haksız mı?
AKP iktidarı hemen her gün paylaşmaya alışmadığımız bir yeni yaklaşımla ortaya çıkıyor. Bunlardan kimilerinin ülkeyi ciddi bunalıma sokacağını bile düşünüyoruz. Ama sonra bakıyoruz ki; görünen ya da görünmeyen unsurlar, yeni gelişmeler ortaya çıkıyor. Gerginlik kontrol altına alınıyor.
Toplumsal ve siyasi olayların tüm içerikleri her zaman şeffaf değil. Bunların görünmeyen yanlarının anlaşılması için hem gerçek perde arkası bilgilere hem de bu bilgileri gerektiği gibi değerlendirebilecek deneyime gereksinim var.
* * *
DİPLOMASİ NOTU: PKK'nın yarattığı terör gene gündemin birinci maddesini oluşturuyor. Bu tür mücadelelerin 'olmazsa olmaz' kurallarından birinin 'dış desteğin ortadan kaldırılması' olduğunu, Türkiye uzun bir bilgisizlik döneminden sonra, 1998'de, Öcalan'a destek verip onu ülkesinde tutan Suriye'ye verdiği sert uyarıyla göstermişti. Şimdi benzer bir durum komşu Irak ile yaşanıyor. PKK'nın Kuzey Irak'ta yuvalandığı, oradan Türkiye'ye sızdığı biliniyor. Ama bu duruma ne ABD müdahale ediyor ne de Türkiye. ABD, Irak'ta bir hükümet bulunduğunu, Türkiye'nin sorunu onunla çözmesini öneriyor. O halde Türkiye daha ne bekliyor? Benzer durumlar ortaya çıktığında çözümlerin ne olduğunu gösteren o kadar çok kaynak ve örnek var ki. Türk devleti ve konunun uzman yetkilileri neden gerekeni yapmıyorlar? ABD'yi yeniden keşfetmeye bile kalkışmıyorlar?