Irak'tan önce

Başbakan Ecevit'in ABD gezisi arifesinde bazı işaretler, Irak'tan önce Somali, Yemen, Endonezya ve Filipinler gibi ülkelerin terör mücadelesine sahne olabileceğini gösteriyor.

Başbakan Ecevit'in ABD gezisi arifesinde bazı işaretler, Irak'tan önce Somali, Yemen, Endonezya ve Filipinler gibi ülkelerin terör mücadelesine sahne olabileceğini gösteriyor.
Bu konuda Somali'nin önceliği var. Son zamanlarda ABD'nin Deniz P-3 uçaklarına ilaveten, İngiltere ve Fransa uçaklarının Somali üzerinde muntazam keşif uçuşları yaptıkları biliniyordu. Şüphelenilen El Kaide eğitim alanlarından ayrıntılı fotoğraflar çekip, faaliyetleri izliyorlardı.
Somali, ABD için acı anılarla dolu bir ülke. 1993'te orada uğradıkları felaketi, 18 özel
kuvvet mensubunun öldürülmesi ve 73'ünün de yaralanmasıyla neticelenen geri çekilmeyi unutmuyorlar.
Somali üzerinde, El Kaide için destek üssü bulunduğu şüpheleri 11 Eylül'den beri sürüyor. Bundan dolayı da hiçbir zaman dikkatten uzak tutulmadı. Şimdi bu ülkeye yakın ABD üslerine her biri 1200 deniz
piyadesinden oluşan üç birliğin gönderilmesine karar verilince konu gündemin ön planına çıktı.
ABD'nin Irak'ın acilen hedef alınması taraftarı şahinlerinin önde gelen ismi Savunma Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz'in bir demeci de önemli bir yaklaşım değişikliği işareti sayılıyor. Wolfowitz, Afganistan'dan sonraki 'terörle mücadele'nin sahne alacağı ülkelerin Somali, Yemen, Endonezya ve Filipinler olacağını söyledi.
Bu, Irak'a saldırı müttefikler arasında birçok sorun yaratacağından ABD'nin gündemi değiştireceği anlamına gelebilir. Değerlendirme doğruysa, gelişme Türkiye'yi herhalde çok rahatlatacaktır.
Diğer yandan Filipinler ve Endonezya gibi terörden çok çeken ülkelere ABD'nin destek vermesi, antiterör güçlerinin eğitimini sağlaması mümkün olacak. Somali ve Yemen'de hükümetler zayıf. ABD'nin oralara daha fazla ve doğrudan girip mücadeleyi ele alması gerekecek.
Bugünlerde geniş kamuoyu kesiminde, doğru olmayan bir intiba uyanıyor. Afganistan'daki mücadelenin tamamlandığı sanılıyor. Oysa kanımca gelişmeler daha ziyade, teröre karşı küresel mücadelenin durmaksızın süreceğini gösteriyor. Bundan etkilenenler, teröre topraklarında destek verenlerden aklını başına alanlar görülüyor.
Somali'nin, terörle mücadelede, ilk hedef olabileceği varsayımını, Afganistan'dan kaçan El Kaide militanlarının buraya gelmekte oldukları hakkındaki bilgiler kuvvetlendiriyor.
ABD Savunma Bakanı Rumsfeld bu konudaki gelişmeleri yakından izlediklerini, yıllardır faaliyetlerini sürdürdüklerini bildiklerini söylüyor.
Ancak 1993 Mogadişu olaylarında görüldüğü gibi, bu ülkede ABD'nin kullanabileceği, işbirliği yapabileceği mahalli bir güç yok. ABD'nin mahalli mücadeleye geniş çapta kendi kara gücünü sokma gibi bir yaklaşımı olmaması, mücadelenin alacağı şeklin merak edilmesine sebep oluyor.
Bu aşamada bizi doğrudan ilgilendiren ABD'nin hangi ülkelere terör ile mücadele önceliği verecek olmasından ziyade, Irak'ı hedef alıp almayacağı.
Türkiye'nin böyle bir olasılık karşısında politikasını nasıl şekillendirmesi gerektiği tartışma konusu. Ama bu politikanın siyasi ve askeri boyutları hakkında, kamuoyunu aydınlatacak açıklamalar maalesef pek yapılmıyor.
Belki konunun uzun vadeli irdelenmesi devam ederken asıl güncel sorunun yeni bunalımlar yaratmaması için ertelenmesi daha hayırlı olacak.
Şimdi asıl mesele Ecevit'in ABD'ye gidip ülkeyi içinden çıkma noktasına doğru gittiği krizden kurtaracak desteği sağlaması.
Bizim, Ecevit'in aldığı kararları değil, el ve ayak hareketlerinin yavaşlığını izleyen meslektaşlar belki aynı kanıda değiller, ama sanıyorum ABD mevcut koalisyonun, olağanüstü gelişmeler olmaması durumunda, normal süresini tamamlayacağını görmüş bulunuyor.
***
MEDYA NOTU: Mete Akyol, Milliyet'in Ankara Bürosu'nda, 1960 başlarında, uzun yıllar birlikte çalıştığım bir meslektaşım. Çeşitli yayın organlarında yıllardır önemli muhabirlik ve yazarlık görevleri yaptıktan sonra şimdi aylık 'Bütün Dünya' dergisini Başkent Üniversitesi kültür yayını olarak yönetiyor. Derginin başlangıcındaki 'Cumhuriyet Kuşağının Not Karnesi' bölümünü Ocak-2002 sayısında Ahmet Taner Kışlalı'ya ayırmış. Çeşitli kalemler ve görüşlerini yayımladığı kişiler yanında kendisi de bir anısını yazmış. 1960'tan bu yana geçen yıllar Mete'nin duygusal ve
'insan' yanını hiç değiştirmemiş.