Jandarma istihbaratı

'Fethullah hocanın gazetesi' olarak tanınan Zaman, hafta başında 'Jandarma istihbaratı' başlığı altında, halen tutuklu bulunan Van Üniversitesi Rektörü'nün 'PKK'nın kadrolaşmasına zemin hazırladığı'nı öne sürdü.

'Fethullah hocanın gazetesi' olarak tanınan Zaman, hafta başında 'Jandarma istihbaratı' başlığı altında, halen tutuklu bulunan Van Üniversitesi Rektörü'nün 'PKK'nın kadrolaşmasına zemin hazırladığı'nı öne sürdü.
650-700 kelimelik geniş haberde iddia ile ilgili ayrıntılar açıklandı. Bunların başında rektörün göreve başladığı 1999 tarihinden sonra üniversitede oluşturulduğu iddia edilen 'PKK kadrolaşması' isimlendirildi.
Haberi okuyunca Genelkurmay'ın, iletişim fakültelerine atfen verilmiş yeni ismiyle 'İletişim Dairesi'ni aradım.
Daha sonra aldığım yanıt çok kısaydı, 'Bizde bu konuda bilgi yok' deniyordu.
Haberin uydurma olmadığı, hem ayrıntılarından hem de tevil götürmeyecek şekilde 'Jandarma istihbaratı' deyiminin kullanılmasından çıkarılabilirdi.
O halde Genelkurmay, kendi komuta alanına bağlı, ama İçişleri Bakanlığı idari bünyesi içerisindeki Jandarma Genel Komutanlığı ürünü olduğu varsayılabilen bir 'istihbarat raporu'nu irdelemek ya da yalanlamak istemiyordu.
Burada Genelkurmay açısından memnuniyet verici yaklaşım, daha önce meslek hayatımda örneklerini gördüğüm, inandırıcı olmayan yalanlamaların kurumlara itibar ve inandırıcılık kazandırmadığının artık anlaşılmış olmasıydı.
Ama askeri bir kurumun 'gizli' istihbarat raporu, tabii uluorta tartışılamazdı.
Konu birçok yönüyle önemli ve ilgi çekici olmakla birlikte nedense medya önem vermedi. Üzerinde durmadı. Hafta sona ererken, sadece raporda ismi geçen kimilerinin yargıya başvurma kararlılığında oldukları duyuldu.
Tutuklu bulunan rektör hakkındaki iddialar kolay inanılır değil. Çünkü bugüne kadar rektörün Yüzüncü Yıl Üniversitesi'ni aşırı dincilerden temizlediği, bundan dolayı da o çevrelerce hedef haline getirildiği söylendi. Buna başka ithamlar da eklenince yapılan tutuklama üniversiteye yönelik bir hareket olarak kabul edildi.
Şimdi 'jandarma istihbarat raporu' ortaya yepyeni ve ağır suçlama getiriyor.
Bu tür gizli askeri raporlar kamuoyuna sızmaz. Buna asker asla izin vermez. Ama burada işin içine, siyasi ve dini kimliği herkes tarafından bilinen bir bakana bağlı kurum giriyor. İçişleri Bakanlığı'nın bu gizli askeri istihbarat raporundan haberdar olmaması olası değil. Siyasi ve dini eğilimler dolayısıyla da raporun 'Fethullah hoca gazetesi'nde yayımlanması yadırganamaz.
Gazete kullandığı bu rapora başka boyutlar da eklemeye çalışıyor.
"PKK'nın üniversitede kadrolaşmasına göz yumduğu için askerin rektör Aşkın'a sıcak bakmadığı gündeme gelmiş, YÖK Başkanı'nın Jandarma Asayiş Komutanlığı'nı ziyareti sonrası 'YÖK askerden yüz bulamadı' yorumu yapılmıştı" diyor.
Jandarma istihbarat raporundaki bilgileri içeren bir dilekçenin üniversiteden bir öğretim üyesi tarafından kaleme alınarak 'YÖK Başkanlığı ile Cumhurbaşkanlığı başta olmak üzere birçok kuruma' altı sayfalık bir dosya halinde gönderildiği öne sürülüyor. 'Ne YÖK Denetleme
Kurulu ne de Devlet Denetleme Kurulu şikâyeti ihbar kabul etti' deniyor.
Konu Jandarma'nın ana sorumluluk alanı olan 'İç Güvenlik' ile PKK terör örgütü mücadelesiyle ilgili kabul edilir.
Bu çerçevede yapmış olduğu varsayılan araştırmanın, içeriği ilgililerce ne ölçüde tartışılıp değerlendirilmiştir? Neden bu kadar önemli konu hukuken resmiyete yansıtılmamış, karakteristikleri bilinen bir gazetede yayımlanması sağlanmıştır?
Gizli raporun 'Fethullah hoca gazetesi'ne ulaşması yanında, asıl içeriği önem kazanmakta, ortaya ülke çapında boyutları olduğu görülen, daha büyük bir konu çıkmaktadır.
Genelkurmay'ın 'Bu konuda bizde bilgi yok' açıklaması şeklen doğru olsa bile.
Ne inandırıcı ne de aydınlatıcı olmuştur.
İşin içine dinci çevrelerin katılması, Jandarma'yı görev alanı içinde yaptığı anlaşılan bir araştırmadan dolayı, gündemin alışık olmadığı bir noktasına getirmiştir.
Van Üniversitesi Rektörü ile ilgili davaya yeni bir boyut getirme girişimi görülmektedir.