Önleyici darbe

Muhalefetteyken savunulan görüşlerin iktidara geçildiğinde değiştiği çok görülmüştür.

Muhalefetteyken savunulan görüşlerin iktidara geçildiğinde değiştiği çok görülmüştür. Bunun son örneğini ABD Başkanı Bush verdi. Eskiden ABD'nin müdahale önceliğini ülkenin stratejik çıkarlarıyla ilgili durumlara vermesi gerektiğini savunmuştu. Şimdi, özellikle 11 Eylül darbesinden sonra, ABD'nin biyolojik, kimyasal ve nükleer kitle imha silahlarının (KİS) terörist ellerde kullanılması söz konusu olduğunda 'önleyici darbe' politikası uygulaması gerektiğini söylüyor.
'11 Eylül'den sonra düşmanın ve tehdidin
mahiyeti tamamen değişti. Bundan dolayı tepkinin de değişmesi gerek' deniyor.
Böylece ortaya, şimdiye kadar uygulanan caydırma ve tahdit yaklaşımından vazgeçmeksizin, savunucu müdahale, önleyici darbe içeren yepyeni bir strateji doktrini çıkıyor.
Soğuk Savaş döneminin stratejilerinin artık, yeni tehditler karşısında geçersiz kaldığı görüşü ABD'de güç kazanıyor. Başkan Bush,
"Teröre karşı savaş savunmada kalarak kazanılmaz" diyor.
ABD'nin bu yeni yaklaşımı NATO müttefiklerine
iletildiğinde kaygılara sebep oldu. Çünkü savunma esası üzerine oluşturulmuş olan ittifak, şimdiye kadar KİS'e sahip ülkelere karşı harekete geçebilmek için NATO üyelerine karşı tartışılmaz açıklıktaki delile sahip olma koşulu gerekiyordu.
NATO'da yeni strateji ayrıntılarıyla tartışılmadı. Bu noktada, ABD'de çalışmalar yapılırken, pek olumlu bakılmıyor. Genel Sekreter Lord Robertson ittifakın savunma esaslı kalacağını vurgulayarak, "Biz çözümlenecek problem arayışına girmeyeceğiz" diyor.
Bu genel havaya rağmen, yapılan son savunma bakanları toplantısında birçok bakanın konunun aciliyeti olduğunu belirterek mutlaka ittifakın harekete geçmesi gerektiğini öne sürdükleri anlaşıldı.
ABD savunma kurumları içinde de halen tartışılan strateji ise KİS mevcudiyetinin saptanmasıyla harekete geçilebileceği esasını içeriyor.
Yeni yaklaşımın temelinde KİS olanaklarına sahip devletlerle terör örgütlerinin ne zaman, ne yapacaklarının bilinememesinin yarattığı korku yatıyor.
KİS imhasını hedefleyen stratejinin yaratacağı tehlikelere dikkat çeken uzmanlar bu silahların imha edilmeleri sırasında kimyasal, biyolojik ve nükleer parçacıkların atmosfere yayılarak binlerce insanın sadece hedef ülkede değil, komşu ülkelerde de ölümüne sebep olacağını öne sürüyorlar.
KİS imhası için klasik silahlarla bunları saptayıp, özellikle fırlatılmalarını sağlayan
füzelerin yok edilmesi yöntemi üzerinde duruluyor.
Hedef derinlik ve yoğun yeraltı sığınakları içinde saklanan KİS. Bunlara ulaşmak için de geliştirilmiş klasik bombalar, düşük, hatta yüksek güçlü nükleer aygıtlar gerektiği öne sürülüyor. Ama önceliği geliştirilmiş klasik silahlar alıyor.
Teröristlerin eline KİS nasıl geçer?
Bu sorunun yanıtı herhalde ABD'nin hedef olarak ilan ettiği Irak, İran ve Kuzey Kore gibi ülkeleri içeriyor.
Doktrinin geliştirilmesi halinde, örneğin ABD'nin Irak'a saldırması için başka sebepler aranmasına ihtiyaç kalmayacak.
Irak'ta KİS mevcudiyeti -hangi yöntemlerle yapılır bilinmez ama -kabul edildiğinde, bu ülke iddiaların geçersizliğini ispatlamak durumunda kalacak.
Savunma konularına genelde ilgisiz olan Türk kamuoyunun dikkatinin çekilmesi gerekiyor. Çünkü söz konusu komşumuz Irak.
* * *
SPOR NOTU: Milli Takım dün Çin'e karşı aldığı netice ve Brezilya'nın Kosta Rika'yı açık farkla yenmesinden sonra çeyrek finallere kalınca, son günlerde tüm medyayı kaplamış olan karamsar hava birden dağıldı. Şimdi çok eleştirilen yönetici ve futbolcu hatalarının yeniden gündeme gelmesi tartışılabilecek yeni yenilgiye endekslenecek. Günlük gelişmelerle ilgili değerlendirmeler bir yana bırakılırsa, üzerinde mutlaka ciddiyetle durulması gereken birkaç nokta hatırlanmalı. Kore'de alınan derslerle sporcuların büyük tepkilere sebep olan çirkinlikleri en düşük noktaya indirdikleri görülüyor. Ama gene de Bülent gibi artık düzelmesi olanaksız oyuncu görebiliyoruz. Gene hakem kararları karşısında zaman zaman el işaretleri seyrediyoruz...