İyimserler ve kötümserler

Arka arkaya gelen iki bayram, ülkenin içinde bulunan durumun, bir kere daha, değerlendirmesinin yapılmasına olanak sağladı.

Arka arkaya gelen iki bayram, ülkenin içinde bulunan durumun, bir kere daha, değerlendirmesinin yapılmasına olanak sağladı. Bayram mesajları önemli kurum görüşlerinin açıklanmasına, kimi çelişkiler ortaya çıksa da, vesile oldu.
Değerlendirme farklılıklarının temelinde AKP iktidarının tutumu, uygulamaları ve politikaları yatıyor.
"Anayasa'nın temelini oluşturan hususlarda ortaya, maddelerini değiştirmekten tutun da, imam-hatip okullarına kadar çok şey atıldı. Bunların hiçbirini gerçekleştiremediler. Sadece kadrolaşmaları önlenemedi" şeklinde özetlenen iyimser sayılacak görüş karşısında, farklı düşünenler de var.
"AKP iktidarının ayrı zeminde tartışılabilecek, ekonomi gibi teknik alanlardaki durumu ayrı konu. Cumhuriyet'in temel prensipleriyle çelişen yaklaşımları ise ayrı" diyenler dikkati bir yandan herkesin kabul ettiği kadrolaşmaya, diğer yandan da kimi önemli kurumların örneğin YÖK'ün Van'daki tavrı gibi, farklı yorumlara yol açacak,tutumlarına dikkat çekiyorlar.
Cumhurbaşkanı sürekli olarak, çeşitli vesileyle açıkladığı görüşleriyle rejimin savunulması, ülkeye sahip çıkılması için tüm yurttaşlara çağrı yapıyor.
Eğer olaylardaki gelişmeleri ve bunlara etki yapabilecek durumda olan kişilerin ifadelerini yakından ve dikkatle izliyorsanız, belli neticelere ulaşabiliyorsunuz.
Tartışılan sorunun temelinde AKP iktidarının gidişatı yatıyor.
Şimdi AKP'nin temsil ettiği kesim içerisinde bulunduğu bilinen; Atatürk prensiplerini özümsememiş, kendini ülke içinde Cumhuriyet'e hep yabancı hissetmiş gurubun ne durumda olduğu değerlendiriliyor.
Başbakan bunların bilinen uç beklentilerine yanıt verirken "Bekleyeceksiniz. İsteklerinizin yerine getirilmesine şimdi imkan yok. Uygun zamanı bekleyeceksiniz"derken gerçekçi mi? Yoksa takiyeyi onlara mı yapıyor?
AKP'den neredeyse her gün rejimi özümsemiş kesimi tedirgin edecek, laisizm tartışmasına yol açacak bir öneri geliyor.
Cumhuriyet'i korumakta kararlı, iyimser kesim "Ne olacak? İstedikleri kadar, havayı gerginleştirecek adım atmak istesinler. Bunları gerçekleştirebiliyorlar mı? Ona bakın" diyor.
Doğru. İmam-hatip okulları mezunları, geniş devlet kesiminde, kadrolara yerleştiriliyor. Buna bir türlü engel olunamıyor. Diğer iddialı istekler ise hep unutuluyor. Gündemden
çıkarılmış gibi görünüyor.
Kötümserler rejimi koruma konusunda etkili rol alacak kimi kurum ve kuruluşlar arasındaki, zaman zaman dikkat çekici hal alan, farklılıkları değerlendiriyorlar.
"Cumhurbaşkanı'nın eşgüdümünde bu çevrelerin ne kadar işbirliği halinde olduğunu" araştırıyorlar.
Genelde görünüm pek kaygı verici değil.
Çünkü, Cumhuriyet'in kuruluşundan bu yana geçen 82 yılda rejim hiç sahipsiz kalmadı. Şimdi de sahipsiz değil. Ancak acaba Cumhurbaşkanı'nın tüm yurttaşlara yaptığı, ülkeye sahip çıkma çağrısını her kesim aynı şekilde değerlendiriyor mu? Yoksa, ufak tefek de olsa, farklı değerlendirmeler yaparak, uygulamalarda fikir ayrılıklarını ortaya koymaktan çekinmiyorlar mı?
Ülkedeki siyasi gelişmeler karşısında galiba Başbakan jonglör rolü oynuyor.
Kamuoyunu etkileyecek, gidişatta önemli etkiler yapabilecek kurumları dikkatle izliyor. Onlardan aldığı işaretlere göre, olaylar karşısındaki tavrını ve söylemlerini, elindeki topları birbirleriyle çarptırmadan ve yere düşürmeden, değiştiriyor.
Bu da şimdilik görünür gelecekte bir bunalım olduğu işareti vermiyor.
* * *
SPOR NOTU - Zaman zaman spor konusunda uzman ve şöhret olan kimi meslektaşın, paylaştığım önemli konular üzerinde durduğunu görüp mutlu oluyorum. Türk futbol hakemlerinin yaygın davranışlarının, Avrupa maçlarında ne kadar Türk takımları aleyhine netice yarattığı görüşü gibi.