İspanya'nın iç işi

İspanya 1968'den bu yana Bask bölgesinin bağımsızlığı için mücadele eden ETA terör örgütünü durduramıyor.

İspanya 1968'den bu yana Bask bölgesinin bağımsızlığı için mücadele eden ETA terör örgütünü durduramıyor. Sonuncusu 4 Ağustos'ta biri 6 yaşında kız çocuk, iki kişinin ölümüyle noktalanan cinayetle toplam 836 kişi öldürdüler. ETA'yı, kabul etmemelerine rağmen, siyasi alanda Bask Batasuna Partisi temsil ediyor. Cinayetlerini, takbih etmeyerek onaylıyorlar. Halkın, her cinayet sonrası gittikçe büyüyen tepkilerine seyirci kalıyorlardı. Bask bölgesinde, mahalli meclis için yapılan oylamalarda oyların yüzde 10'unu (140-150 bin) alıyorlardı. Madrid'deki mecliste değil, ama mahalli mecliste 7 üyeleri var.
Terörü yaşamayanlar bilmiyor. Bizim 15 yıllık deneyimimiz, Batasuna'nın kapatılmasına karar veren İspanya'yı şimdi iyi anlamamızı sağlıyor.
İspanya'nın terör mücadelesinde önde gelen, Baltazar Garzon isimli üst düzey yargıç, tam 375 sayfalık bir suç dosyası hazırladı. Milli meclis de kapanma kararını 295'e karşı 10 oyla onayladı.
Radikal Dış Haberler sayfasında meslektaşlar bu Türkiye için de ilgi çekici olan olayı ayrıntılarıyla verdi. Bir Avrupa Birliği üyesi olan ülkenin, demokrasisini korumak için, ne gibi hukuki yollara başvuracağını, bu vesileyle bir kere daha ortaya koydular. Onun için konu, daha önce de çeşitli vesileyle bu sütunda ele alındığından, başka eklemeler yapmadan, bir başka noktaya dokunmak istiyorum.
Türkiye, AB'ye üye olmak için girişimlerde bulunurken kendisini
doğrudan ilgilendiren yaşamsal hususlar üzerinde durmak zorundadır.
Demokrasinin sınırları dışında faaliyet gösterip, ülke birlik ve bütünlüğüne zarar verecek faaliyetlerde bulunan siyasi partilerin kapatılabileceği gerçeği bilinmeli, böyle bir durum ortaya çıktığında yadırganmamalıdır.
Kimi düşünür AB ile ilgili temel kriterlerin, sanki matematiksel gerçeklermiş gibi, hiç tartışılamayacaklarını öne sürmekte. Nitekim
son dönemlerde kapatılan partilerle ilgili yaklaşımlarında Türkiye'nin hatalı bulunduğu varsayılmakta, ancak kararlar Avrupa mahkemelerinden döndüğünde gerçek kabul edilmekte. Oysa İspanya'dan önce Fransa ve Almanya'da çeşitli gerekçelerle siyasi partilerin kapatılabildiği bilinmeli.
İspanya'daki durum üzerine AB de bir açıklama yapmak zorunda kalmış ve 'Parti kapatma işi İspanya'nın iç işidir' diyerek, başkaca yorum yapmaktan da kaçınmıştır.
Şimdi temenni edelim de şeriat ve bölücülük gibi Anayasa'ya aykırı olan alanlarda faaliyet göstererek oy toplamak isteyen ya da teröristleri suçlamaktan kaçınarak oy toplamaya gayret eden siyasi partiler, önünde sonunda kapatılacaklarını bilip kendilerine çekidüzen versin.
***
KİTAP NOTU: Değerli diplomat Onur Öymen üçüncü kitabı 'Silahsız Savaş-Bir Mücadele Sanatı Olarak Diplomasi'yi yayımladı. Daha önce de doktora tezi olan 'Teknolojik Gelişme ve Savunma Politikası', ile 'Türkiye'nin Gücü' ve 'Geleceği Yakalamak' gibi Türkiye ve dünyanın önemli konularını irdeleyen kitaplar yayımlamıştı. Son yapıtında diplomasinin boyutlarına dokundukdan sonra Türkiye için yaşamsal önemi olan diplomatik olaylar üzerinde, analitik bir yaklaşımla diplomasi tarihçisi olarak duruyor. Diplomaside güç politikalarının nasıl uygulandığını anlatıyor. Savunma sanayii ve dış borçların yarattığı sorunları irdeliyor. Basın ve diplomasi ilişkisine de geniş yer ayırmış. Türkiye'ye karşı propagandalara dikkat çeken örnekler veriyor. Dışişleri Bakanlığı'nda en üst düzeyde, müsteşar olarak görev yapması, NATO'da Türk temsilcisi olarak uzun süre bulunması Onur Öymen'in en doğru bilgi kaynaklarından yararlanarak yapıtını şekillendirmesine sebep olmuş. Bunu okuduğunuz her olayla ilgili olarak fark ediyorsunuz.
Güncel önemli konu olan Kıbrıs ile ilgili 66 sayfalık bölümde Türk-Rum toplumlarının uzun yıllar birlikte yaşamış olmalarına rağmen nasıl kaynaşamadıklarını, Kıbrıs'ın İngiltere için neden büyük stratejik öneme sahip olduğunu, konuya Türkiye'nin nasıl 1951'den sonra artan şekilde önem vermeye başladığını ve daha sonraki önemli gelişmeleri görüyorsunuz.
Birçok önemli ayrıntı bilinmeden Kıbrıs sorunu kolay kavranamıyor.
Öymen'in kitabı benzer örneklerle dolu.