Strateji tartışmaları

Türkiye'de kurum-lar baş-larındaki yöneticilerin düzeylerine göre şekilleniyor.

Türkiye'de kurum-lar baş-larındaki yöneticilerin düzeylerine göre şekilleniyor.
Harp Akademileri'ni bu genellemenin dışında tutmak gerek çünkü kurallar orada yıllardır büyük ciddiyetle uygulanıyor.
Yılda bir-iki defa da bu uygulamaya dışarıdan davet edilen konuklar şahit oluyorlar.
Akademiler komutanlığında ikinci yılını tamamlayan Hava Orgeneral Faruk Cömert yarın başlayıp iki gün sürecek 'Gelişen Bilgi Teknolojisi ile Güvenlik Politikası ve Stratejileri Arasındaki Etkileşim ve Yönlendirme' konulu sempozyumu düzenledi.
Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi (ASAM) Başkanı Büyükelçi Gündüz Aktan ise bugün öğleden sonra Ankara'da yapılacak olan 'Ortadoğu'da Gelişen Durum ve Türkiye' başlıklı jeopolitik tartışmayı haber veriyor.
Gündüz Aktan üstlendiği bu yeni görevinde, Dışişleri Bakanlığı'nda gerçekleştirmeye fırsat bulamadığı, kimi atılımları ASAM faaliyetlerine yeni boyutlar katarak sergiliyor.
İstanbul'daki toplantıda birinci gün beş, ikinci gün ise altı bildiri tartışılacak.
Askerler, her yıl Türk ve kimi yabancı uzmanları, sadece kendilerini değil sivil uzmanları da ilgilendiren konularda yapılan toplantılarla, dikkatleri bu alanda üzerlerine çekiyorlar.
Son yıllarda, hiç kaçırmadan izlediğim bu seminerlerin çeşitli boyutları var. Bunların hepsinden yararlanmaya çalışıyorum.
Zaman zaman güncellik kazanan yanları ön plana çıksa da, genelde bilimsel alan önde kalıyor. Bütün içerisinde, konu uzmanı olmayanların dikkatini çekecek noktalar da çıkıyor.
ASAM'ın toplantısı teknik olmaktan ziyade güncel. Dışişleri Bakanlığı adına da bir konuşma yapılması bekleniyor. Diğer tebliğleri ise Prof. Dr. Esin Onulduran, Kamran İnan, Mustafa Balbay ve büyükelçi Onur Öymen sunacak.
İstanbul'da gündem 'Bilgi teknolojisi' ile ilgili olarak 'Güvenlik Politikası ve Stratejileri' olunca konu uluslararası boyutları yanında Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren yönleriyle daha çok ilgi çekiyor.
Birinci günkü bildiriler daha çok konuyla doğrudan ilgili olmayanları bilgilendirici, eğitici boyutlar içeriyor. Uluslararası düzeyde kalıyor.
İkinci gün ise 'bilgi teknolojisinin, ulusal güvenlik ve ulusal güvenlik stratejisi ile ilgili boyutu', 'Türkiye'nin ulusal bilgi teknolojisi ihtiyacı', ilgili kamu ve özel kuruluşların 'ulusal güvenlik politikası doğrultusunda yönlendirilmeleri' ve bu alanlardaki gelişmelerin 'ulusal savunma sanayisinin gelişmesine etkisi' içerikli bildirilerle, konu Türkiye ile doğrudan ilgili hale getiriliyor.
Harp Akademileri sempozyumları ve orada yapılan tartışmaların bilimsel düzeyde tam özgürlük içinde yapılması esas. Ama zaman zaman soru-cevap süreçlerinde konuların ve tartışmaların saptırılma eğilimlerine girdiği de oluyor.
Yakın geçmişin, asker tavırlarının daha fazla yoruma açık olduğu düşünülen, günlerinde böyle saptırılan tartışmalara şahit olduğumuzu hatırlıyorum.
O tartışmaları, toplantılarda hazır bulunarak, izlememiş olan kimi meslektaş şimdi, kulaklarında kalan duyumlara göre yorumlar yaparak bu gerçekten düzeyli tartışmaları saptırabiliyorlar. Böylece akademik tartışmalardan, yanlış yaklaşımlarıyla, siyasi değerlendirme çıkmasına sebep oluyorlar.
* * *
SPOR NOTLARI: Galatasaray- Beşiktaş maçı öncesi kimi kaygılarımı not etmiştim. Bunlarda haksız çıktığımı zannetmiyorum. Maç sırasında gözlerim Şükrü Saracoğlu Stadı'nda görmeye alıştığım sarı merdivenleri aradı. İyimser bir düşünceyle 'Herhalde merdivenlere güvenlik için polisler oturtulmuştu' dedim. Açılan pankartlardan GS yöneticilerinin bile ne kadar rahatsız olduğunu yapılan röportajlardan öğrendik. Maç sırasındaki küfürlü tezahürat ve atılan şişeler ise lise kökenliler nüveli oldukları düşünülen GS seyircisi düzeyinin başkanlarının ne kadar gerisinde kaldığını gösterdi. Sahadaki kimi GS futbolcusunun sergilediği sportmenliğin de yüz ağartıcı olduğu söylenemezdi. Ayhan'ın TV ekranına yansımayan hareketini gazetelerden okudum. Ama Song'un Veysel'e attığı tekme ile Thomas'ın yüz kızartıcı tavırlarının cezasız kalması maç hakeminin eksikliğini gösteriyordu. Necati'nin iki sarı kartı ise kendisine 'iyi ve unutamayacağı ders' olarak yorumlanabilirdi.
Genelde başarılı olan Ayhan'ı Hagi'nin neden oyundan aldığını ne Rıdvan ne de diğer yorumcu Bülent anlayabildi. Bunun için maçın ikinci devresinin kasedini dikkatle izlemeleri gerek. O zaman Ayhan'ın nasıl üst üste ayağına aldığı topu ezerek Hagi'nin çıldırmasına sebep olduğunu göreceklerdir.