KKTC'de hesap günü

1974 yılında, yani tam 30 yıl önce, Rum zulmünden kurtarılan, 1983'te bağımsızlığını ilan eden 150-200 bin nüfuslu KKTC, Türkiye Cumhuriyeti'nin maddi manevi desteğine değin, neden bugünkü noktada?

1974 yılında, yani tam 30 yıl önce, Rum zulmünden kurtarılan, 1983'te bağımsızlığını ilan eden 150-200 bin nüfuslu KKTC, Türkiye Cumhuriyeti'nin maddi manevi desteğine değin, neden bugünkü noktada?
Bu soruyu son yıllarda, devlet mekanizması içinde, konuyla ilgili sorumluluk taşımış çok kişiye sordum.
Önce bugün bulunulan nokta hakkındaki saptamamı söyleyeyim.
Türkiye içinde büyük iş çevreleri KKTC'yi, Avrupa Birliği üyeliğimiz için, mutlaka AB isteklerine uygun biçimde, çözümlenmesi şart olan bir ciddi sorun olarak görmüşlerdir.
Yunanistan'ın da gayretiyle AB, KKTC'nin kendi oluşturdukları koşullarla Kıbrıs bütünü içinde yer almasını dayatmıştır.
KKTC mevcut anlaşmalara uygun olarak varlığını sürdürmede ısrar etmiş ve bu süreç içinde Türkiye'nin maddi ve manevi desteğini almıştır.
Mevcut görüntü KKTC'nin ekonomik ve toplumsal bakımdan, güneye nazaran çok geride kaldığı şeklindedir. Ama ne olursa olsun şimdi mevcut anlaşmalardan büyük ödünler vererek, AB istekleri çerçevesinde varılacak nokta KKTC'deki ırkdaşlarımızın geleceğini karartacak boyuta görünüyor.
1974-2004 arasında KKTC ile ilgili değerlendirmeleri yapan ve gereken kararları alan tüm Türk hükümetleri ve yetkilileri ile orada davaya sahip çıkan Denktaş'ın nerede hata yaptıklarını iki bölümde sormak gerekir.
Neden bu 150-200 bin nüfuslu bir kent büyüklüğündeki devletin ekonomik ve toplumsal sorunları çözülememiş, kimilerinin umutları neden, teslimiyetçi bir anlayışla, hayali AB üyeliğine bağlı kalmıştır?
Neden Türkiye'nin maddi manevi desteği ve çeşitli güvenlik örgütlerine değin, buradaki kitleler, Karen Fogg gibi bir kişinin örgütlemesiyle, kişisel çıkar sahiplerinin elinde oyuncak olmuşlardır?
Radikal'in değerlendirmesine değin, KKTC'de Türklük ve bağımsızlık duygularının değil de; bilinen çevrelerce yönlendirilen kesimlerin çıkar umutlarının egemen olacağını düşünemiyorum.
Aksine bir neticenin ortaya çıkması ise yukarıda suçlanan kesimleri tarih karşısında mahkûm etmekle kalacaktır.
Ama o durumda bile, Kıbrıs'taki Türk soykırımını şehitler vererek durduran Türkiye'nin mevcut uluslararası anlaşmalardan doğan haklarını kullanmasını bileceğini düşünüyorum.
Kendisi için, sadece oradaki ırkdaşlarının güvenliği açısından değil, stratejik güvenliği için de yaşamsal olan haklarından vazgeçmeyecektir.
Bununla birlikte, bugüne kadar üzerine düşenleri yapmayıp, sürekli Türkiye desteğine değin KKTC'yi çıkmazdan kurtaramamış olanlarla ilgili olarak herhalde çok ciddi girişimlerde bulunulacaktır.
İsmi Kıbrıs ile özdeşleşen Denktaş'ın uluslararası siyaset alandaki hizmetleri yadsınamazken, KKTC içinde en az 30 yıldır sürüp giden ve bugünkü durumla noktalanan gelişmelerden dolayı özeleştiri yapması gerekecektir.
Denktaş bütün gündemini dıştan gelen saldırılar karşısında savunmaya ayırırken, içte sorumluluk üstlenenlerin yetersizlikleri karşısında seyirci kalarak büyük günah işlemiştir.
Şimdi KKTC'nin içinde bulunduğu durumu her boyutu ile inceleyip eleştirecek konumda olan, orada meslek yaşamlarında çok önemli görevler yapmış olan komutanlara da bu günahtan paylarına düşecek parçalar var.
Görevleri sırasında KKTC toplumu ile ilgili hatalı gidişi gözlemleriyle Milli Güvenlik Kurulu gündemine getirmedikleri için.
Seçim neticeleri ne olursa olsun Kıbrıs gündemin ilk maddelerinden düşmeyecektir.
***
SPOR NOTU: Beşiktaş'tan sonra Galatasaray da Avrupa Şampiyon Kulüpler yarışma-sından çekilirken BJK gibi bir futbol da sergileyemedi.
Ama iki takımın da teknik adamları düş kırıklığı yaratıp ağır eleştiriler aldı. BJK için 'şanssızlık' denebilecek durum, GS'nin Hakan dışındaki futbolcularının acziyle tanımlandı. O futbolcular ayaklarındaki topları genelde en yanlış şekilde ezerek, isabetsiz paslar yaparak harcadılar. Ne yapacaklarını bilemez tavır içinde gözüktüler. Aynı hataları diğer kimi maçlarda da yapmışlardı.
Ama teknik adam bunları bir türlü ortadan kaldırma başarısı gösterememişti.
Mahalle futbolu sürüyordu.