Köpekli köyde değneksiz gezmek

PKK gibi örgütler eliyle yaratılan terörün sadece asker gücüyle önlenemeyeceği söylendiğinde, eğer diğer...

PKK gibi örgütler eliyle yaratılan terörün sadece asker gücüyle önlenemeyeceği söylendiğinde, eğer diğer ayrıntılara girip konuyu kavramazsanız çözüm kolayca saptırılıyor.
”İktidarlar da üzerine düşeni yapmalı. Siyasal, sosyal, ekonomik önlemler almalı” deyince dikkat tümden dağılıyor. Sanki yapılacak başka şey kalmıyormuş gibi. Çözümün temelini oluşturan ‘güvenlik’ adeta unutuluyor. Çözüme, daha ziyade teröristlere bu alanlarda verilecek ödünler üzerinden odaklanılıyor.
Şimdi olduğu gibi.
Oysa ‘Köpekli köyde değneksiz gezilmez’ kuralı unutulmamalı.
İsteklerinin gerçekleşmesini yarattığı terörün gücüyle sağlayabileceklerine inananlar, görüşmelerle barışçıl yoldan da hedeflerine varabileceklerini denemeyi ancak terörle hedeflerine varamadıklarında düşünüyorlar. Türkiye gibi, görece de olsa demokrasiyle yönetilen ülkelerde, isteklere ulaşmak için yasal, siyasi mücadele yolları da var. Ama bizde terörü kullananlar, bu yoldan hedeflerine daha kolay ulaşacaklarını uzun süre düşündüler.
PKK aslında 1984’te açıkladığı hedefe siyaset yaparak ulaşamayacağını bildiğinden bunca yıl kan döktü. Ama bir yere varamadı. Türk Silahlı Kuvvetleri, usulüne uygun yöntemler kazanıp uygulayarak başarılı oldu. Ama mücadelenin diğer kısmı üzerine düşen iktidarlar görevlerini yapmadılar.
Öcalan mahkûm olduktan sonra, PKK siyasi yollara başvursa bile, ortamın uygun olduğunu gördüğünde terörle de koşulları lehine çevirmeyi denedi.
Şimdi bir yandan siyasi ortamdan yararlanmak, diğer yandan da gerektiğinde terör kullanacağını hatırlatıyor.
Bunu siyasi iktidarın kontrolü altındaki devlet mekanizmasının, güvenlik güçlerinin etkili olmadığını düşündüğünde deniyor. Görece başarılı da oluyor. Çünkü başta devleti yönetenler olmak üzere, kendi yandaşlarıyla etkilediği, bu tür mücadelelerin mekanizmasından habersiz toplumlar da yanıltılabiliyorlar. “Terörü asker önleyemiyor. Bakın dünyanın neresinde önlediler ki?” diyebiliyorlar.
Köpekli köye girdiğinizde bir tehlikeyle karşılaşmıyorsanız, bu saldırgan davranmayan köpeklerin insaflı olmalarından ileri gelebilir. Ama elinizde kendinizi köpeklere karşı koruyacak silahınız varsa, köy içinde güvenli olmanızı kendiniz sağlayabiliyorsunuz. Köpeklerin saldırganlıkları, örneğin açlıklarından ileri geliyorsa saldırmalarını, görece onlara yiyecek vererek, ama güvenliğinizi elinizdeki silahla sağlayarak, engelliyorsunuz.
Türkiye’de oldukça yaygın bir kesim yıllardır süren sorunun, kan dökmeye ve PKK’yı yaratmak istediği terör ortamında yenmeye hazır bir güvenlik gücüne sahip olmadan, çözümlenebileceğini düşünüyor. Ama yanılıyor.
Teröristler kendilerini bu alanda yenilgiye uğratacak, büyük kayıplar verdirecek bir devletle karşı karşıya olmadıklarında neden isteklerinde daha anlaşmacı, uzlaşmacı olsunlar?
Bu konuda dünyada oluşmuş önemli olayları bilmek gerek.
İrlanda’da çözüme IRA sadece istekleri makul, kabul edilebilir düzeye indirildiğinde mi anlaşmaya vardı? Siri Lanka’da bitip tükenmek bilmeyen görüşmelerle çözüme varılamayınca ne oldu? İspanya’da ETA neden hükümetlere isteklerini kabul ettiremiyor? Peru’da direnişçiler neden başarılı olamadılar? Liderleri yakalanınca bittiler? İngilizler 2. Dünya Savaşı sonrası Malaya’da komünist direnişini nasıl durdurdu?
Şimdi Türkiye’deki kargaşa gibi, çelişkiler içinde gözüken durumun temelinde teröristlere karşı uygulanması gereken mücadele bütününün parçalarına verilen önemde yapılan ,yanlışlıklar yatıyor.
Barışa giden yolda yaşamsal önemdeki unsurlar yanında sürdürülen temasların önemi de, bu yoldan sağlanabilecek siyasi çıkarların büyüklüğünden dolayı, abartılıyor.
Yoksa taraflar arasındaki görüşmeler, diğer bunları başarıyla yürütmüş ülkelerdeki gibi olduğunda, neden yadırgansın?
Türkiye’de AKP iktidarının bu alanda izlediği politikanın, ülke çıkarından önce kendisine, iktidarda kalmasına yararlı olacağı kuşkusudur ki sorunu daha karmaşık hale getiriyor.
PKK ile mücadele edip onu 1999’da olduğu noktaya getirebilecek güvenlik gücü oluştuğunu
PKK ve yandaşları görmeden, şimdi uygulanmaya çalışılan siyasi ödünlerle çözüme gitmenin olanaksızlığını hisseden toplum kaygılanıyor. 
***
MESLEKTAŞ NOTU: “Referandum öncesi işadamlarının hükümeti destekleyici açıklamalarına şaşmamalı. En karşı olması beklenenler bile söz açık görüş beyanına gelince, doğrudan Başbakan’ı ve hükümeti destekliyorlar. Çünkü AKP iktidarında mal varlıklarını çok artırdılar. Çok kolaylık sağladılar. Beklemedikleri gelişme olursa önlemlerini de aldılar. Kendilerini kurtaracak olanakları, manevra kabiliyetleri de var. Kendlerini kurtaramayacakları tek şey ise Başbakan’ın gazabıdır. Onun için İzhak Alaton’un ‘Silahla alamadığını siyasetle almak’ başlıklı yazınızdaki sözlerini hiç yadırgamıyorum.”