'Engizek Kartalı'

'1996 yılı 5 Ekim sabahı harekâta başladık. </br>Öğlene doğru ilk haber komando birlik komutanından geldi. Bir sıcak temas oluyor ve kısa süre sonra kesiliyor.

'1996 yılı 5 Ekim sabahı harekâta başladık.
Öğlene doğru ilk haber komando birlik komutanından geldi. Bir sıcak temas oluyor ve kısa süre sonra kesiliyor. Öğleden sonra geç saatte acı bir haber geldi. Kayseri Komando Bölüğü mola vermiş, su başında mataralarını doldurmaya çalışırken onları gözetleyen PKK grubunun ateşine maruz kalmışlar, sonuç maalesef ilk ateşte 4 şehit 10 yaralı. Yakın emniyetlerini almadan mola vermek ve toplu halde bulunmak bu olaya neden olmuştu.'
Daha önce bölgede tugay komutanlığında da bulunan, 1995-1997 yılları arasında 3. Ordu Kurmay Başkanlığı yapan Tümgeneral Kudret Cengiz bu görevi sırasında düzenlediği ve 'Kapan Operasyonu' adı verdiği süreçte komando bölüğünün hatasından doğan olayı böyle anlatıyor.
1997-2001 yılları arasında dört yıl Kara Harp Akademisi Komutanlığı yaptıktan sonra emekliye ayrılan Kudret Cengiz sadece anılarını değil, eleştiri ve ilginç değerlendirmelerini Ümit Yayıncılık tarafından geçen hafta yayımlanan 'Engizek Kartalı' isimli kitabında açıkladı.
Daha önce de Güneydoğu'da PKK'ya karşı sürdürülen mücadelede görev almış başka askerlerin yayımladıkları anılar ilgiyle okundu. Bunlar daha ziyade mücadeledeki özveriler üzerine odaklanmıştı. 'Engizek Kartalı' ise Türk Silahlı Kuvvetleri'nin PKK mücadelesindeki başarı ve hatalarını içeren ilk kitap.
278 sayfalık kitabı hafta sonunda bir çırpıda okuduğumda, bu konuda yıllardır ayrıntılarını araştırdığım hususlarda çok şey öğrendiğimi hissettim.
1984-1999 arasındaki dönemde TSK'nın gündeminde, şimdi adına 'Asimetrik Savaş' denilen, o zamanki adıyla 'Düşük Yoğunluklu Çatışma' pek yoktu. TSK o yıllar NATO stratejisine göre düzenlenmişti. 1984-1987 ve 1987-1993 dönemlerinin belirgin karakteristiklerinden sonra 1993-1999 arası gelişmelerle PKK terörü, geçici olarak noktalanmıştı. Şimdi yeniden başlayan olaylar karşısında yapılacak değerlendirmelere bu yeni kitabın ışık tutacağını düşünüyorum.
Kudret Paşa'nın kitabı beş bölümden oluşuyor: Göreve başlayış, Erzincan-Sivas-Tunceli, İçgüvenlik harekâtında yaşanan sorunlar, Alınacak dersler,
Bugün ve gelecekte PKK.
Bu 15 yıllık mücadele sırasında, TSK tabii yeniden, zamanla unuttuğu, Cumhuriyet'in kuruluş yıllarında kalan asimetrik savaşa göre tertiplendi ve dünyada bu dönemde bu alanda en fazla deneyim kazanmış bir güç haline geldi.
Askerlik süresinin görece kısalığı eğitimin eğitim merkezlerinden ziyade 'görev sırasında' yapılması zorunluluğunu dayattığından birçok kayıp verildi. Yazının girişindeki örnek de, çarpıcı olarak bunu gösteriyor.
TSK mücadele sırasında saptanan hatalar üzerinde, bunların yinelenmemesi için tabii ki çok durdu. Harp okulları ve harp akademilerinde ders haline getirildi. Ama maalesef, büyük kayıplara sebep olan basit hataların mücadele alanında yinelenmelerine engel olunamadı. Şimdi de bunların yinelenip yinelenmediği iyi bilinmiyor.
TSK şimdiye kadar kendi bünyesinde ele alıp tartıştığı ve saptadığı olayların kamuoyuna yansımasını gerekli bulmamıştı.
Şimdi Kudret Paşa bu geleneğin dışına çıkmakla, Türkiye için yaşamsal bir konu olan 'PKK ile asimetrik mücadele'yi sivil kesimin, okurların dikkatine sunuyor.
Öncelikle, şimdiye kadar, bu yaşamsal konu hakkında hiç teknik bilgi sahibi olmayan meraklılar bu kitabı okuduklarında çok şey öğrenecekler.
Eğer TSK faaliyetleriyle samimiyetle ilgili ve meraklıysalar kafalarında yeni sorular oluşturacaklar. Ama TSK'ya, kimi çevrelerde olduğu gibi, ön fikirli açıdan bakıyorlarsa, yarım yamalak öğrendikleri konuları asker aleyhine kullanmaya kalkacaklar.
Ne olursa olsun, Türkiye, Avrupa Birliği'ne tam üyelik çabalarına girmişken TSK'nın, siyasi değil, bu yaşamsal mesleki konularına (bunlar gündeme geleceğinden) her düşünürün ilgi göstermesi, konuları olduğu kadar doğru öğrenmesi gerekecek.
Bu ortamda, TSK'nın mutlaka bir çağdaş yaklaşımla 'Enformasyon ve Halkla İlişkiler' alanında kendini reforme etmesi zorunluluğu bir kere daha ortaya çıkacak.