Örtülü operasyon geliyor

10 yıl önce ABD'de Georgia Üniversitesi siyasal bilgiler profesörü Loch </br>K. Johnson, uluslar arasında sık uygulanan 'örtülü operasyonlar' hakkında geniş bir inceleme yayımladı.

10 yıl önce ABD'de Georgia Üniversitesi siyasal bilgiler profesörü Loch
K. Johnson, uluslar arasında sık uygulanan 'örtülü operasyonlar' hakkında geniş bir inceleme yayımladı.
Bu operasyonları, hafiften ağıra, dört kategoriye böldü.
Birinci kategorinin ikinci maddesi devletlerin kendilerine hedef tayin ettikleri ülkelerde görüşlerini nasıl yayacakları, nasıl etkili olacaklarıyla ilgiliydi.
Bu maddeye göre hedef ülkede örtülü operasyon yapan devletin görüşlerine yatkın kişiler veya kurumlar saptanıp, onlar vasıtasıyla kamuoyu oluşturulacaktı.
Türkiye'de bu yöntemin uygulandığını gösteren örnekleri son yıllarda çok sık gözlemlediğimizi, bu sütunda daha önce de açıklamıştım.
Şimdi, dünyanın en güçlü ülkesi olduğu için, birçok gizli hazırlığını açıklayabilen ABD'nin bu yöntemi dünyanın dört bucağındaki askerlerini de kullanarak, terörizme karşı kullanacağı anlaşılıyor.
Plan sadece hasım ülkelere değil, dost ya da tarafsız ülkelere de uygulanacak.
Yalnız kamuoyları değil, devlet kademelerindeki görevliler de etkilenecek.
ABD'nin terör yuvası kabul ettiği kimi Müslüman toplumlar hedef.
Camilerin ve din öğrenimi veren okulların, Amerikan aleyhtarlığına zemin hazırlayan çevrelerin itibar ve etkilerinin kırılmasına çalışılacak.
Hatta, gizli ABD fonlarıyla, ılımlı Müslüman yetiştirecek, Amerika'da dinin nasıl uygulandığını öğretecek, okulların kurulması özendirilecek.
Dünyanın çeşitli köşesindeki Amerikan aleyhtarlığıyla mücadele edilecek.
ABD askeri yetkililerinin 'Dost ya da tarafsız ülkelere yönelik kamuoylarını etkilemek için kullanabileceğimiz eğitim, yetenek ve varlığımız var. Bunu yapıp işin içinden de sıyrılabiliriz' dedikleri ABD basınınca naklediliyor.
Benzer 'örtülü olmayan operasyon' ABD Dışişleri Bakanlığı'nca da kullanıldığında adına 'halk diplomasisi' diyorlar.
Geçen şubatta 'Pentagon Stratejik Etkileme Ofisi' kurulmuş, kamuoyunu etkileyecek yabancı gazetecilere doğru olmayan propagandaya yönelik haberlerin verilmesi düşünülmüştü. Ama çok geçmeden Savunma Bakanı Rumsfeld, herhalde beklediği neticenin elde edilemeyeceğini anladığından, bu bölümü kapamıştı.
Daha önce de, ABD askerini ülkelerine kabul eden Kolombiya, Filipinler veya Bosna gibi ülkelerde bu yöntemlerin başarıyla uygulandığı belirtildi.
Irak'ta ise uçaklardan radyo yayını, askerlerin moralini bozucu bültenlerin atılması gibi psikolojik yöntemler uygulanabiliyor. Savaş halindeyse hasım ülkenin askeri ve sivil bilgisayar sistemlerinin teknoloji yoluyla iş yapamaz hale getirileceği öne sürülüyor.
ABD açık bir toplum. Pentagon'un bu projesi de basına sızınca rahatça eleştirilebiliyor. Onun için hazırlıkların hangi ölçülerde uygulamasına geçileceği henüz bilinmiyor.
Konuyu gündeme getirmemin bir sebebi, dünyada ülkelerin kendi çıkarlarını, güvenliklerini sağlamak için hangi çarelere başvurabildikleri hakkında biraz bilgi vermek. Diğeri de, Türkiye'de gerçekleştirilen, tozun dumana katıldığı fırtınanın nasıl yaratılmakta olabileceğinin sorgulanmasına katkıda bulunmak.
Yıllardır yakından tanıdığım, daha ziyade içinde yaşadıkları özel çevrelerden ilham aldıklarını düşündüğüm, meslektaşlardan bir kısmının, karşılaştığımız Avrupa Birliği ve Kıbrıs gibi sorunlarla ilgili yaklaşımlarını anlamakta zorluk çekiyorum. Tıpkı aylar önceki 'koalisyon hükümeti' yaklaşımları gibi.
Ama olaylara çok yönlü ve daha ziyade, edinmiş oldukları bilgilerle, milli çıkarlar açısından da bakabilen bir grubun sesini yavaş yavaş çıkarmakta olduğunu da görüyorum.
Türk kamuoyunun, sağduyu sahibi kitleler haline gelebileceği, yabancı ülkelerin 'örtülü operasyonları' elinde oyuncak olmayacağına inanıyorum.
***
SPOR NOTU: DIGITURK'ün TV'den maç nakleden ama aslında sadece radyo spikeri olan elemanları yerine farklı bir spikerden Galatasaray-Ankaragücü maçını seyrettim. İlker Yasin'in bu konudaki özelliklerini unutmuşum. Aylardır, hatta yıllardır sürdürdüğüm, radyo spikerlerinin TV'de
görev almalarıyla ilgili eleştirilerimin oldukça geniş bir çevrede ilgi uyandırdığını görüyorum. Konunun öncelikle TRT'yi de ilgilendirmesi gerekir diye düşünüyorum. Çünkü Beşiktaş-Denizli maçını aynı hatalı yöntemle TRT nakletti.