Trafik dersi

Başkent Ankara'ya İstanbul'dan ilk gelişim 1950'li yılların başında İstanbul'da lise öğrencisiyken oldu. Etkilendiğim konu otobüs duraklarındaki, İstanbul'da pek hatırlamadığım düzen idi.

Başkent Ankara'ya İstanbul'dan ilk gelişim 1950'li yılların başında İstanbul'da lise öğrencisiyken oldu. Etkilendiğim konu otobüs duraklarındaki, İstanbul'da pek hatırlamadığım düzen idi. Sonra Mülkiye öğrenim yıllarında başkent havasının trafik alanında nasıl yavaş yavaş değiştiğine şahit oldum. Şimdi bambaşka Ankara'da yaşıyorum. 1950'li yıllarda birkaç kez, gazeteci olarak gittiğimde görülmemiş kargaşa içinde olan, 1979 Humeyni devriminden sonra Dışişleri Bakanı rahmetli Gündüz Ökçün ile gittiğimde daha düzelmiş Tahran trafiğini hatırlıyorum.
Bugünün Ankarası, Atatürk Bulvarı dışında, bir zamanların Tahran keşmekeşini hatırlatıyor. Bu saptamamın doğruluğunu anlamak için Ankara'nın trafiği en yoğun caddesi Meşrutiyet'ten geçmek gerekiyor.
Geçenlerde trafik sorunuyla birlikte, özellikle kadınları tehdit eden 'kapkaç'ı önlemeye de yararı olur diye düşünülen kavşaklara kamera yerleştirme projesinden neden hemen vazgeçildiğini anlayamadım. Taksi ve özel araçların otobüs duraklarına, hem de bazen çift sıra, park edebildiklerini anlayamadığım gibi.
Bu sorunlar sadece Türkiye'de yok. Dünyanın hemen her yerinde, önlem alınmasa daha da ağır boyutta sergilenecek. Ama oralarda, gelişmiş 'medeni' denen ülkelerde konulmuş kurallar ciddiyetle uygulanıyor. Şimdi biz Türkiye'de, başkentte, ülkenin bu medeni düzeye gelebilmesi için, Avrupa Birliği'ne üye olmayı bekliyoruz.
Bakın: ABD'nin başkenti Washington'da alınan önlemler, 'Bunu toplayacağınız cezalarla yeni gelir kaynağı yaratmak için yapıyorsunuz' ithamlarına karşın, son beş yıl içerisinde nasıl neticeler vermiş?
1999'da ağustos ayında, en önemli caddelerden birine kavşaklara ilk kırmızı kavşak güvenlik kameraları konulmuş. İlk ayda bu kameralar 7 bin 598 kırmızı ışık ihlali yakalamış. 2005 yılı ocak ayında ise ihlaller yüzde 86 düşmüş. Sadece 1063 olmuş.
1999 Ekimi'nde bir başka önemli caddeye konulan kameralar, bir ayda 1159 ihlal saptarken, 2005 Ocak ayında yüzde 85 gerileyerek 172'ye düşmüş.
2000 yılı temmuz ayında 1365 olan bir başka caddedeki ihlaller 2005 Ocak ayında yüzde 89 azalarak 156'ya inmiş.
Amerikalıların trafikle ilgili dertlerinden biri de saldırgan araç kullanma.
Bizde can alıcı kazalar daha ziyade karayollarında ya da İstanbul'un Bağdat Caddesi gibi kesimlerinde görülüyor.
Washington'ın kamera yerleştirilen bir kesiminde ölümle sona eren kazalar sayısı geçen yıl 45'e, son 18 yıl içindeki en düşük düzeye inmiş.
Sürat sınırı aşmaktan doğan ölümcül olaylar sayısıysa, kamera konulmasından bu yana son dört yıl içinde 38'den 17'ye düşmüş.
Tabii kameralar söz konusu suçları tamamen ortadan kaldırmış değil.
Ama etkisi ortada. Yetkililer ceza sisteminin trafik uygulamasının tabii unsurları olduğunu biliyorlar. Bunlardan, eğer düzgün ve kazasız bir kent istiyorsanız asla vazgeçemezsiniz.
En azından, Yankı dergisini yayımlamaya başlamamdan itibaren, 35 yıldır trafik konusu üzerinde dururum. Kaç Emniyet Genel Müdürü, kaç trafik müdürü ile uzun söyleşiler yaptığımı hatırlamıyorum.
Görevlerini hakkıyla yapıp başkent trafiğine çağdaş görünüm verememeleri için ürettikleri gerekçeler çok fazla değildir.
Ya 'Ceza yazıyoruz ama tahsil edemiyoruz, bir işe yaramıyor' derler.
Ya 'Bilmiyorsunuz Ankara'da ne kadar güç durumdayız: başta milletvekilleri olmak üzere başkent kendilerine ceza yazdığımızda istikballerimizle oynayacak, Ankara'dan tayinimizi çıkaracak, kudretli kişilerle doludur. Onlar elimizi kolumuzu bağlar' derler.
Ya da 'Yeterli kadromuz yok' gerekçesini öne sürerler.
Her sabah işe gelirken kaç dikkate alınmayan kırmızı ışıktan geçiyorum?..
Dönüşte geçtiğim caddede araçlar nasıl çift dizi halinde park ediyor?..
AB üyesi ülke olmadan bu ilkel duruma çare bulunduğunu görebilecek miyiz?