Irak haksız mı?

Ne yapacağı belli olmayan bir ülkenin elinde, ne zaman kullanacağı belli olmayan kitle imha silahları (KİS) bulunmasına kim razı olur? Hele bu ülke hemen yanı başınızdaki, ne yapacağı da pek belli olmayan bir devletse.

Ne yapacağı belli olmayan bir ülkenin elinde, ne zaman kullanacağı belli olmayan kitle imha silahları (KİS) bulunmasına kim razı olur? Hele bu ülke hemen yanı başınızdaki, ne yapacağı da pek belli olmayan bir devletse.
ABD, bu sebeple Irak'a karşı askeri harekâtta bulunursa, siz de 'stratejik müttefik' olarak ona yardımcı olursunuz.
Ama durum, Irak 'Bütün kapılarımı açıyorum. Gelin kontrol edin. Ülkemde sözünü ettiğiniz silahlar yok' diyorsa, değişmez mi?..
ABD hakikaten KİS'leri ortadan kaldırmak için mi, yoksa kimi çevrelerin öne sürdüğü gibi 'İsrail'i koruyup, Irak'taki zengin petrol yataklarını ele geçirmek için' mi operasyon planlıyor?
Bunlar işin bizimle doğrudan ilgisi olmayan bir yüzü. ABD askeri müdahalesi neticesi, güney sınırımızda ortaya çıkacak sorun ise
bizimle doğrudan ilgili.
Yıllardır ABD'nin Güneydoğu ile Kuzey Irak'ta Kürt unsurlar içine elini soktuğu bilinmeyen bir şey değil. Daha önce de bu sütunda yazdım, Ecevit'le başbakanken 1978 yılında Washington'a gittiğimizde, Başkan Carter ile yaptığı görüşmede 'CIA ajanlarınızı lütfen Güneydoğu bölgemizden çekiniz' ricasında bulunduğunu kendisinden işitmişizdir.
Carter vaatte bulunmuştur. Ama daha sonra durumun değişmediğini MİT Müsteşar Yardımcısı olan (merhum) korgeneral Recep Ergun'dan öğrenmişimdir. Körfez Savaşı sonrası olup bitenler ise ayrıntılarıyla gözler önündedir. Saddam'ı kontrol altında tutma bahanesiyle ABD, Irak üzerinde uçuşa yasak bölgeler oluşturmuş, bunların kontrolünün de İncirlik'ten kendi hava gücüyle yapılmasını Türkiye'ye kabul ettirmiştir.
O günden bu yana Kuzey Irak'ta, sınırımızda iki bölümden ibaret bir Kürt devletinin oluşmakta olduğunu, şimdi en yetkili ağızlar söylüyor.
ABD'nin yıllardır Türkiye'ye böyle bir devletin kurulmayacağı hakkında verdiği garantiye birçok yetkili inanmıyor.
Türkiye daima "Irak'ta Kürt devleti kurulmasını kabul edemeyiz. Bu savaş sebebi olur" demiştir.
Şimdi ABD askeri müdahalesi halinde Kürtlerin, anayasasını bile hazırladıkları bir devleti ilan edecekleri öne sürülüyor.
Bu takdirde Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Irak'a girmesi, yıllardır yapılan uyarıların boş tehdit olmadığını gösterecek, bölgedeki statünün değişmesine izin verilmeyecektir.
İşte bu olasılığın gerçekleşmemesi, Türkiye'nin silahlı çatışmaya girmemesi için TBMM Başkanı geçen gün dua etmiştir. Çünkü TSK'nın Irak'a girmesine olanak verecek kararı almak üzere TBMM'nin olağanüstü toplanması gerekecektir.
İşin bir de Bağdat ile Ankara arasındaki yönü var.
Bağdat, "Sizin de önerdiğiniz koşulları kabul ettik. KİS kontrolüne razı olduk. Artık ABD'nin saldırı olasılığı tamamıyla haksız. Bu durumda da saldırırlarsa üslerinizi kullanma izni vermeyin. Yoksa sizi artık dost kabul edemeyiz" diyor.
Irak bu yaklaşımında haksız mı?
Türkiye'ye karşı benzer durum, komşu ülkede oluşsa Türkiye ne yapar?
Ama ABD ile olan ilişkilerimiz ve güneydeki kimi üslerin statüleri Türkiye'nin elini kolunu bağlıyor.
Genelkurmay tüm hazırlıklarını yaparken, ülkede mevcut; diplomaside en deneyimli devlet adamı olan Ecevit, çok ölçülü dille "ABD Türkiye'nin bu konudaki duyarlılığını göz önünde tutacaktır. Eminim" diyor. ABD'nin Türkiye'ye gereksinim duyarken, Kürtlere cesaret vermesinin
de 'çelişki' olduğunu kabul ediyor.
Türkiye bugüne kadar çok dikkatli bir politika izledi. ABD'ye savaşın düşünülmemesi, gerçekleşmesi halinde altından kalkılamayacak bedeller ödeneceğini, Türkiye'nin çok büyük zarar göreceğini söyledi. Ama ne bu nasihati ABD'nin dinleyeceği ne de böyle bir müdahale halinde kendisini çatışma dışında tutabileceğini düşünüyor.
Ecevit ise ABD ile bir uzlaşı umudunda.
Bunun kilit noktasının da Irak'ın, ABD mızıkçılığına sebep olmayacak bir kararlı tavırla, kapılarını Birleşmiş Milletler'in silah kontrol heyetlerine açması olacağını düşünüyor.