Pakistan öncülüğü

Atatürk hayranı, Pakistan'ın asker devlet başkanı Pervez Müşerref'i Başbakan Ecevit, darbeyle iktidara geldiği için küçümsemişti.

Atatürk hayranı, Pakistan'ın asker devlet başkanı Pervez Müşerref'i Başbakan Ecevit, darbeyle iktidara geldiği için küçümsemişti. Müşerref, Türkiye'ye geldiğinde itibar göstermemişti.
Ecevit, Hindistan'a gittiğinde, 'Hiç olmazsa uçağınızın ikmalini Pakistan havaalanlarında yapın' ricasını bile dinlememişti.
Buna karşılık Pakistan'daki Türk diplomatları
adeta aforoz edilmiş, yüksek kademe Pakistan yetkililerini göremez hale gelmişlerdi.
Türk siyasetçilerinin bu Türk dostu ülkede attıkları hatalı adımları Türk Silahlı Kuvvetleri telafi etmeye çalıştı. Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Hilmi Özkök ve Genelkurmay Başkanı Org. Hüseyin Kıvrıkoğlu, Gen. Müşerref'e iadei ziyarette bulundular. Geleneksel Türkiye-Pakistan dostluğunu canlı tutmaya çalıştılar.
Şimdi Müşerref, Pakistan'a çağ atlatmaya, siyasi İslam'ın etkisinden kurtarmaya çalışıyor. Terörizme karşı açılan mücadelenin
ön safında korkusuz yer alıyor. Bu kararlı görünüşüyle de Batı'dan destek alıyor.
Bu yıl ekim ayına kadar demokrasi yönünde de adımlar atacak. Parlamento seçilecek ama hükümet, devlet başkanı olarak kalacak Müşerref'e karşı sorumlu olacak. Bizim Milli Güvenlik Konseyi benzeri bir organ kurulacak.
Pakistan'da Benazir Butto ve Nevaz Şerif iktidarları geride soygunun en üst noktasına vurduğu 'sözde demokrat' bir rejim bıraktılar.
Ülke çeşitli siyasi dinci grupların etkisinde de kaldı. Şimdi Müşerref bu yakın geçmişi temizlemeye çalışıyor. İslamiyet'i kendi çıkarları için kullanmaya çalışanlara karşı savaş açtı.
General Ziya ül Hak'ın 1981'de şeriat mahkemeleri ve kısıtlanan kadın haklarıyla bir İslam devleti haline getirdiği Pakistan'ı ılımlı bir İslam devletine dönüştürme gayreti içinde.
Girişimiyle sadece kendi ülkesine değil,
başka Müslüman ülkelere de yeni bir örnek getireceği düşünülüyor.
Şimdiye kadar birçok aşırı uç İslam grupları, Pakistan'ı kendileri için adeta küresel terörün bir üssü gibi görüyorlardı. Müşerref ilk adımda bu tür beş örgütü birden yasaklayıp devlet düşmanı ilan etti. Binlerce İslam militanını gözaltına aldırdı.
Türkiye'de nasıl siyasi İslam'ın kaynağı olduğu saptamasıyla imam hatip okulları sınırlandırıldıysa, Pakistan'da da benzer kaynağı oluşturduğu düşünülen medreselerin üzerine gidildi.
Camiler kontrol altına alındı. Terörü özendirdikleri takdirde kapatılacakları uyarısı bile yapıldı.
Pakistan'ın 'ılımlı Müslüman devlet' haline gelmesi için birçok başka alanda reform yapılması, aşırı dinci güçlerin ardında görülen istihbarat servisi ISI'nın kontrol altına alınması gerektiği düşünülüyor.
Bütün bunlar yapılsa bile, kültür, dil ve
tarihi farklılıklardan dolayı, Pakistan'ın diğer Müslüman Arap ülkelere attığı adımlarla örnek olmasının kolay olmayacağı da muhakkak.
Müslüman alemin aşırıların etkisinden kurtulmasında ise başta ABD olmak üzere uluslararası camianın hem Ortadoğu'da
İsrail-Filistin arasındaki anlaşmazlıkta hem de Hindistan ile Pakistan arasındaki Keşmir sorununda, etkili olmasının önemi açık.
Gen. Müşerref, Atatürk hayranı olduğunu söyleyince, ilk hedefin kendileri olacağını düşünen dinci kesim içinde tepki uyandırdı. Hindistan yıllardır etkili olan dincileri tahrik etmek için, "Müşerref küçük çapta da olsa Atatürk'ün yaptığını yapıyor" demeye de başladı.
Müşerref, Atatürk hayranlığını ifade etmekle birlikte Pakistan'ı laik bir ülke yapan kurucusu Cinnah'ın izinden gideceğini söyleyerek aleyhine geliştirilmek istenen havayı önledi. Ama kimileri kendisine
'İkinci Cinnah' diyorlar. Pakistan'daki sorunların bir asker lider tarafından ne kadar tedavi edilebileceği, bu girişimlere aşırı dinci örgütlerin nasıl tepki gösterecekleri hâlâ bilinmiyor.
Ama Müşerref bu reformcu ve terörizme
karşı mücadeleci tavrıyla Batı dünyasından
büyük destek görüyor.
Tıpkı Türkiye gibi.
* * *
KİTAP NOTU: TÜBİTAK 'Popüler Bilim Kitapları' dizisinden iki yeni yapıt yayımladı. Bunlardan biri 'Derin Mavi Atlas'. Türkiye denizlerinde çekilmiş fotoğraflarla denizaltı dünyasının canlıları saptanıp onlarla ilgili bilgiler içeren nefis baskılı 'Sualtı yaşamına yönelik bir kılavuz'. Diğer yapıt 'İki Kültür' ise
'edebi entelektüeller ile bilim adamları arasındaki kültür ve anlayış farkı'nı irdeliyor.