Ne affı bu?

Savunanlar bu affa 'Öğrenci affı' diyorlar. Yasa çıkarsa 90 bin civarında öğrenci şu veya bu sebepten kaybettikleri öğrenim hakkını kazanacakmış.

Savunanlar bu affa 'Öğrenci affı' diyorlar. Yasa çıkarsa 90 bin civarında öğrenci şu veya bu sebepten kaybettikleri öğrenim hakkını kazanacakmış.
Siyasi iktidar bu affın türban dolayısıyla okullarını terk etmek durumunda kalanlar için çıkarılmadığını söylüyor. Konuyla ilgili meslektaşlardan hiçbirinin araştırma zahmetine katlanmadığını görüyorum. Acaba bu 90 bin eski öğrencinin kaçı gerçekten bakanın dediği gibi 'Ekonomik kriz dolayısıyla' okullarını terk etmek durumunda kalmışlar?
Yetkililer 'yüksekokul ve fakülte öğrencisiyken okuluyla ilişiği her ne sebepten olursa olsun kesilen kişilerin tekrar kayıt yaptırıp öğrenci statüsü kazanması için' bu af yasasını çıkarmak istediklerini söylüyorlar.
Hemen her siyasi iktidar sürecinde başvurulan ve büyük siyasi kazanç sağlayacağı sanılan affın her türlüsü Türk demokrasisinin çağdaş olmaktan ne kadar uzak kaldığını göstermiyor mu?
AKP iktidarının sıkıntısı belli. Türbanın en azından üniversitelerde serbest olmasını istiyorlar. Bizim kimi meslektaş da Almanya ve Fransa gibi Avrupa Birliği ülkelerindeki gelişmeleri dikkate almaksızın,
bu isteği destekliyorlar.
Üniversitelere türban girse, oradan mezun olup devlet hizmeti arayacak türbanlı öğrenciler göreve başladıklarında bu isteklerinden vaz geçecekler mi? Yoksa üniversitelerde okuduktan sonra artık devlet görevi almayacaklar mı?
'Af çıkınca türbanlıların dönüşü nasıl olacak?' demeyin. Bunun çaresini AKP lideri bulmuş, "Kızlarımız başlarına peruk takıp üniversiteye giderler" diyor.
Gazetecilik yapan meslektaşlara çok iş düşüyor. Gelin de şimdi hayatta
olmayan kimi araştırmacı gazeteciyi aramayalım.
Üniversiteler için daha 10-15 yıl önce sorun olmayan bir konu nasıl ortaya çıktı? Genç kızlar üniversitede ne zaman türban diye ısrar etmeye başladılar? Bunların arkalarında kimler vardı? Gerçekten türban takanlara burslar verildi, yurtlar sağlandı, özendirildiler mi? Türban kimin sorunu?
Prof. Hurşit Güneş, Milliyet'te elindeki Türkiye Siyasal
Gündem Araştırması'nın neticelerini açıkladı.
İşsizlik yüzde 47.1 ile toplumun en önemli sorunu.
Bunu Geçim sıkıntısı (5.6), ekonominin durumu (5.4), yolsuzluk kapkaç (4.5) izliyor. Arada Avrupa Birliği, enflasyon, Kıbrıs, Irak, eğitim sorunları, demokratikleşme-insan hakları ve terör (1.0) var. Türban
en önemli sorunlar sıralamasında yüzde 0.9 ile onlardan sonra geliyor.
Milli Eğitim Bakanlığı'nın çıkarmak istediği 'sözde öğrenci affı'na başta YÖK olmak üzere Üniversitelerarası Kurul, rektörler ve bir ara AKP ile bu konuda görüşmeler yapan CHP de karşı.
İstedikleri kadar suret-i haktan görünsünler AKP'nin gerçek niyetinin ne olduğu biliniyor. Tabanlarının küçük bir bölümüne yapmış
oldukları vaatten nasıl dönebileceklerini bilemiyorlar.
Son iki yıl içerisinde, sonra geri çekmek zorunda kaldıkları, kaç adım attılar?
Ortada sadece Türk yargısının en üst düzeyde alınmış kararları yok. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları da var.
AKP neyin mücadelesini veriyor. Ya da gerçek niyetleri hakkında kimi kandırmak istiyor?
Ülkenin gündemi bir yanda siyasi iktidarla çeşitli ilişkili olduğu görülen suiistimal iddialarıyla doluyken bir tarafta da böylesine sorun çıkaracak bir konuyu gündeme getirmekle acaba AKP iktidarı ne yapmak istiyor?
Bugüne kadar 1983'ten bu yana dokuz tane öğrenci affı çıkarmış olan siyasi iktidar acaba bunlardan ne yarar gördü?
Milli Eğitim Bakanı'nın 'Bu af daha öncekilere benzemiyor. Ekonomik krizin vurduğu gençler için öngörülüyor' vecizesine acaba kim inanacak?
Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Engin Ataç "Dünyanın hiçbir yerinde parlamento öğrencilere yönelik af çıkarmaz" diyor. Daha önce çıkarılan
aflarda başarı oranının yüzde 1 veya 2 olduğunu belirtiyor.
***
KİTAP NOTU: 'İstanbul'dan Geçen Ruslar', derleyen ve Rusçadan çeviren Orhan Uravelli. Ümit Yayıncılık. Özbekistan doğumlu Bakü ve Moskova'da eğitim görmüş Uravelli, kitap için daha doğru adın 'Rusların 'özüyle İstanbul olmalıydı' diyor. Bolşevik rejiminden
sonra İstanbul'a ve başka Türk kentlerine sığınan Rusların eski Rusya özlemiyle yaşamalarını anlatıyor.