İyi ki Sezer var

Tek parti çoğunluğuna dayalı parlamentolar, hele bir de muhalefet işlev ve dinamizminde de eksiklik görülüyorsa, demokrasilerde sorunlara yol açabilir.

Tek parti çoğunluğuna dayalı parlamentolar, hele bir de muhalefet işlev ve dinamizminde de eksiklik görülüyorsa, demokrasilerde sorunlara yol açabilir.
Bu durumlarda dikkatler diğer anayasal kurumlara çevrilir. Rejimin rayından çıkıp çıkmadığının kontrolü için. Türkiye bu açıdan hassas bir dönemden geçmektedir.
Siyasi iktidar, kamuoyunca kolay anlaşılıp değerlendirilmeyen, ciddi girişimlerde bulunuyor. TBMM'ye, rejimde önemli değişikliklere yol açacak öneriler getiriyor. Bunları kısa sürede, TBMM çoğunluğunun sağladığı avantajla, muhalefetin konuya yeterince sahip çıkıp kamuoyuna taşıyamamasından da yararlanarak, yasalaştırıyor.
İşte 'İl Özel İdareleri Yasası'nda da böyle oldu.
Cumhurbaşkanı Sezer önce TBMM'den geçip kendisine gelen yasayı bir kere daha görüşmek üzere geri yolladı. Sonra AKP çoğunluğu hiçbir değişiklik yapmadan, tekrar gönderince, onaylamak zorunda olduğundan, onaylayıp Anayasa Mahkemesi'ne gitmeye karar verdi.
Yeni yasanın 13 maddesinin yürürlüğünün durdurulması ve iptalini istiyor.
Cumhurbaşkanı, anlaşıldığına göre, bu yasayla üniter devlet yapısından uzaklaşıldığı kanısında. Bu alanın uzmanları da aynı kaygıyı paylaşıyorlar.
Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi uzmanı Prof. Dr. Birgül Ayman yapılmak istenen değişikliği şöyle yorumluyor;
"Anayasa'ya göre vesayete dayalı bir yerel yönetim sistemi olmalı. Bu yasa ise yerelliğe dayalı bir yerel yönetim sistemi kuruyor. Bu tercih Anayasa'nın en temel ilkelerine aykırıdır. Cumhurbaşkanı'nın yasaya en temel itirazının burada olduğu anlaşılmaktadır. Diğer itirazların hepsi ikincil derecede önemlidir" diyor.
Cumhurbaşkanı'nın itirazının sadece 13 maddeye değil 73 maddelik yasanın tümüne yönelik olduğunu düşünüyor.
AKP iktidarı yeni yasa ile yerel yönetimleri idari ve mali özerk kurum haline getirerek, bunlar üzerinde Anayasa gereği varolan merkezi vesayet yetkisini kaldırıyor. Böylece mevcut üniter devlet ortadan kalkmış oluyor.
Yeni yetkilerle yerel idareler il planlaması, bütçeleme, imar planları, borçlanma, şirket ve işletme kurma, imtiyaz verme, personel politikası ve istihdamını yapma, yurtiçi ve dışı kuruluşlarla işbirliği yapma, özelleştirme yapabiliyorlar.
Valinin yetkileri sınırlanıyor. Düşürülmesine olanak sağlanıyor. Vali yardımcı ve kaymakam varlıkları sona eriyor. Yetkiler genel sekreterlere veriliyor.
Yerel yönetimlerin kesin hesapları, merkez yönetimin onayı benzeri bir düzenleme getirilmeden, il genel meclisinin kararıyla doğrudan yürürlüğe girebiliyor.
Merkezi yönetimde uygulanan borçla finansman politikası yerel yönetimlerce de uygulanabilir hale geliyor. Artık yerel yönetimler merkez denetim dışında, il genel meclisi kararıyla yerli ve yabancı piyasalardan borçlanabilir hale geliyorlar. Dış borçlanmalara getirilen sınırlamaların etkisiz hale sokulduğu değerlendirmesi de yapılıyor. Böylece ülkedeki 81 ayrı yerel yönetim dış kredi verenlere doğrudan bağımlı hale getiriliyor.
Konu yeni değil. Aylardır tartışıldı. Karşı görüşler de, cılız siyasi, ciddi bilimsel açılardan ortaya kondu. Ama şimdiye kadar saptanmış olan merkeziyetçilik aksaklıklarının çok ötesine geçip, AKP'nin mevcut anayasal sistemi ortadan kaldıracak kadar radikal kararlar alması engellenemedi.
Konu geniş kamuoyunun, sokaktaki vatandaşın kolay kavrayıp tepki gösterebileceği bir konu olmayınca, rejimin sağlıklı yanının savunulması açısından, daha da önem kazandı.
Bu durumda, Cumhurbaşkanı'nın Anayasa Mahkemesi'nden gelen hukuk birikimine de dayalı girişiminin neticesi merakla beklenir oldu.
AKP iktidarı döneminde atılan kimi adımların mevcut rejimi tehlikeye düşürüp düşürmeyeceği, görev sürelerinin başından beri, tartışma konusu oluyor. Ama şimdiye kadar bunlardan yaşamsal olanları birer birer, anayasal kurumların üzerlerine düşeni yapmaları neticesinde engellenebildi.
Şimdi bu sistemin gene sağlıklı işleyip işlemeyeceğini göreceğiz.
***
ÇANKAYA İLE İLETİŞİM NOTU: Yukarıdaki yazının hazırlanması için öncelikle Cumhurbaşkanlığı'na internet yoluyla ulaşmayı denedim. Daha önce kullanılan web sayfaları açılmıyordu. Teknik uzmanlar ise Çankaya ile dış irtibatın resmi sistem üzerinden sağlandığını, kendilerinde sorun olmadığını bildiriyorlardı. Acaba Cumhurbaşkanı görüşlerinin medyaya ulaşması bir süzgeçten mi geçiyordu?