Nabız yoklama

Haluk bey (Bayülken) Türk Atlantik Konseyi adına 15 yıldır 'Uluslararası Antalya Güvenlik ve İşbirliği Konferansı'nı, genelde cumhurbaşkanları ya da Meclis başkanları adına düzenliyor.

Haluk bey (Bayülken) Türk Atlantik Konseyi adına 15 yıldır 'Uluslararası Antalya Güvenlik ve İşbirliği Konferansı'nı, genelde cumhurbaşkanları ya da Meclis başkanları adına düzenliyor.
Toplantıya çeşitli ülkelerden ve Türkiye'den asker, sivil görevliler, politikacılar, üst kademelerden emekli olmuş kimi yetkililer ve bilim adamları katılıyorlar.
Eskiden Türkiye'den katılımın başında Genelkurmay başkanları gelirdi. Sonra 2. başkanlar geldi. Şimdi ise Genelkurmay'dan Plan Prensip Başkanları geliyor. Milli Savunma Bakanı geliyor.
Bu geniş ve çeşitli katılımcılar arasında olmak, eski tanıdıkları bulmak ve geniş sohbet olanaklarına kavuşmak, alanlarında uzman konuşmacıları dinlemek, basın mensubu olarak geniş bir çevrenin nabzını tutma olanağı sağlıyor.
Konferansın resmi gündemi dışında, hemen her alanda, istenen her şey konuşulurken tabii güncellik öne çıkıyor. Bu defa AKP iktidarının bulunduğu noktada Kıbrıs ile ilgili niyetleri: diplomatik, siyasi ve askeri boyutlarıyla bol bol tartışıldı. Soru, tabiri caizse 'Kıbrıs satılacak mı?' idi. Görevleri gereği konuyla uzun yıllar ilgilenmiş olanlar 'Bunu yapmaya hiçbir iktidarın gücü yetmez' diyorlardı. Askerin konuya uzak kalışıyla verdiği görüntünün iktidardaki siyasetçiler için 'yeşil ışık' sayılamayacağı değerlendiriliyordu.
Önemli görevler yaptıktan sonra emekliye ayrılmış olanlarla yapılan konuşmalar daha da ilginç oluyor. Çünkü uzun geçmişlerinin etkisiyle tam açık konuşamasalar bile, şimdi artık düşündüklerini çekinmeden dostça ifade edebiliyorlar.
Resmi görevlerini üst düzeylerde muhafaza edenlerden, ilişkiler eskiye dayansa bile, açık ve samimi olmalarını beklemek kolay değil. Siyasi iktidarın saptadığı yön değerlendirmelere egemen oluyor.
İç politikada uzun yıllar deneyim kazanmış eski politikacılar iktidarın iniş dönemine geçtiği kanısındalar. Bunda önemli olan husus 'AKP içinde birden fazla hizip olması' deniyor. Bunlar arasında Meclis Başkanı Arınç'a dikkat çekiliyor.
Silahlı Kuvvetler'in Avrupa Birliği üyeliğine doğru giderken, Brüksel'den gelen temennilerin mevcut yapısına, hızlı önemli etki yapmayacağı, yapamayacağı galiba paylaşılan bir kanı. Bu camianın ancak belirli ve olumlu bir süreç içerisinde, anayasal rejimi benimsemişlere güven vererek, gereken yasal değişimi gerçekleştireceği düşünülüyor.
Türk - ABD ilişkilerindeki gerileme bu toplantıya da yansımıştı. Eskiden başta NATO görevlileri olmak üzere, üst kademelerden yapılan katılımları göremedim. Durum yasak savar kabilinden daha ziyade mesajlarla geçiştirildi.
Şimdi iktidar Washington'ın çok önem verdiği: İncirlik ile ilgili, çok boyutlu ve anlaşılması pek kolay olmayan istekleri nasıl geçiştireceğini düşünüyor.
Bu isteklerde basit ve önemsiz boyutlar bulunduğuna kamuoyu inandırılmaya çalışılıyor. Bunun için de medya üzerinden bir yanıltma operasyonu gerçekleştirilmeye gayret ediliyor.
Tabii bu konuda baş görevli Dışişleri Bakanlığı. Askerler böyle alanlara, kamuoyu karşısında girmek istemediklerine göre.
Ama en tartışmalı nokta ABD'ye sağlanacak kolaylıkların Meclis'e getirilip getirilmeyeceğinde. Getirildiği takdirde AKP kamuoyunun tepkisi korkutuyor.
* * *
SPOR NOTU: Pazar günü Ali Sami Yen Stadı'nda bir kısım Galatasaray seyircisinin diğer büyük takım seyircilerinden farkı yoktu. Kötü futbol ve uzaklaşmakta olan şampiyonluk olasılığı karşısında benzer küfürler ve yaklaşımlarla aynı seviyesizliği paylaştılar. Saygı duruşunda bile yapılan aynı yüz kızartıcı tutum idi. Galiba kulüpler ne kadar seçkin üyeler üzerine kurulsalar da, seviyesiz taraftarların yüz kızartıcı yaklaşımlarından kurtulamıyorlar. GS böylece 100. kuruluş yılını şampiyonluk bir yana, parlak geçmişi olan basketbolda ikinci kümeye düşmeyle tarihe geçirmiş olacak. Bu ayıba seyirci kalanlar, şampiyon olamayanlar değil, GS tarihindeki yerlerini alacaklar.