Sezer ve Gül farkı

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin üst kademe tayin-terfi ve emeklilikle ilgili kararlar aldığı Yüksek...

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin üst kademe tayin-terfi ve emeklilikle ilgili kararlar aldığı Yüksek Askeri Şûra’sını izlerken bir meslektaşım sordu, “Oluşmakta olan durumun en önemli unsuru kimdir? Daha önce de Yaşar Büyükanıt için YAŞ öncesinde çeşitli söylentiler çıkmıştı. Aradaki fark nereden kaynaklanıyor?” dedi.
Hiç tereddüt etmeden, farkın Çankaya’daki cumhurbaşkanlarından ileri geldiğini söyledim.
AKP iktidarı o zaman da TSK komuta kademesiyle ilgili kimi planlarını uygulamaya koymaya çalışmıştı. Ama Cumhurbaşkanı Sezer, bilinen düşünceleri ve kişiliğiyle, buna izin vermemiş, TSK’nın kendine özgü ve sağlıklı oluşu yıllardır gözlemlenen yönteminin uygulanmasını sağlamıştı.
27 Mayıs’tan sonraki gelişmeler incelendiğinde kimi başbakanın kendine özgü yöntemlerle TSK’yı kontrolü altına almaya, bunun için uygun olacağını sandığı komuta kademesini oluşturmaya çalıştığı görülür.
Demirel başbakanlığı sırasında Milli Savunma Bakanlığı’na, Ahmet Topaloğlu’nu getirerek onun polis geçmişiyle bu konuda etkili olacağını düşünmüş, asker arasındaki dayanışmayı bölecek, böylece olası bir müdahaleyi önleyecek komuta kademesini
oluşturacağı kanısında olmuştur.
O dönemde, Genelkurmay Başkanı olan Cemal Tural’dan kaygılanmaması, TSK geleneklerinin uygulanması gerektiği kendisine komuta kademesince iletilince, çok kudretli görünen Tural’ı, süresini doldurmadan Genelkurmay Başkanlığı’ndan alıp, o zaman mevcut olan Yüksek Askeri Şûra üyeliğine tayin etmiş, sonra da emekliye ayırmıştı.
Askerin yerleşmiş tabii sistemini kaygılarından dolayı birkaç defa bozan Demirel’e bu yaklaşımı pahalıya mal olmuştur.
1970’de Topaloğlu eliyle oluşmasına katkıda bulunduğu komuta kademesi 12 Mart’ı yapmış, sonra da arzuladığı bir adayı Genelkurmay Başkanlığı’na getirmeye çalışırken, sırası değilken tesadüfen bu makama gelen Kenan Evren’in komutasında yapılan darbeye muhatap olmuştur.
Bu TSK’nın geleneğini bozan siyasi amaçlı girişimlerde görev başındaki cumhurbaşkanlarının rolü daima önemlidir. Çünkü onların onayı olmadan Genelkurmay Başkanı tayini yapılamaz.
Turgut Özal’ın bu makama Necdet Öztorun’un gelmemesi için takındığı tavrın ardında Kenan Evren’in olduğu unutulmamalıdır.
Evren siyasette önemli güç olarak yer alacağını düşündüğü, TSK’nın sevilen komutanlarından Turgut Sunalp’ın oluşturduğu siyasi partinin ağırlığına,
onun çok yakını olan Öztorun ile Üruğ’un katılmasını istememiştir. Nihai kararı alan Evren olmuş, Özal ise hak etmediği ‘Genelkurmay Başkanı adayını değiştiren Başbakan’ olma itibarını kazanmıştır.
TSK zirvesindeki son değişikliklerin, en kıdemli adayın engellenmesi operasyonunun yapılabilmesi, Sezer’den sonra Çankaya’ya AKP’yi temsil eden, onun daima bir parçası olmuş olan, Başbakan Erdoğan’ın seçtirdiği, onun sözünden asla çıkmayacağını çeşitli vesilelerle göstermiş olan bir kişinin çıkmış olmasıyla, olası hale gelmiştir.
2007 seçimlerinden sonra Çankaya’ya AKP’nin lider kadrosundan bir adayın gelmemesi için gösterilen çabaların MHP Genel Başkanı ve Yaşar Büyükanıt tarafından engellendiği Ankara’nın kimi etkili çevrede hep düşünülür. Büyükanıt ‘özde’ Atatürk
temel prensiplerine uygun olmayan bir adayın seçilmesinin yanlış olacağını Erdoğan’a gerektiği gibi anlatmayarak onu ikna etmemekle suçlanmaktadır. Bahçeli ise, hatırlanacağı gibi; Gül’ün seçilmesine, partisini oylamaya katarak, yardımcı olmakla itham edilir.
Şimdi Bahçeli bu günahının bedelini ödüyor. Büyükanıt ise Erdoğan ile yaptığı son iki konuşmada onu rahatlatarak önünü açmakla itham ediliyor.
Asker zirvesine sivil müdahalesinin ülkeye demokrasi yolunu açtığını düşünenler yakın geçmişte olanları ya hatırlamıyorlar, ya da bilmiyorlar.
***
İKİ MESLEKTAŞ NOTU: “Çarşamba günkü yazınızda öne sürdüğünüz askerin kamuoyundaki yerini saptamak için, kamuoyu yoklaması fikri beni nedense ürküttü. İnşallah durum söylediğiniz gibidir. Ama çevreme bakıyorum da, (buna eski askerler de dahil, hatta askere en acımasız eleştirileri onlar yapıyorlar.) Şu günlerde askere yaklaşım eskiye göre öyle farklı ki! Hem politikacıları, askeri bu duruma düşürdükleri için kınıyorlar, hem de askeri, kendilerini bu noktaya getirdikleri için, acımasızca eleştiriyorlar. Demokrat geçinenler ise,
sonunda Türkiye’de de askerin diğer gelişmiş dünya ülkelerinde olduğu noktaya gerilediği görüşündeler ve bundan memnuniyet duyuyorlar.”
“TSK’da yapılması gereken iletişim hamleleri konusunda İlker Başbuğ’u eleştirmek için değil ama yerine gelecek Işık Koşaner’i öncelik vermesi için uyarsaydınız. Belki yararlı olurdu...”