Grossman çabası

Marc Grossman şimdi ABD Dışişleri Bakan Müsteşarı.</br>Türkiye'de iki defa bulundu. İlk defasında ABD Büyükelçilik Müsteşarı, ikinci gelişinde ise büyükelçi idi.

Marc Grossman şimdi ABD Dışişleri Bakan Müsteşarı.
Türkiye'de iki defa bulundu. İlk defasında ABD Büyükelçilik Müsteşarı, ikinci gelişinde ise büyükelçi idi.
Türkiye'deki ilk günlerinden parlak geleceği olan bir diplomat işaretleri verdi. Olup bitenleri ilk elden araştırmaya, doğru bilgilenmeye çalıştı.
Kendisiyle ilk gelişinde, müsteşarlık konutunda baş başa yediğimiz
yemekte olduğu gibi, ikinci gelişinde büyükelçilik konutunda bir genç diplomatın not tuttuğu yemekte, Türkiye'nin önemli konuları
hakkında uzun uzun konuştuk.
Özellikle, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin konumu, Kürt ve Kıbrıs sorunu üzerinde durduğumuzu çok iyi hatırlıyorum.
Grossman, TSK hakkında oldukça bilgiliydi. Çünkü son yarım asırda Türkiye'de çok geniş ABD askeri misyonu bulunmuş, YSK içindeki gelişmelerle birlikte bu camianın Türk toplumundaki yeri de, çeşitli kademedeki ABD askeri yetkililerince, oldukça doğru saptanmıştı.
Konuşmalarımızda daha çok Kıbrıs üzerinde durmuştum. Çünkü 1960'lı yıllarda, hem diplomasi muhabiri, hem de önemli ABD basınının uzun süre Türkiye temsilcisi olarak yakın temasta bulunduğum ABD diplomatlarının
bu konuda yanlış teşhiste bulunduklarını gözlemlemiştim.
ABD o yıllarda, oldum olası Kıbrıs sorununun Türk hükümetlerince yapay bir sorun olarak işlerine geldiğinde kullanıldığını değerlendiriyordu.
Oysa topluma mal olduğundan, duygusal boyuta sahip sorunun,
hiç hafife alınamayacak stratejik ve siyasi boyutları da vardı.
Türkiye'de konuya sahip çıkan güçlerle birlikte, sorunun
kolay çözümlenmeyecek karmaşık boyutlarını iyi değerlendirmek gerekirdi.
1963-74 arasındaki olayların bıraktığı izler ve o dönemde edinilen deneyimler mutlaka dikkate alınmalıydı.
Tabii Grossman, iki görevi sırasında da, benim gibi, birçok Türkle temas etti. Türkiye'den ayrılırken arkasında oldukça olumlu isim bıraktı.
ABD'ye döndükten sonra, başarılı bir diplomat olarak, önemli görevler aldı. Hâlâ da bunlardan birini yapıyor. Eminim ABD hariciyesinde Kıbrıs konusunu en iyi bilenlerden biri olarak tanınıyor.
Kendisiyle son yıllarda konuşmadım. Ama daha Clinton'ın başkanlığı sırasında ona, başarıları serisine bir kolay başarı daha eklemek için, Kıbrıs sorununu bir çırpıda çözme hevesini verenlerin başında Grossman'ın geldiğini söyleyenler oldu.
Clinton, hatırlardadır, giderayak giriştiği çabasında başarı kazanamadı.
Şimdi ABD'nin gene Kıbrıs konusunu, küçümseyerek bir çırpıda çözümleme havasına girmiş olduğunu görüyorum.
İşin içinde tabii Dışişleri Müsteşarı Grossman var.
Yunan televizyonuna verdiği demeçte düşüncelerini açıklarken,
12 Aralık Kopenhag Avrupa Birliği toplantısına kadar konunun neticeye bağlanmasını özendiriyor. Bunun için ABD'nin nasıl bir ağırlık koyduğunu açıklıyor. Kıbrıs konusunda esnek olacak Türkiye'ye nasıl bakılması gerektiğini söylüyor. "12 Aralık'tan önce bu sorunun çözümlenmesi
için çok büyük bir fırsat var" diyor.
Soruyorlar, "Kıbrıs, AB'ye alınırsa, (Türkiye ile anlaşma da olmazsa), Türkiye'nin en büyük dostu olarak Ankara'ya ne tavsiye edersiniz? Çünkü Yunanistan'da bu durumda Türkiye'den aşırı tepki geleceği kaygısı var."
Grossman'ın yanıtı, "Herkes, her türlü aşırı tepkiden kaçınmalı. Bunlar çözüm getirmez" oluyor.
Grossman'ın danışmanlığında ABD bir kere daha, çok karmaşık
bir sorunu basite indirgeyerek çözümleyebileceğini ve bu arada
Türk dostluğunu ve iyi ilişkilerini muhafaza etmeyi düşünüyor. Ama
bu noktada gerektiği kadar gerçekçi olabildiklerini pek sanmıyorum.
***
KİTAP NOTU: Hep merak ettiğim, ama bir türlü kolay okuyup öğrenebileceğim bir kitap bulamadığım için ulaşamadığım 'Yunan ve Roma Mitolojisi'ne TÜBİTAK'ın nefis baskılı yeni kitabıyla çözüm geldi. 250 sayfa içinde eski Yunan ve Roma'daki kişiler ve öyküler, bol fotoğraf ve kısa bilgilerle adeta konu hakkında bir ansiklopedi. TÜBİTAK'ın 'Popüler Bilim Kitapları' dizisini şimdi genç nesillerin hatırlamayacağı, eski Milli Eğitim Bakanlığı kültür dizisi kitaplarına benzetiyorum.