İspanya benzerliği

İspan-ya, Avrupa Birliği içinde dönem başkanı olunca Türkiye'nin kimi sorunlarının daha iyi anlaşılacağı düşünülebilir.

İspan-ya, Avrupa Birliği içinde dönem başkanı olunca Türkiye'nin kimi sorunlarının daha iyi anlaşılacağı düşünülebilir.
Türkiye ile İspanya'nın benzer sorunlarının başında terör gelir.
Nitekim İspanya Başbakanı Jose Maria Aznar, AB'deki görevini alır almaz gündemdeki terör ile mücadele konusuna, AB açısından açıklama getirdi.
Aznar için teröristler farklı değildir. 'Bin Ladin ile ETA arasında hiç fark yoktur.' İki örgüt de, siyasi amaç için, terör yoluyla insanları öldürmektedirler.
Bu nokta önemli. Herhalde; söz konusu AB'nin terörist listesine bizimkilerin konmasını reddeden zihniyet hiç olmazsa Aznar nezdinde itibar görmeyecektir.
"Terörizm iktidarı ele geçirmek ister. Bunu sağlamak için de, suç bahanesi, ister milliyetçilik olsun ister başka bir şey, terörü kullanır. Teröristler arasında ayrım yapmaya kalkarsanız mücadeleyi de kaybetmeye başlarsınız."
Aznar, AB içinde, İspanya'nın yıllardır acısını çektiği, terör ile mücadele konusunda sağlam bir zemin sağlamaya çalışıyor.
Önce AB, bütün üyelerce kabul edilecek bir terör tarifi yaptı. Sonra bir AB ülkesinde terör şüphelileri için çıkarılan tutuklama emrinin tüm üye ülkeler için geçerli olması sağlandı. Bu alanda tüm üyelerin hukuklarında, günün gereklerine uygun olarak,
değişiklikler yapacaklar.
İspanya'da ETA terör örgütünün siyasi boyutunu Bask bölgesindeki Batasuna Partisi temsil ediyor. Bu yasal görünüm içindeki partinin bir kısım üyesinin aslında tam ETA militanı gibi terörist faaliyetlerde bulunduğunu İspanya güvenlik güçleri saptayıp, yargıdan karar da alabiliyor.
İspanya hükümeti terörist faaliyetleri yargı kararına bağlanmış Batasuna Partisi mensuplarının AB içinde terörist listesine konulmasını istediğinde itirazlarla karşılaşabiliyor.
Oysa, terörizmden mahkûm olan üyelerinden dolayı Batasuna'nın da kapatılması için
İspanya'da süren davalar var.
Durum bizim HADEP ile bir kısım mensuplarının
koşullarını andırıyor.
11 Eylül'den sonra AB içinde terörizmle ilgili havanın değiştiğini Başbakan Aznar kabul ediyor: "Artık terörün sadece birilerinin değil, herkesin sorunu olduğu noktasına varıldı. Güvenliğin 'satın alındığı' veya tehdit karşısında daha anlayışlı davranıldığı dönem değişti" diyor.
Ama eldeki yeni kurallara ve terör tarifine göre tam uygulamanın gerçekleştirilmesi, milli mevzuatlar içine yerleştirilmesi lazım.
Bunun için de vakit geçirmeden güvenlik, istihbarat alışverişi, terörizmin finansmanı gibi konularda, sadece AB üyeleri arasında değil, ABD ve hatta Rusya ile yakın işbirliği sağlanmalı, diye düşünüyor.
Ama ABD'de, AB'nin reddettiği idam cezası ile teröristlerin özel mahkemelerde muhakeme edilme durumu var.
İspanya, yakın geçmişte, 1980'li yıllarda, Sosyalist Felibe Gonzalez iktidarında ETA terörüyle mücadelede GAL (antiterörist
kurtuluş grubu) rumuzuyla anılan resmi olmayan ölüm timlerini etkili bir şekilde kullandı. Ama bunların faaliyetleri 1983'ten itibaren yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı. 1991'de Başbakan Gonzalez, eski ve yeni İçişleri Bakanları, Barrionuevo (Daha sonra; 1998'de, hapse mahkûm olan ilk İçişleri Bakanı oldu ama özel af ile cezaevinden çıktı) ile Corcuera yargı önüne, şahitlik için çıkmak zorunda kaldılar. Birçok üst düzey görevli gözaltına alındı. Davalar açıldı.
1996'da Gonzalez iktidardan düştü. Maria Aznar'ın Popüler Partisi işbaşına geldi. Soruşturmalar ve yargılama sürdü ama yeni iktidar da 'devlet sırrı' gerekçesiyle GAL faaliyetleriyle ilgili dosyaları açıklamadı. Ama sonra bunların hepsi yayımlandı. Savunma Bakanı istemeden doğruluklarını onayladı. Yüksek mahkeme de, en sonunda, bir kısmının açıklanması kararı verdi.
Birçok güvenlik görevlisi GAL çerçevesinde, yasadışı faaliyette bulunduklarından, uzun süreli hapis cezalarına çarptırıldılar.
İspanya'daki GAL faaliyetlerini ve bunların yargı sürecini gazetesi 'The Arish Times' adına 1970'li yıllardan beri izleyen Paddy Woodworth 'Dirty War, Clean Hands' -kirli savaş, temiz eller- isimli, 470 sayfalık bir kitap yazdı.
Devletler kendi varlıklarını ortadan kaldırmaya yönelik teröre karşı savunmalarında gerektiğinde yasadışı yöntemleri de kullanıyorlar. Ama bu yöntemler günün birinde ortaya çıktığında, yargıda mahkûm edilince neticesine de katlanıyorlar.
Paddy Woodworth'un kitabı, bizim Susurluk olaylarının yargılama sürecini andıran, ama çok daha ciddi ayrıntılılarla yüklü. Okuduğunuzda 'Susurluk' hakkında merak edilen hususların benzerini orada bulabiliyorsunuz.