Fethullah Gülen

Başlığın 'Fethullah Gülen Türkiye'ye nasıl döner?' olması gerekirdi. Milliyet'te yayımlanan dizide kendisi bu sorunun yanıtını verirken, Adalet Bakanı'nın 2003 Temmuzu'nda 'Dönmesinde yasal yönden engel yok' şeklindeki demecinden yararlanmıştı.

Başlığın 'Fethullah Gülen Türkiye'ye nasıl döner?' olması gerekirdi. Milliyet'te yayımlanan dizide kendisi bu sorunun yanıtını verirken, Adalet Bakanı'nın 2003 Temmuzu'nda 'Dönmesinde yasal yönden engel yok' şeklindeki demecinden yararlanmıştı.
Durumun bu kadar basit olmadığını Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ömer Faruk Eminağaoğlu, Cumhuriyet gazetesine yazdığı hukukta 'Gülen'in konumu' başlıklı bir makalede irdeledi. Bakanın sözlerinin cumhuriyet başsavcılıkları yönünden bağlayıcılığı olmadığını ekledi.
Bu makaleyi, konuyla ilgili olanların kesip saklamaları gerekiyor. İşin resmiyete yansımış, ciddi esaslarını içerdiği için.
Savcı, Gülen'in örgütünün durumunu şöyle özetliyor: "Demokratik yollardan ve 'ılımlı İslam' söylemiyle devlet kademelerinde kadrolaşarak, Atatürk ilke ve devrimlerini ortadan kaldırıp, uzun vadede devletin anayasal düzenini değiştirerek şeriat esaslarına dayalı bir devlet kurmayı ve bunu takiben dünya İslam birliğini gerçekleştirmeyi hedeflediği belirtilmiştir."
Savcı Eminağaoğlu makalesinin bilimsel ve hukuki temelden uzaklaşmaması için gösterdiği hassasiyet ile yazıyı daha ziyade hukuk kavramı sahiplerince anlaşılır dilde kaleme almış. Sanıyorum bundan dolayı da benzer konulara sahip çıkma geleneğini sürdüren gazete, yazılanları okur dikkatine sunacak noktaları yakalayamamış. Savcının "(ABD'nin) Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında Fethullah Gülen lehine ortam yaratılması ve ülkeye dönme zemininin hazırlanması konuları bu yazının dışındadır" demesine karşın.
Fethullah Gülen olayı, birçok yönüyle, dikkatlerden kaçacak bir olay değil. Bundan dolayıdır ki, kimi eleştirilere sebep olsa da, Milliyet son durumu içeren bir diziye sayfalarını günlerdir bu konuya ayırdı.
Röportajlara olumlu ya da olumsuz açılardan yaklaşan meslektaşlar oldu. Çünkü konu Batılıların 'controversial' dedikleri ihtilaflı, tartışılabilir bir konu. Geçenlerde benzer boyutları olan bir röportaj Hürriyet'te yayımlanmıştı. O zaman da belirttiğim gibi; her konu ele alınabilir ve taraf tutmadan, okurları bilgi sahibi yapmak amacıyla işlenebilir. Yalnız bu tür röportajları yapmak birikim, ustalık ve tarafsızlık gerektirir.
Bu noktada bir eksikliği Milliyet röportajlarında gördüm.
Fethullah Gülen'in Türkiye'de mahkemelerde suçlanması ve mahkûmiyet noktasına getirilmesi kendisinin yazdıkları ile banda alınmış söyledikleri ve görüntüleri sonucu olmuştu.
Gülen bu konuda Milliyet adına kendisiyle konuşana 'Bunlar tahrif edilmiş belgelerdi' şeklinde özetlenebilecek yanıt vermiş, yanıtı aynen yayımlanmıştır.
Konunun can alıcı noktasını bu hususun açıklanması oluşturmaktadır.
Gülen, yıllarca Türkiye içinde ve dışında yoğun faaliyette bulunmuş, en görülür unsuru olan okullarıyla dikkat çekmiştir. Şimdi kendisini mahkûmiyetin eşiğine getiren delillerin nasıl tahrif edilerek kamuoyuna sunulmuş olduklarını ortaya koyması ya da röportajı yapanın bu can alıcı noktalar üzerinde biraz daha durması gerekmez miydi?
Yargıtay Savcısı'nın makalesi konuyla ilgili ceza yasası maddelerinin nasıl çeşitli siyasi iktidar döneminde Gülen lehine değişikliklere uğradığını göstermekte.
Bu noktada Recep Tayyip Erdoğan hükümeti de, Yıldırım Akbulut hükümeti de, Bülent Ecevit hükümeti de aynı yaklaşımları göstermişler. Ya suç olarak kabul edilen unsur suç olmaktan çıkarılmış ya da davanın kesin hükme bağlanması ertelenmiş.
Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ömer Faruk Eminağaoğlu yayımlanan makalesi ile Adalet Bakanı'na yanıt vermiş olmakta. Aynı zamanda Fethullah Gülen'in Türkiye'deki avukatlarına uyarıda bulunmakta. Adeta 'Fethullah Gülen Türkiye'ye gelirse, yazısında belirttiği hukuki gerekçelerden dolayı hakkında dava açılabileceğini' söylemekte.
* * *
KİTAP NOTU - 'Sadece Çocuklar Masum-SSCB sonrası Rusya'da Kaosun Sürükleyici Güçleri, Putin İktidarı, Terör..." yazan Öner Özkan, Ümit Yayıncılık. SBF mezunu Anadolu Ajansı muhabiri olarak 9 yıl Moskova'da kalan yazar, 2003 Ocak ayında orada kaçırıldı. Birkaç saat sonra serbest bırakıldı. Bunun üzerine Rusya'daki görevinden ayrıldı. 288 sayfalık bu kitapta Rusya'da yaşadığı olayları başlıkta özetlediği hava içinde yazıyor.