Doğru muydu? Yanlış mı?

Hâlâ 1 Mart 2003'te TBMM'de reddedilen tezkereden bahsediyoruz.</br>&quot;Tezkere geçseydi Kuzey Irak'a 30-40 kilometre derinliğe önemli bir askeri gücümüzü sokar, oradaki gelişmelerde söz hakkına sahip olurduk.

Hâlâ 1 Mart 2003'te TBMM'de reddedilen tezkereden bahsediyoruz.
"Tezkere geçseydi Kuzey Irak'a 30-40 kilometre derinliğe önemli bir askeri gücümüzü sokar, oradaki gelişmelerde söz hakkına sahip olurduk. Kürtler yerine ABD'nin, stratejik işbirliği yapan bir numaralı müttefiki haline gelir, ilan ettiğimiz kırmızı çizgilere sahip çıkabilirdik.
Bu şansımızı kaybettik. ABD şimdi bize karşı kırgın ve kızgın. Ancak onurlu olarak ABD'ye yaklaşmamız, durumu tamir etmemiz, ilişkileri düzeltmemiz gerek."
Bu değerlendirmeyi eski Genelkurmay başkanlarından Doğan Güreş bir açık toplantıda yaptı. Tam aksi görüşleriyse, iki deneyimli diplomat, Nüzhet Kandemir ile Onur Öymen savundular.
ABD ile ilişkilerin gerginleşerek vardığı nokta tezkerenin geçmemesinin neticesi olarak görüldüğünden, geçmemenin yararları üzerinde durulmuyor. Ama bu değerlendirmenin ABD'den yapıldığını görüyorum.
Brookings Enstitüsü'nün Türkiye Program Direktörü, 'Tezkere geçse masada olsak ABD politikaları üzerinde söz sahibi olurduk' diye düşünenlerin, iki bakımdan hatalı olduğunu söylüyor. Bunlardan biri 'masada olma hali'nin Türkiye'de gerçekçi olmayan beklentiler yaratacağını, Kuzey Irak'ta Kürt federasyonunun önlenmesi isteğinin ABD ile ilişkileri daha fazla gereceğini belirtiyor," "... haksızlığa uğramışlık hissiyatı içinde 'nankör' ABD'ye karşı öfke, bugüne oranla çok daha fazla yükselecekti" diyor.
İkinci hatanın ise 1 Mart kararı nedeniyle ABD'nin Türkiye'ye çok kızgın olduğunu düşünmekten kaynaklandığını söylüyor. O karara karşın ABD'nin Türkiye'ye birçok konuda olumlu davrandığını hatırlatıyor.
Şimdi, oldukça geniş bir çevrede Doğan Paşa'nın yaptığı değerlendirmenin geçerli bulunduğunu görüyorum. Türkiye'nin bir stratejik kuşatma altında olduğu düşünülüyor. 'Askerlikte de siyasette de netice kuşatma ile alınır' deniyor ve bu kuşatmayı kırma şansının tezkereyi reddetmekle kaçırıldığına inanılıyor.
AKP iktidarının ABD'yi yanılttığı, Kürtlerin böylece çok avantajlı duruma geldiğini düşünenlerden hiçbirinin aklına '1991-2003' arasında Türkiye'nin Kürtlerin korunup adeta fiili bir devlet kurmalarına nasıl yardımcı olduğu gelmiyor. Şimdi Barzani ve Talabani'nin Irak'ta en üst düzeylere tırmanmalarının hatasını gene tezkere reddine bağlıyorlar.
Bugünkü fiili durum ile ilgili önerilere gelince, 'Sakın Kuzey Irak'ta kurulacak devleti Türkiye içi için bir tehdit unsuru olarak kabul etmemeli' diyorlar.
Başta Bakan Gül olmak üzere Dışişleri Bakanlığı suskun. AKP içinde de çok boyutlu mevcut durumu ehliyetle irdeleyecek kimse görünmüyor. Bu durumda dikkatler Kandemir ve Öymen gibi deneyimli diplomatlara çevriliyor.
Orada dokuz yıl Türkiye'yi temsil etmiş olan Kandemir, ABD ile Türkiye'nin çıkarlarının birbiriyle örtüşmediği kanısında.
İlişkilerde bu noktaya varılmasında iki tarafın da hatalı olduğunu düşünüyor. Ama Türkiye'nin elindeki kozların 'çok yumuşak davranmadan' kullanılabileceğine inanıyor.
'Yumuşak davranış haksızlıkları artırır' kanısında.
Onur Öymen de 'Diplomaside çaresizlik yoktur' diye düşünüp, AKP'nin Dışişleri Bakanlığı yerine 'kimi danışmanlar'dan yararlandığına inanıyor.
Tezkere geçmiş olsaydı bile, Türkiye'nin ABD'den istediklerini sağlayamayacağı şeklindeki ABD değerlendirmesini kabul etmek gerekiyor.
Gündemde ABD'nin İncirlik ile ilgili istekleri olan yeni tezkere var.
ABD istedikleri boyutlarıyla İncirlik'i teslim alınca bunun 'onurlu yaklaşım' olup olmayacağını ve karşılığında ne alabileceğimizi göreceğiz.
***
KİTAP NOTU: 'Adım Adım 27 Mayıs', yazan Şükran Özkaya, İleri Yayınları. Herhalde ilginç bir tesadüf; 27 Mayıs kahramanlarından iki Milli Birlik Komitesi üyesinin, Numan Esin'den sonra Şükran Özkaya'nın, Türkiye'nin kaderine büyük etki yapan gelişmeleri anlatan anılarını yayımlamaları. Özkaya o dönemin hemen hemen tüm ilginç ve önemli olaylarına, 415 sayfalık kitabında, kendi açısından ayrıntılar vererek ışık tutuyor.