Gündemdeki ABD

2003 Mart ayını hatırlıyor musunuz?</br>ABD'ye, Irak'ı işgal etsin diye, asker getirip sınırlarımızdan serbestçe geçirmesini sağlayacak tezkere TBMM'de reddedilmişti.

2003 Mart ayını hatırlıyor musunuz?
ABD'ye, Irak'ı işgal etsin diye, asker getirip sınırlarımızdan serbestçe geçirmesini sağlayacak tezkere TBMM'de reddedilmişti.
Daha ABD tepkisi gelmeden kimi meslektaş 'Eyvah' diyordu. Türkiye-ABD ilişkileri çökmüş, Türkiye'nin ABD nezdinde hiç itibarı kalmamıştı. İncirlik üssü yerine ABD artık Irak'ta üs kuracak, Türkiye'ye hiç gereksinimi kalmayacaktı.
Arkadan ABD Savunma Bakan Yardımcısı'nın tehdidi geldi. Genelkurmay suçlandı. Türkiye'den özür dilemesi istendi. Onu, Türkiye'yi çok iyi tanıdığını sandığımız, eski Ankara Büyükelçisi Marc Grossman'ın onayı izledi. Türkiye aklını başına toplayıp Washington'dan gelen uyarının gereğini yapmalıydı.
Sonra da ABD'nin Irak'taki güçleri Süleymaniye'de bir Türk Özel Kuvvet timini gözaltına alıp başlarına çuval geçirdi.
O günlerden bu yana Türk kamuoyunda güçlü bir ABD düşmanlığı gelişti.
ABD yeni bir durum değerlemesi yaptı. Türkiye'deki bu hava mutlaka ortadan kaldırılmalıydı. Çünkü Türkiye'nin ABD planları içindeki yeri önemini yitirmemiş, ABD tutumu istemedikleri neticeler yaratmıştı.
Türk-ABD ilişkilerini 1950'lerden itibaren izleyen bir basın mensubuyum. Tam 39 yıl ABD'nin en itibarlı basın organlarına Türkiye muhabirliği yaptım. Kimse ABD düşmanı olduğumu öne süremez.
ABD'nin son 'Türkiye kamuoyunu etkileme kampanyası' karşısında kimi meslektaşımın ve siyasetçinin adeta özür dileme havasına girmesini çok yadırgıyorum. Türkiye'ye, en azından son iki yıl içinde haksızlıkların en büyüklerini yapmış olan bu ülke karşısında ABD'nin Öcalan'ı nasıl teslim ettiğini hatırlatıyorlar. ABD'nin bizi yeniden stratejik ortak olarak kabul edebileceğini söylüyorlar. Ankara'ya gelen dışişleri bakanlarının Irak ile ilgili kaygılarımız açısından bizi nasıl rahatlattığını açıklıyorlar.
Türkiye'de iki defa, ilkinde büyükelçi yardımcısı, ikincisinde büyükelçi olarak görev yapmış olan Grossman, "ABD için önemli bir ülke olan Türkiye ile ilişkiler, zaman zaman fikir ayrılıkları olsa da buna dayanacak kadar olgun. Dostlar arasında yaklaşım farklılıkları olabilir ama önemli olan, hâlâ dost olduğumuzun hatırlanması" diyebiliyor.
Washington'dan ABD resmi görüşlerini yansıtan bir meslektaşımız ise Türkiye'nin eski hatalarının unutulabileceğini, eski 'güvenilir müttefik' havasının yinelenebileceğini söylüyor.
"Yeter ki Ankara, korkularının ve popülizmin esiri olmasın, gözünü ABD, AB ve Ortadoğu ile ilişkilerini taşıyabileceği ufuktan ayırmasın" diyor.
Kimi meslektaş yazısına 'Amerika ile bahar havası' başlığı koyuyor.
ABD'nin son iki yıl içinde Türkiye'ye karşı yaptıkları ve Irak'ta kaybettiği itibarın yarattığı olumsuzluklar, son birkaç hafta içindeki gayretlerle ortadan kaldırılabilir mi?
Bana bu çok kolay olamayacakmış gibi geliyor.
Çünkü kimi meslektaş şu ya da bu sebepten ya da olaylara geniş açıdan bakamadıklarından, iyimser hava yaymaya çalışsalar da, ortada iki engel var.
Bunlardan biri Dışişleri Bakanlığı ve Genelkurmay gibi geçmiş olayları ellerindeki dosyalarla gerektiği gibi değerlendirebilecek durumda olan kurumların varlığı. Diğeriyse AKP iktidarının muhafazakâr tabanının Irak'taki ABD uygulamalarından doğan rahatsızlığı ve bunun liderlerine yansıması.
Bizim yetkililer de söylüyorlar; Türk-ABD ilişkileri çok geniş alan kapsıyor. Karşılıklı ortak çıkarlar var. Bunları dikkate almadan ne Türkiye ne de ABD hareket edebilir. İşte ilişkiler bu noktada çözümü zor bir şekil alıyor.
Türkiye'nin de ABD'nin de acil sorunları belli. ABD bize el uzattı diye kendimizden geçme yerine, çıkarların nasıl dengede tutulacağını görmek gerekmez mi?
ABD ile müzakereyi yarım asrı aşmış deneyimle eğer öğrenebildiysek.
* * *
KİTAP NOTU: 'Osmanlı Sultanları', Ankara Ticaret Odası Yayını. Bütün yayınlarında olduğu gibi ATO gene son derece nefis bir baskıyla 37 sultanı, 300 sayfalık sanat eseri sayılabilecek bir albümde okurlara takdim ediyor. Her sultan dönemi büyük bir özen ile hazırlanmış metin ve fotoğraflarla sunuluyor. ATO Başkanı Sinan Aygün sunuş yazısında "Bu kitapta altı yüzyıl Osmanlı Devleti'ni yöneten padişahlar anlatılmaktadır" diyor. Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet'in binlerce yıllık tarihimize nasıl bir süreç eklediğini de hatırlatıyor.