İki ABD elçisi

Ankara'nın diplomasi yaşamında 1958'den beri çok şeye şahit oldum.</br>27 Mayıs öncesi zamanın ABD büyükelçisi, Menderes ile birlikte tesis açılışlarına katılır nutuklar verirdi.

Ankara'nın diplomasi yaşamında 1958'den beri çok şeye şahit oldum.
27 Mayıs öncesi zamanın ABD büyükelçisi, Menderes ile birlikte tesis açılışlarına katılır nutuklar verirdi.
27 Mayıs'tan hemen sonra Sovyet büyükelçisi ilk iş olarak Milli Birlik Komitesi'ne dostluk mesajı verip yardım vaadinde bulunmuştu.
1964 Kıbrıs bunalımı sırasında, İnönü'nün adaya askeri müdahalesini mahut 'Johnson Mektubu' ile önleyen zamanın ABD Büyükelçisi William Hare "Başka çare yoktu, Türk-Yunan savaşını önlememiz gerekiyordu" diyecek, ama 1974'te ABD Dışişleri Bakanı Kissinger, kararlı Ecevit'e yeşil ışık yakacaktı.
Sovyetler Birliği Büyükelçisi V. Grubyakov, hostesi öldürerek Türkiye'ye Sovyet uçağı kaçıran hava korsanının iadesi konusunda, Türk kamuoyunu kaybetmemek için esneklik göstermişti.
Türk-ABD ilişkilerinde olduğu gibi Türk-Sovyet ilişkilerinde de Ankara'daki büyükelçilerin önemli rollerini yakından izledim.
Şimdi Irak gerginliği dolayısıyla, önceki ABD büyükelçisi, Türkiye'yi iyi tanıdığının birçok işaretini vermiş olan Mark Parris, Amerikan basınında yayımlanan makalesinde Bush yönetiminin dikkatini çekti.
ABD'nin Irak'a askeri müdahalesinin Türkiye'siz yapılamayacağını öne sürüp, 'Türkiye'yi yanınıza almak istiyorsanız işin gereğini yapmalısınız' şeklinde özetlenebilecek tavsiyede bulundu.
Konuyla yakından uzaktan biraz ilgilenen herkes bilebilir ki ABD muazzam askeri gücüyle, dünya karşısına çıksa, Irak'a müdahale edebilir ve büyük kayıpları göze alırsa, kazanabilir.
Tabii Parris'in söylemek istediği bu değildi. O yazısında, değerlendirdiği Türk desteği olmadan, girişilecek operasyonun faturasının ABD tarafından ödenmesinin çok zor olduğunu ifade etmek istemişti.
Ama görüşlerinin Türkiye'yi çok iyi tanıyan bir eski ABD büyükelçisi tarafından ortaya konulmuş olması, ABD'yi rahatsız etti.
Parris'e yanıt, Ankara'daki yeni büyükelçi Pearson'dan, ismini açıklamadan 'üst düzey bir Amerikan kaynağı' belirlenmesiyle geldi.
Yeni büyükelçi "Türkiye harekâta katılmazsa da, ABD'nin teknik (askeri) imkânları bu harekâtı Ankara'sız başarmaya elveriyor" diyordu.
Amacını ise şöyle açıkladı: "Öncelikle bu (Parris'in değerlendirmesi) doğru değil. Düzeltilmesi gerekiyor. Sonra da, eğer bu Türkiye'de bir kararsızlığa ya da kararı sürüncemede bırakmaya yol açacaksa, bu da doğru bir sonuç olmaz."
Pearson, Türkiye'deki görevine ABD'nin Paris Büyükelçiliği'ndeki müsteşarlıktan terfi ederek geldi. Tayininin yapıldığı günlerde, Senato soruşturmasında, sorulan sorulara verdiği yanıtlarda ne Türkiye'yi ne de Türk Silahlı Kuvvetleri'ni Mark Parris kadar iyi tanımadığının işaretlerini ortaya koymuştu.
Şimdi Irak'ta savaş istememe konusunda, neredeyse tam fikir birliğinin egemen olduğu Türkiye'de kamuoyunu etkilemeye çalışıyor.
Artık bayatlamış 'Müdahalede ABD yanında yer alırsa Türkiye'nin çıkarına
olur, yoksa Türkiye, Saddam sonrasında çok şey kaybeder' değerlendirmesini akıllara sokmaya gayret ediyor.
ABD de Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök'ün konuşmalarını bile dikkatle izleyip özümsemediğini gösteriyor.
* * *
SPOR NOTU: Galatasaray hezimetiyle sona eren Fenerbahçe maçının en doğru tahminini, deneyimli, bilgili ve esprili değerlendirmesiyle Hıncal Uluç yaptı. Yazdıkları aynen çıktı. Bu maç, kulüp ve İstanbul vilayeti yöneticilerinin gayretine değin, yüz kızartıcı olaylara sebep oldu. GS taraftarlarının gelişi, stadın bir bölümünü tahrip etmeleri, FB taraftarlarının fiziki saldırısına hedef olmaları ve polisin yüz kızartıcı aczi karşısında stattan çıkarılmaları herhalde hiç unutulmayacak. Hakemin seyirci taşkınlığının, şimdiye kadar görülmemiş boyutlara ulaşmasına rağmen, gereken uyarıları yaptırmaması da, biz maçı TV'den seyredenleri dehşete düşürmüştür. Çarşamba akşamı Şükrü Saracoğlu Stadı'nda cereyan eden rezaletten sadece, ezeli rakibini hiç unutulmayacak hezimete uğratan Fenerbahçe futbolcuları yara almadan, başarıyla çıkmışlardır.
Bu maç birçok boyutuyla kolay unutulmayacaktır.