Kinsey ve seks

1971 yılı yazında Ankara'da sıkıyönetim vardı. Komutan Orgeneral Semih Sancar'ın Kurmay Başkanı Recai Paşa'dan bir telefon geldi. Komutan yayımlamakta olduğum Yankı dergisiyle ilgili bir görüşme için davet ediyordu.

1971 yılı yazında Ankara'da sıkıyönetim vardı. Komutan Orgeneral Semih Sancar'ın Kurmay Başkanı Recai Paşa'dan bir telefon geldi. Komutan yayımlamakta olduğum Yankı dergisiyle ilgili bir görüşme için davet ediyordu. Konu, muhabirliğini de yaptığım Time dergisine kadar yansıyan, Yankı'nın 'Seks' bölümüne iki üst düzey komutanın gösterdikleri ilgiydi. Bu bölüm birkaç hafta yayımlanmayınca iki komutan bana şaka karışımı sitem ederek "Neden yayını kestin?" demişlerdi. Olay da Time'ın 'FYI' isimli iç yayınına yansımıştı.
Semih Paşa, her zaman hatırladığım babacan tavrıyla önce "İki komutandan birini tahmin ettik, ama öbürü kimdi?" dedikten sonra eklemişti: "Bütün dünya bizim ülkeyi yönetişimizi izliyor. Arkadaşların sözlerini daha dikkatle yansıtsanız."
Yankı'nın 'Seks' bölümü Dr. Alfred Kinsey'in ABD'yi altüst eden, 1948'de yayımlanmış, 'Erkeklerde ve Kadınlarda Seksüel Davranışlar' isimli iki ciltlik yapıtlarından tam 23 yıl sonra Türk basınında görülüyordu. Büyük ilgiyle karşılanmıştı. O zamanlar Ankara ve Hacettepe üniversitelerinin genç ve çok iyi eğitim görmüş eğitim üyesi kimi arkadaşlarımızca, Batı kaynaklarından yararlanılarak hazırlanıyordu.
İlgi sadece çeşitli kademedeki asker dostlardan gelmiyordu. Mülkiye'deki eski hocalarımdan bu yeni bölüme atıfta bulunarak, "Kışlalı keşke bu dergiyi 15-20 yıl önce çıkarsaydın" diyenler oluyordu. Bir meslektaşım ise "Cinsel bilgi veren dergileri almaktan çekiniyorum, ama Yankı sorunu çözüyor" demişti.
Galatasaray Lisesi ile Mülkiye'den mezun, yaşlı bir büyükelçi bir gün yazıları ilgiyle okuduğunu söyleyip, bir yerinde geçen 'cunilingus'un anlamını sormuştu.
Abdi İpekçi'nin yönetimindeki Milliyet de bir ara Turan Aytul'un çeşitli toplum kesimlerindeki cinsel yaklaşımlar ve deneyimlerle ilgili bir yazı dizisi hazırlamış, fakat okurların gösterdikleri tepki dolayısıyla yayın durdurulmuştu.
Yankı 13 yıllık yayını boyunca, dünyanın hemen her yerinde yayımlanmış cinsel yaşam ile ilgili araştırmalara, raporlara yer vererek okurları bilgilendirdi.
Türk toplumunun, hele yabancı dil bilerek yabancı kaynaklara ulaşacak durumda olmayanlar kesimi için Yankı bu alanda da ilgi çekici olmuştu.
(Yankı'da büyük katkıları olan Hıncal Uluç daha sonra çok başarılı 'Erkekçe'yi, Mehmet Yılmaz ise Hürriyet grubu içinde 'Playmen'i yayımladı.)
Yankı'da kaynak olarak kullandığımız incelemelerin başında Alfred Kinsey'in araştırmaları geliyordu. Şimdi 'Kinsey' filmi sinemalarımızda gösterime girdiğinde, 23 yıl önce ABD'yi şoke etmiş olan bu bilim adamının beyazperdeye nasıl yansıtıldığını, kimlerin filmi izlediklerini ve nasıl tepki gösterdiklerini özellikle merak ediyordum.
Film ABD'de ilgi ve beğeniyle karşılanmış, içinde var olduğu belirtilen çıplaklık, seksüel sahneler, seksüel davranışlarla ilgili açık konuşmalar ve seksüel ilişkilerle ilgili grafik görüntülere karşın seyrine sınırlama konmamıştı.
Türkiye'deki gösterimde, bu unsurlarda ciddi kesintilere gidildiği anlaşılıyordu. Bir kısmı siyah-beyaz gösterimle geriye dönüş halindeki açık sahneler de anlaşılmaz hale sokulmuş, Kinsey çalışmalarından pek haberdar olmayan seyirciler için kavranması güç bir gösteri oluşmuştu.
Ama başlangıçta, evlendiği ilk günlerde, eşiyle birlikte en basit cinsel bilgiden yoksun olan bu bilim adamının nasıl önce kendini eğitişi, sonra da sayıları büyük hızla artan öğrencilere hitap edişi kolay anlaşılıyor.
Kinsey'in o zamanlar ABD toplumunu şoke eden sadece araştırmalarında cinsellikle ilgili olarak ortaya çıkan bulgular değildi. Çalışmaları sürdükçe özel yaşamının cinsel bölümü de büyük değişiklik geçirdi. O günlerde pek bilinmeyen 'Açık evlilik' yaklaşımının temellerini attı. Eşcinsel ilişki sergiledi. Ama geride İndiana Üniversitesi'ndeki 'The Kinsey Institute for Research in Sex, Gender and Reproduction' ile unutulmaz bir ad bıraktı.