Şehitler ve trafik kurbanları

Ramazan Bayramı'nda trafik kazalarında 90 kişi kurban verildi. Gazetelerde sadece kazada hurdaya dönmüş araçların fotoğrafları ve kısa öyküleri vardı.</br>Yaşamının çok büyük kısmını ülkenin savunması ile...

Ramazan Bayramı'nda trafik kazalarında 90 kişi kurban verildi. Gazetelerde sadece kazada hurdaya dönmüş araçların fotoğrafları ve kısa öyküleri vardı.
Yaşamının çok büyük kısmını ülkenin savunması ile ilgili misyonuna ayırmış bir dost, PKK terörüyle mücadeleyi konuşurken, yitirdiğimiz şehitlerin yarattığı havayı yorumladı. "Her gün onlarca insan trafik kazalarında ölüyor. Ses çıkmıyor. Ama bir şehidin yarattığı tepkilere, ağıtlara bakın" dedi.
Doğrusu ne diyeceğimi bilemedim. Acaba 'Ülke savunması için can verilir. Bunu fazla büyütmemek gerek' mi demek istemişti? Soramadım.
Trafik kurbanlarının ateşi sadece düştüğü yeri yakıyor. Şehit ateşiniyse, uğruna can verdiği ülkenin büyük kesimi hissediyor.
Samimi şehit acısı dönüp dolaşıp, görevleri dolayısıyla bu kayıpta sorumlulukları aranabilecekler üzerine yansıyınca, olay başka boyut kazanıyor.
İki farklı kaynaktan doğan, ölümün yarattığı farklı etkilerin nedenlerini konunun uzmanları araştırabilirler.
Ben Kuzey Irak'taki PKK gruplarından kaynaklanan şehitlerle ilgili bir irdeleme yapmak istiyorum.
PKK terörü ile ilgili olup hemen herkesin bildiği bir husus, K. Irak'tan Türk topraklarına giren militan saldırılarının kayıplara sebep olduğudur.
Trafik kazalarının büyük kısmına, kuralların yurt çapında uygulanmasını sağlayamayanlar sebep oluyor.
Durum şehitler için daha karmaşık.
1984'te başlayan mücadelede kayıpları, azalsa da, bir türlü son bulmuyor.
Sorunun kaynağında, adı ister 'Asimetrik Savaş' olsun, ister 'Düşük Yoğunluklu Çatışma', terörü yaratanların suçlarını işlediklerinde kaçıp sığınacakları üsler yatıyor.
Türkiye, PKK'nın K. Irak'ta yuvalandığı bu üssü ortadan kaldırmadıkça mücadele sürecek. Tıpkı yıllarca Öcalan'ın Suriye'de barınmasıyla 1999'a kadar sürdüğü gibi.
Şimdi mücadelenin temel kurallarını bilenler, 'Kandil Dağı PKK üssünü temizlemek gerek' diyorlar. Bunu ya orada birileri yapacak ya da Türkiye.
Irak'ta ne merkezi güç var ne de işgal gücü ABD'nin bu işe ayıracak kuvveti. Bölgedeki Kürtler ise soruna karışmakta çıkar görmüyorlar.
Güneydoğu'daki her şehit Türkiye'de dikkatleri öncelikle hükümete ve askerlere çeviriyor.
Başbakan, ABD'nin 'Irak topraklarına giremezsiniz' uyarısına karşı, hava her gerginleştiğinde 'Gerektiğinde gireriz' diyor. Asker ise ABD müdahalesi gereğini; açıktan olsun, kapalı kapılar ardında olsun hep vurgularken Başbakan'a bakıp soruyor: 'Şimdi gerekmiyor mu?'
Siyasi iktidarın ABD ile ilişkilerini, kendi isteğine karşın etkileyecek en önemli konuların başında, Güneydoğu'da olayların tırmanması, kamuoyunu harekete geçirmesi geliyor.
Her şehit cenaze töreni medyada büyük yer buluyor.
Sadece şehit ailelerini, yakınlarını değil, milliyetçi ve askeri çevrelerle birlikte, neredeyse tüm toplumu harekete geçiriyor.
Genel görüntü bu.
İşte o zaman deneyimli dostun 'şehit ve trafik kurbanı' değerlendirmesi akıl karıştırıyor.
* * *
SPOR NOTU: Galatasaraylı Hasan Şaş yetenekli bir futbolcu. Ama elle tutulur yeteneklerini mahalle futbolunda geliştirmiş olduğu için, Gerets gelene kadar, son yıllarda hiç kullanmıyordu. Yeni antrenör ona ayağında topu gereksiz yere fazla tutmamasını, ustalığını yerinde kullanıp takımın oyun düzenleyicisi olmasını hatırlattığında sergilediği oyun ile ilk maçlarda beğeni topladı. Sonra yine eski mahalle futboluna döndü. Son Diyarbakır maçında ilk isabetli pasını oyunun tam 39'ncu dakikasında verdi. Takımının en zararlı oyuncusu oldu. Ama nedense tribünlerin sinirli GS taraftarları onu değil, fazla başarılı olmasa da elinden geleni yapmaya çalışan Volkan'ı eleştirdiler.