Lider öldürme

ABD son yıllarda uygulamadığı, 'örtülü operasyonla lider öldürme' yaklaşımına geri döndü.

ABD son yıllarda uygulamadığı, 'örtülü operasyonla lider öldürme' yaklaşımına geri döndü. Başkan Bush'un Saddam Hüseyin'i devirmekle görevli gizli girişim mensuplarına
yeşil ışık yaktığı açıklandı.
Bizim kamuoyu, dünyadaki tüm devletlerin varlıklarını, yaşamsal saydıkları çıkarları korumak için 'örtülü operasyon' yaptığını ya bilmez ya da kendisine öyle takdim edilir. Oysa artık örtülü operasyonlar, yarattıkları tehdide göre yapılan sınıflandırmalar, ABD'de kimi üniversitelerde bilimsel boyutlar kazanmıştır.
Devletler hedeflerine karşı uyguladıkları örtülü operasyonlardan en hoş görülenlere; yabancı ülkelerdeki temsilcileri vasıtasıyla haber toplama ve kendi politikalarını savunacak kimseleri sağlamayla başlarlar.
Örtülü operasyonların en üst kategorisindeyse, işte şimdi Başkan Bush'un izin verdiği 'Hedef ülke devlet başkanını ortadan kaldırma' vardır.
ABD'nin şimdi hiç gizlemeye çalışmadığı gerçek Saddam'ın ortadan kaldırılmasıyla ilgili.
Başkan Bush, Saddam'ın biyolojik ve kimyasal kitlesel imha silahlarına (KİS)
sahip olduğuna, bunları günün birinde
kendisine karşı kullanacağına inanıyor. Bunu önlemek için de, iş işten geçmeden, ABD'nin tüm olanaklarıyla harekete
geçmesi gerektiğini düşünüyor.
Ama Irak'a karşı girişimle Saddam'ı ortadan kaldırmak kolay değil. Bunu herkes biliyor. Onun için de işin içine ince hesaplar giriyor.
Öncelikle, çatışma halinde kullanılabilecek KİS'in ortadan kaldırılması gerek.
Bu noktada Bush, iki hafta önce,
'Önleyici darbe' olarak anılan bir doktrin işareti verdi. Şimdilik tartışılan ama uygulandığında öncelikle Irak'taki KİS'i ortadan kaldıracak yeni yaklaşım yanında çok önemli başka unsurlar var.
ABD'nin dünyada etkiyle kullandığı Merkezi Haberalma Ajansı'nın (CIA) 80 kadar ülkede örtülü operasyon yürüttüğü açıklanıyor.
Irak'ta da CIA'ye görev verildiğini herkes biliyor. Şimdi, özellikle Afganistan'da Taliban ve El Kaide'ye karşı uygulanan başarılı operasyonlarda ön planda rol alan 'özel kuvvetler' büyük ağırlık kazandı. Irak'ta bir harekât yapılacaksa mutlaka, Saddam'a karşı Bush planını özel kuvvetler uygulamaya koyacak.
Türk kamuoyu bu kuvvetlerin özellikleri ve güçleri hakkında da yeterli bilgiye sahip değil. Ancak Sakık'ın ve Öcalan'ın yurtdışında yakalanıp getirilmesinde aldıkları rol kısmen biliniyor.
ABD'nin hiç gündemden kalkmayan Irak planında CIA, özel kuvvetler ile Bağdat aleyhtarı Kuzey'deki Kürtler ve Güney'deki Şiiler'in, dıştaki Irak muhaliflerinin yeri var. Ama bütün bunların Saddam'ı devirmeye güçlerinin yetmeyeceği kabul ediliyor. En az 200-250 bin askeri güce de gereksinim duyulacağı düşünülüyor.
Bu hesaplarla ABD'nin Irak'a karşı harekete geçmesi kolay göze alınacak bir şey değil. İşte o noktada Saddam'ın bir örtülü operasyonla ortadan kaldırılması gündeme geliyor.
Bu takdirde Irak'ta Saddam'ın 1979'da başlayan dikta yönetimiyle oluşturduğu sistemin, diğer ABD destekli yardımlarla çökmeye başlayacağı varsayımı geçerlik kazanıyor.
Özal'ın başbakanlığı sırasında Bağdat'a yaptığı ziyareti izlediğimde Saddam'ın kişisel güvenliği konusunda ne kadar
titiz olduğuna şahit oldum. Özal ile nerede görüşeceğini son dakikaya kadar kimse bilmiyordu. Geceleri nerede kaldığı da büyük sırlardan biriydi. Çevresinde oluşturduğu güvenlik çemberi hakkında ise çok hikâye dinlemişizdir.
Bu ortamda ABD ajanları Saddam'ı nasıl ortadan kaldıracak?
Planları ciddiyse bu kadar önemli husus nasıl ABD basınına sızabildi?
Yoksa ABD, daha ziyade Saddam'ın huzurunu mu kaçırmaya çalışıyor?
***
SPOR NOTU: Dünya Kupası'ndaki çok
önemli dönemeç olan Senegal maçını beklerken ilgili gelişmelerin ne denli yüzeysel ve daha ziyade kişisel sempati ve antipatilere bağlı olarak izlendiğini görüyorum. Diğer maçları da dikkatle izledikten sonra ortaya çıktığını düşündüğüm bir açık gerçek bizim takıma, şimdiye kadar görmediğim bir havanın egemen oluşudur. Bunda antrenörün rolü olup olmadığını şimdi tartışmaya gerek yok. Önemli olan kaliteli olduğu kadar, başarılı olacaklarına inanmış görünen bir ekibin ortaya çıkmış olması. Bu, umut veriyor.