DYÇ alfabesi

'Düşük Yoğunluklu Çatışma' (DYÇ) bizim dilimize geç girdi. 1984'te PKK iki Güneydoğu kentine baskın yaptığında kimse onlara karşı özel bir mücadele yöntemi kullanılacağını, bu yöntemin adının da DYÇ olduğunu bilmiyordu.

'Düşük Yoğunluklu Çatışma' (DYÇ) bizim dilimize geç girdi. 1984'te PKK iki Güneydoğu kentine baskın yaptığında kimse onlara karşı özel bir mücadele yöntemi kullanılacağını, bu yöntemin adının da DYÇ olduğunu bilmiyordu.
Oysa o günlere kadar dünyanın birçok yerinde, birçok ülke benzer tehditle karşılaşmış ve DYÇ yöntemleri kullanılmıştı.
Sanıyorum Genelkurmay'ı yanıltan, Cumhuriyet tarihinin hemen başında aynı bölgede oluşan çeşitli hareketin çabuk bastırılmış olmasıydı. Bastırmalarda, o günlerin dünya koşullarına uygun olan 'tenkil' yani en ağır güçle direnişçilerin üzerine gidip cezalandırılmaları yöntemiyle olumlu neticeler alınmıştı.
1984'te zamanın başbakanı Turgut Özal'ın olayı nasıl hafife aldığını hatırlıyorum. Kendisiyle Doğu'da bir geziye çıktığımız Cumhurbaşkanı Evren'in de, bir yüzbaşının olaylarda öldürülmüş olmasını tepkisiz karşıladığı hatırımda.
PKK mücadelesindeki gelişmeleri başından sonuna bir gazeteci olarak yakından izlerken çok şey öğrenme olanağına kavuştum. Türkiye'deki ve Batı'daki konunun yabancı uzmanlarıyla konuştum. Bunlardan biri Ankara'daki İsviçre Büyükelçiliği'nde askeri ataşe olarak çalışan bir
DYÇ uzmanıydı. 1990'lı yılların başına geldiğimiz günlerdeydi. Söylediklerinin kullanırken kendisini kaynak olarak göstermeyeceğimi biliyordu.
"Güneydoğu'daki gelişmeler hakkında en önemli gözlemleriniz nedir?" diye sorduğumda bana "Orada mücadele eden güçleriniz henüz karşı karşıya oldukları tehlikenin tüm boyutlarını kavramış gözükmüyorlar. Bölgede birkaç gezi yapma olanağına kavuştuğumda dikkatimi öncelikle bu boyut çekti. PKK militanlarını izlemeye giden güçlerinizi gördüm. Kamyonların üzerinde sanki pikniğe gidiyorlardı. Her an bir pusuyla karşılaşabileceklerinin ayırdında değil gibi gözüküyorlardı" demişti.
Son günlerde terörist grupları izlemek için yola çıkan bir birlikte üç kişinin uzaktan açılan baskın ateşiyle şehit olduğunu duyduğumda yıllar önce yapılan bu konuşmayı hatırladım.
1984'te Türk Silahlı Kuvvetleri genelde NATO gereklerine göre düzenlenmişti. Ancak daha sonraki yıllarda yavaş yavaş içte beliren bu ciddi tehdide karşı eğitim almaya başladı. İç güvenlik konusunda temel görevi üstlenmiş olan Jandarma'ya DYÇ için gerekli olan komando eğitimi verildi.
Batı'nın gelişmiş ülkelerinden bu tür tehdit ile karşılaşma olasılığına sahip ülkelerde DYÇ için özel hazırlanmış talimnameler vardır. Bunlardan ABD'ye ait olan 'Field Manual 100-20'-Military Operations in Low Intensity Conflit' adını taşımaktadır. Bir de daha geniş kapsamlı olarak 'FM 90-8'-Counterguerilla Operations' talimnamelerinde bütün ayrıntılar yer almıştır.
Genelkurmay, Güneydoğu'daki olayların sürmesi ve tırmanmasıyla tabii beklenen gelişmeleri gerçekleştirmiş, kendi koşullarımıza göre önlemler almıştır. Bu önlemlerin başında 1984'te mevcut olan talimnamelerin koşullara uydurulması için atılan adımlar, talimname değişiklikleri gelmiştir. Bu değişiklikler yeni talimname şeklini almasa da 'iç güvenlik' önlemleri içerisinde yerlerini bulmuşlardır. Şimdi sanıyorum üç şehit verdiğimiz olayda talimname kurallarının şöyle ya da böyle ihmalleri rol oynamıştır.
PKK ile mücadelenin en şiddetli günlerinde 1992-94 yılları arasında Güneydoğu'da komando subayları olarak görev yapan iki oğlumdan aldığım gözlemler 'Talimname kuralları aynen ve tam disiplin ile uygulandığında kayıp verilmez' şeklinde olmuştur. Bu gözlemi daha sonra birçok, o bölgede uzun süre görev yapmış yüksek rütbeli komutanlardan da doğrulatma olanağına kavuştum.
Onun için şimdi verilen her şehit bende ayrı bir üzüntü yaratıyor.
***
KİTAP NOTU: 'Books on Turkey'i yayımlayan Pandora Kitabevi sadece Türkiye hakkında yazılmış olanları değil, Balkanlar'dan Ortadoğu'ya uzanan bölgede Türkiye'yi de kapsayan tarih, kültür, toplum ve siyasi açıdan birbiriyle ilişkisi olan 2 bine yakın yayını dikkate almış, böylece ortaya işlevsel bir klavuz ortaya çıkmış.