Silahla alamadığını siyasetle almak

Kısaca hatırlamak gerekiyor; PKK 1984'de başlattığı, hedefini o zaman açıkladığı, silahlı mücadelesinde, zaman zaman koşullarda ortaya çıkan güç dengelerine göre, değişiklikler yapmıştı.

Kısaca hatırlamak gerekiyor;
PKK 1984’de başlattığı, hedefini o zaman açıkladığı, silahlı mücadelesinde, zaman zaman koşullarda ortaya çıkan güç dengelerine göre, değişiklikler yapmıştı. Şimdi yine bu konuda farklı ve daha karma bir yaklaşım uygulaması seyrediyoruz. Bir yandan, psikolojik asimetrik saldırı karşısında bırakılmış güvenlik gücünün görece pasifize olmuş durumundan da yararlanarak, terör yaratma kapasitesini kullanıyor. Diğer yandan da, kaybetmekte olduğu oy desteğini durdurmak için kendisine gereksinimi olan iktidarı sıkıştırarak kazanımlar sağlamaya çalışıyor.
Türkiye’de oldum olası Kürt etnik kökenli vatandaşının varlığından kendi çeşitli çıkarı için yararlanmak
isteyenler var. Tüm yaşamı boyunca, özgür bir demokrasi ortamında insanların, yasalar sınırında kalma koşuluyla, düşüncelerini sınırsız açıklamaları hakkına inanmış bir basın mensubu olarak bunları hiç yadırgamadım. Ama mesleki gözlemler sonunda artık kimin kimi ve hangi görüşleri hangi amaçlar için savunma alışkanlığı kazandığını saptayınca, bir kesim ‘meslektaş’ın aslında
asıl işlevinin görünenden farklı olduğu ortaya çıkıyor.
O zaman görüntülerin ardındakileri aramak gerekiyor.
Ülke 12 Eylül’e doğru giderken siyasi iktidar PKK ilişkileri güncel önem kazanıyor. Çünkü AKP’nin
öncelikle, yakın geleceği için, toplumu terör etkisinden esirgiyor görüntüsüne girmesi, bu hassas noktada
PKK ve onu yakından destekleyenlerle ilişkilerini belli bir noktada tutması gerekiyor. Bu da PKK grubuna,
iktidardan ödün sağlama hevesi veriyor.
Son günlerde ortaya çıkan bu konudaki elle tutulur
olay iktidarın Öcalan ile yandaşları arasındaki teması sağlamak için attığı adımlar dikkat çekici.
Ada’ya, Öcalan’a ulaşmak isteyenlere araç
sağlayan adım başlangıç oldu. Diğer gelişmeler bundan sonra çok boyut kazanmış, Gül’ün “Devlet terörü
önlemek için gerekeni yapar, bunun için çeşitli yöntemler kullanılır” tarzındaki açıklaması, olanları tartışılmaz
hale soktu. İktidar ve PKK arasındaki temas, Erdoğan istediği kadar bunu tevile çalışsın, açık hale geldi. Bunu tabiatıyla, PKK’nın silahla sağlayamadığı kimi gelişmeyi siyaset yoluyla elde etme çabaları izledi.
PKK istekleri her düzeyde açıklandı. Yinelendi.
Tüm medyada yer aldı.
Şimdi bu abartılı PKK isteklerinin asla yerine getirilmesi düşünülemezse de, siyasi iktidarın bunları sadece dinlediğinin işaretlerini vermesi bile PKK için kazanım değil mi? Daha düne kadar PKK’nın böylesine niyetleri çoğumuzu dehşete düşürmüyor muydu?
AKP bu yaklaşımıyla Kürt kökenli vatandaşlardan oy beklemesi kolayca özümsenebilir mi? İktidarın şimdi yadsıdığı bu amaç geniş çevrede kaygıyla irdeleniyor ise de, kaygı isteklerin yerine getirilmesi olasılığından ziyade,
PKK istediğini pazarlık yoluyla mı alıyor? sorusunun gündeme düşmesinden ileri geliyor.
PKK cephesi “AKP ile anlaşma yaptık” dedikten Erdoğan yalanlamalarının neyi ne kadar
önleyebileceğini göreceğiz.
PKK yandaşlarının referandum ve genel seçimlerde desteğini sağlayabilmek için, Erdoğan’ın henüz açıklamaya hazır olmadığı bir ‘Açılım’ arifesinde olduğu anlaşılıyor.
Bu hava, gizli bir iktidar-PKK uzlaşmasının varlığına dayalı kaygının referandum evetleriyle seçim oyları
AKP’ye giderken ülkeyi hangi tehlikelerle yüz yüze getireceğinin sorgulanmasına da yol açıyor.
Şimdi yanıtlanması gereken acil soru, “PKK’nın siyaset yoluyla elde etmeye çalıştığı, henüz düş ürünü kabul edilen koşullar ortaya çıktığında bunları kim engelleyecek? Ülkeyi düşünülmesi bile zor durumdan kim koruyacak?”tır.
Bu soru bir kesimde büyük korku-kaygı yaratırken, Erdoğan’ın hedef aldığı büyük iş camiasına mensup olmakla birlikte kaygı duymayan da var.
İşadamı İzhak Alaton iyimser. Önce referandumda, sonra seçimlerde AKP, alacağı PKK destekli oylarla başarılı olur da, hazırlanacak yeni anayasada PKK’nın istedikleri maddelere yer verilirse ülke neyle karşı karşıya kalır sorusuna şu yanıtı veriyor: “Diyelim ki referandumu ve daha sonra yapılacak seçimleri kazandılar ve gizli ajandayı (varsa) uygulamaya kalktılar. O zaman ne olur biliyor musunuz? Tüm Türkiye ayağa kalkar. En başta da ben ayağa kalkarım. Sivil Toplum Kuruluşları olarak daha demokratik bir yaşam talep ederiz.” (Hürriyet)
Bu değerlendirmeyi iç rahatlatıcı buluyor musunuz?
PKK‘nın ilan ettiği hedeflerine, AKP desteği ile
ulaşması halinde, çözümün bu kadar kolay olabileceğini düşünüyor musunuz?